سحت
SH́T
Kazımak, kökünden sıyırıp götürmek, bereketi kazıyan kazanç
Kazımak, kökünden sıyırıp götürmek, bereketi kazıyan kazanç
Kökün bütün çekim ve türevlerinin Kuran’daki toplam görünümü.
Ayetlerde filtrelenebilir temel türev form ailesi.
Bir şeyin yüzeyini ve kökünü kazımak, dibinden sıyırıp götürmek. Bu fiziksel kazıma kazanç alanına geçer: kirli bir kazanç, karıştığı malın bereketini, sahibinin dinini ve onurunu kazır. Kuran kökü bozulmuş sözle, hükümle ve otoriteyle birlikte kullanır.
kökünden kazımak, sıyırmak, bereketi kazıyıp götüren kirli kazanç, hükümde rüşvet, kökünden kazıyıp yok etmek
to scrape off, to strip to the root, to extirpate, ill-gotten gain that strips away blessing, a bribe in judgment
Kazıma yüzeyden başlar, kökü alır ve geride bir şey bırakmaz. Kazanca geçtiğinde bereketi götürür. Maide suresinin 42. ayetinde yalanı çok dinleyen ve suhtu çok yiyenler anılır. Taha suresinin 61. ayetinde Allah'a karşı yalan uyduranları bir azap kökünden kazır.
SH́T köküne ruhunu veren ana fikir, bir şeyi kökünden kazıyıp sıyırmaktır. Kazınan yerde iz kalmaz.
1. Kazımak ve sıyırmak
Saç dibinden tıraş edilince, yağ etten sıyrılınca, bir şey azar azar soyulunca bu kök kullanılır. Otsuz kalan yıla ve toprağa da bu kökten ad verilir. Geçtiği yeri süpüren buluta sehite denir. Kazıma yüzeyde başlar ve kökü alır.
2. Bereketi kazıyan kazanç
Kirli kazanca suht denir. Suht bereketi kazıyıp götürür, sahibinin dinini ve onurunu da kazır. Köpek, içki ve domuz satışından gelen para, utanç getiren her kazanç suhttur. Hükümde ve tanıklıkta alınan rüşvet de bu adı alır. Bir kişinin ticareti kirlendiğinde ticareti suhta düştü denir. Kazınan mal da bu kökle anılır: malı kökünden kazındı.
3. Doymayan karın
Suht çok yemek ve çok içmektir. Doymak bilmeyen geniş karına mashut denir. Bir şair Yunus'u yutan balığı anlatırken Allah'ın onu balığın doymak bilmeyen karnından koruduğunu söyler. Kök kazımayı ve doymayan yemeyi aynı yerde buluşturur: yiyen tükettikçe kazınır.
Fiil formu
Sehate kazımak ve soymaktır. Eshate kökünden kazıyıp yok etmektir. Taha suresinin 61. ayeti iki okunuşla gelir: biri sizi soyar, öbürü sizi kökünden kazır anlamındadır. Eshate'r-racul bir kişinin suhta düşmesidir.
İsim formu
Suht bereketi kazıyan kazançtır. Mashut kazınmış ve doymak bilmeyendir. Mesht kökünden kazınmış maldır.
Kuran içi 3 farklı türev form analizi
1. Akkalune li's-suht · suhtu çok yiyenler
Maide suresinin 42. ayetinde onlar yalanı çok dinleyen ve suhtu çok yiyenlerdir denir. İki nitelik aynı kalıptadır, ikisi de çokluk ve süreklilik bildirir: semma'un çok dinleyen, akkalun çok yiyen. Suht kelimesinin kendisi de doymak bilmeyen yemeyi anlatır. Ayetin ardından hüküm gelir: sana gelirlerse aralarında hükmet ya da yüz çevir, hükmedersen adaletle hükmet. Suht bir hüküm bağlamında yenir.
2. Fe yushitekum bi-azab · sizi bir azapla kökünden kazır
Taha suresinin 61. ayetinde Musa sihirbazlara yazıklar olsun size, Allah'a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi bir azapla kökünden kazır, yalan uyduran kaybetmiştir der. Aynı sihirbazlar Firavun'dan galip gelirlerse ücret ister: Araf 7:113, Şuara 26:41. Ücret karşılığı yalan üretmenin karşılığı kökten kazınmaktır. Sihirbazlar sonunda secdeye kapanır ve Firavun'un verdiğini, Allah daha hayırlı ve daha kalıcıdır diyerek geri çevirir.
Taha 20:61 · Şuara 26:41 · Taha 20:73
3. Eklihimu's-suht · suht yemeleri
Maide suresinin 62. ayetinde onların çoğunun günahta, düşmanlıkta ve suht yemede yarıştıklarını görürsün denir. 63. ayette Rabbaniler ve din bilginleri onları günah söz söylemekten ve suht yemekten alıkoysalardı ya denir. Suht yarışan bir topluluğun fiilidir, onu durdurması gerekenler bilgi ve otorite sahipleridir. Aynı surenin 44. ayetinde Rabbaniler ve din bilginleri kitabın korunmasıyla görevli ve onun tanıklarıdır, ayetlerimi az bir bedele satmayın denir.
Maide 5:62 · Maide 5:63 · Maide 5:44
SH́T kökü kazımaktır. Kazınan saç, sıyrılan yağ, otsuz toprak ve süpürülen yer kökün ilk anlamıdır. Kazanca geçtiğinde bereketi, dini ve onuru kazıyan suht olur. Kuran suhtu bozulmuş sözle, hükümle ve otoriteyle birlikte anar ve yalan uyduranı kökünden kazınmayla uyarır.
Maide suresinin 42. ayetinde yalanı çok dinleyen ve suhtu çok yiyenler anılır, ardından onlar arasında adaletle hükmet denir.
Maide suresinin 62. ayetinde onların çoğunun günahta, düşmanlıkta ve suht yemede yarıştıklarını görürsün denir.
Maide suresinin 63. ayetinde Rabbaniler ve din bilginleri onları günah söz söylemekten ve suht yemekten alıkoysalardı ya denir.
Taha suresinin 61. ayetinde Musa, Allah'a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi bir azapla kökünden kazır der.
Bakara suresinin 188. ayetinde mallarınızı aranızda batıl yolla yemeyin ve insanların mallarından bir kısmını bile bile günahla yemek için onları hakimlere sarkıtmayın denir. Tevbe suresinin 34. ayetinde din bilginlerinden ve rahiplerden birçoğu insanların mallarını batıl yolla yer, altını ve gümüşü biriktirip Allah yolunda harcamayanlar anılır.
Onlar Allah'ın kalplerini arındırmak istemediği kimselerdir. Yalanı çok dinleyen, suhtu çok yiyenlerdir.
Hükmedersen aralarında adaletle hükmet, Allah adaletle davrananları sever.
Sihirbazlar Firavun'a galip gelirsek bize ücret var mı der. Aynı surede elçiler buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum, ücretim alemlerin Rabbine aittir der.
Zıt anlamlılar Kuran içi kullanımdan çıkarılacak ve bütün kökler tamamlandığında açılacak.
Veritabanı genişledikçe aynı ayette iki veya daha fazla kez birlikte geçen kökler bu ağda görünür.
Kök Kuran'da her geçtiği yerde bozulmuş bir sözle birlikte gelir. Maide suresinin 42. ayetinde yalanı çok dinleyenler suhtu çok yer. 63. ayette günah söz ile suht yemek yan yana durur. Taha suresinin 61. ayetinde Allah'a karşı yalan uydurmak kökten kazınmayla karşılık bulur. 41. ayette sözleri yerlerinden kaydıranlar anılır. Kazanç bozulmadan önce söz bozulur.
Maide suresinin 42. ayetinde iki nitelik aynı çokluk kalıbında gelir: semma'un yalanı çok dinleyen, akkalun suhtu çok yiyen. Kalıp bir işi sürekli ve çokça yapmayı anlatır. Suht kelimesinin kendisi de çok yemek ve içmektir, doymak bilmeyen karına mashut denir. Yiyen doymaz, yedikçe kazınır.
Maide suresi iki kökü dört ayet arayla kullanır. 38. ayette hırsızlık SRG̈ köküyle anılır, 42. ayette suht SH́T köküyle. Hırsızlık bir malı gizlice almaktır. Suht ise hükmün ve otoritenin yanında, yalanla birlikte yenen kazançtır. Kuran iki fiili ayrı kelimelerle anar.
Bakara suresinin 188. ayetinde mallarınızı insanların mallarından bir kısmını günahla yemek için hakimlere sarkıtmayın denir. Sarkıtmak fiili kovayı kuyuya indirmektir. Türkçedeki rüşvet kelimesi de kova ipinden gelir: rişa, kovayı suya ulaştıran iptir. Aracıya raiş denir: iki taraf arasında gidip gelen, birine artıran, öbüründen eksilten. Kuyuya inen kova hükmün kendisine ulaşır.
Maide suresinin 44. ayetinde Rabbaniler ve din bilginleri kitabın korunmasıyla görevlidir ve onun tanıklarıdır, ayetlerimi az bir bedele satmayın denir. 63. ayette onlara suht yemeyi neden yasaklamadıkları sorulur. Tevbe suresinin 34. ayetinde din bilginlerinden ve rahiplerden birçoğu insanların mallarını batıl yolla yer. Bilgi sahibi ya kazımaya engel olur ya ona ortak olur.
Maide suresinin 41. ayetinde örtmede yarışanlar, 62. ayette günahta, düşmanlıkta ve suht yemede yarışanlar anılır. Fiil aynıdır: yusariun. Al-i İmran suresinin 133. ayetinde aynı kök bağışlanmaya ve cennete yarışmaya çağırır. Suht bir yarışa dönüştüğünde geri kalmak kayıp sayılır.
Araf suresinin 113. ayetinde ve Şuara suresinin 41. ayetinde sihirbazlar Firavun'a, galip gelirsek bize ücret var mı der, Firavun evet ve yakınlarımdan olacaksınız der. Taha suresinin 61. ayetinde Musa onları Allah'a karşı yalan uydurmanın kökten kazınmayla karşılık bulacağı konusunda uyarır. 72. ve 73. ayetlerde sihirbazlar Firavun'u kendilerine gelen apaçık kanıtlara tercih etmez, Allah daha hayırlı ve daha kalıcıdır der.
Taha suresinin 61. ayeti iki okunuşla gelir. Birinci babda yeshatekum, sizi soyar. Dördüncü babda yushitekum, sizi kökünden kazır. Mushafta dördüncü bab okunur. İki okunuş kazımanın iki derecesini verir: yüzeyi soymak ve kökü almak.
Ferazdak bir beytinde ey Mervan oğlu, zamanın ısırığı maldan kökünden kazınmış ya da çırılçıplak kalmış olandan başkasını bırakmadı der. Kök malın kazınmasını da anlatır: malı kökünden kazındı denir.
Ru'be, Yunus'u yutan balığı anlatırken Allah'ın onu balığın doymak bilmeyen karnından koruduğunu söyler: doymayan karına mashut denir. Saffat suresinin 142. ayetinde Yunus'u balık yutar, 145. ayette o çıplak bir yere atılır.
Kuran haksız kazancı yemek diliyle anlatır. Bakara suresinin 188. ayetinde mallarınızı aranızda batıl yolla yemeyin denir. Nisa suresinin 10. ayetinde yetimlerin mallarını haksızca yiyenler karınlarına ateş yer. Fecr suresinin 19. ve 20. ayetlerinde mirası silip süpürerek yer ve malı aşırı seversiniz denir. Suht bu dilin en ağır kelimesidir: yenen şey yiyeni kazır.
Kuran suhtu hükmün, bilginin ve otoritenin yanında, bozulmuş sözle birlikte anar. Bu yapı bugün şu alanlarda karşılık bulur: karar verenlere ve denetçilere aktarılan rüşvet, iki taraf arasında gidip gelip pay alan aracılık, kamu kaynağının şişirilmiş maliyetle belirli ellere aktarılması, kaynağı kirli olup temiz ekonomiye sokulan para, denetim ve tanıklığın satın alınması. Ortak noktaları kökün tanımıdır: kazançların kirlisi, utanç getiren ve bereketi kazıyan kazanç. Kuran bu kazancın sahibini de, içinde yer aldığı topluluğu da kazıdığını söyler.
İbranicede ve Aramicede aynı ses dizisi bozmak ve çürütmek anlamındadır, ses denkliği düzenlidir. Daniel kitabının 2:9 ayetinde kral bilginlere, önüme yalan ve çürük söz getirmek için anlaştınız der. Aramicede yalan kidba, çürük söz şehita kelimesiyle gelir. Maide suresinin 42. ayetinde de yalan ve suht yan yana durur.
Suht bereketi kazıyıp götürür. Zekat arınma ve gelişmedir, bereketin büyümesidir. Maide suresinin 41. ayetinde kalplerini Allah'ın arındırmak istemediği kimseler anılır, 42. ayette onlar suhtu çok yiyenlerdir. Rum suresinin 39. ayetinde riba Allah katında artmaz, Allah'ın rızasını isteyerek yerine getirilen zekat katlanır.
Suht bereketi kazıyan kazançtır. Kuran kelimeyi dört yerde kullanır ve her yerde aynı yapıyı kurar: söz bozulur, hüküm ve otorite kazanca açılır, bir topluluk bu kazançta yarışır, onu durdurması gerekenler susar. Kökün ilk anlamı saçın dibinden tıraşı, yağın etten sıyrılmasıdır. Suht da sahibinin dinini, onurunu ve malının bereketini dibinden sıyırır. Bugün karar verenlere aktarılan rüşvet, aracılık payı, şişirilen kamu harcaması ve kirli kaynaktan gelen para aynı tanımın içindedir. Taha suresinin 61. ayeti yapının sonunu söyler: yalan uyduran kökünden kazınır.
Bu kök üzerine düşüncen var mı?
Okuma notlarını paylaş, sorularını sor ve tartışmaya katıl.