QORE
QORE/سمع SMA
سمع
SMA
185 kez6 türev form
Algılama, dikkat kesilme, boyun eğme ve dış dünyadaki titreşimi zihinsel bir kabulle birleştirme kavramları.

Semantik Anlam Sabiti

Bu kökün tüm türevlerinde korunan değişmez anlam çekirdeği

Dışarıdan gelen sesli veya manevi bir uyarıyı kulak veya kalp vasıtasıyla içeriye almak, bu alışın sadece fiziksel bir titreşimde kalmayıp algılanan verinin gereğini yerine getirme, ona icabet etme ve zihinsel bir farkındalık oluşturma hali.

Kök Oluşum Hikâyesi

Filolojik köken ve anlam evrilmesi

SMA kökü, kadim çöl hayatının sessizliği içinde hayatta kalmanın en keskin duyusunu temsil eder. Kılcal damarlarına indiğimizde görmekten daha öncelikli ve kuşatıcı bir mekanizma buluruz:

1. Görmeden Bilmek

Çölün kum tepeleri arkasında ne olduğu her zaman görülemez, ancak oradan gelen bir tıkırtıyı veya yaklaşan bir kum fırtınasının uğultusu duyulabilir. Bu yüzden bu kök, gaybi (ĞYB) yani gizli olanın ilk habercisidir. İşitmek, varlığın henüz görünmeyen katmanıyla kurulan ilk temastır.

2. İcabet ve Cevap

Arap dil mantığında işitmek salt sesin kulağa çarpması değildir. Birinin size seslendiğini duyup ona dönmüyorsanız, Arapça mantığına göre tam olarak işitmiş sayılmazsınız. Bu kök, işitmek = anlamak = uymak şeklinde bir zincire sahiptir.

3. Kulağın Kapağı Yoktur

Gözünüzü kapatarak görmeyi engelleyebilirsiniz (iradeli bir eylem). Ancak ses, siz istemeseniz de kulağınızdan içeri sızar. Bu yüzden SMA insanın savunmasız olduğu, dış dünyanın insanın içine zorla sızdığı o anın adıdır.

4. Radar ve Uyanıklık

Kadim lügatlerin derinliklerinde SMA köküne dair, modern kulakların ıskaladığı çok daha rafine ve sarsıcı detaylar bulunur. Bu detaylar, işitme eylemini biyolojik bir veri girişinden çıkarıp bir karakter ve varoluş meselesine dönüştürür. Lügatlerde Samū sıfatı kulakları en küçük titreşime karşı aşırı duyarlı olan (dik kulaklı) atlar için kullanılırdı. Burada işitmek, bir hayatta kalma refleksi ve tam bir uyanıklık halidir. Kulak, varlığın radarıdır. Eğer bir canlı işitme hassasiyetini kaybederse, aslında dünyayla olan hayati bağını ve savunma kalkanını yitirmiş sayılır.

5. Kalbin Beslenmesi

Lügatlerde bu kök, bazen kalbin beslenmesiyle ilişkilendirilir. Sesin kulaktan girip kalbe inmesi, bir nevi manevi rızık alımı olarak tarif edilir. Bu yüzden her işitilen şey, kalbin dokusuna katılan bir parçadır.

Fiil Formu

Bir fiil olarak Semi'a, bir sesi algılamakla birlikte o sesin içindeki mesajı kavramak ve o mesaja karşı bir duruş sergilemek demektir. Eğer bir nasihat işitilip uygulanmıyorsa, Kur'an dili buna sağırlık muamelesi yapar. Çünkü fiilin hakkı, kulaktan kalbe giden yolun açık olmasıdır.

İsim Formu

Sem'a, hem işitme duyusunu hem de işitilen şeyin zihindeki yankısını ifade eder. İsim olarak bu kök, insanın dış dünyaya açılan en hassas ve en sorumlu kapısıdır. Arapçada Sem'ah / Şöhret kelimesi de buradan gelir, yani bir insan hakkında başkalarının kulaklarına giden, dilden dile dolaşan haberlerin toplamıdır.

Kur'an İçi 3 Farklı Türev Form Analizi

1. ES-SEMİ'A (السَّمِيعُ): Mutlak Algılayıcı ve İcabet Edici

Allah'ın ismi olarak es-Semî'a: en gizli yakarışları, kalpten geçen sessiz niyetleri ve evrendeki her türlü titreşimi anında fark edip karşılığını verendir. Bu isim, kulun asla yalnız olmadığını ve her çağrısının bir muhatabı olduğunu tesciller.

2. SEMMÂ'ÛN (سَمَّاعُونَ): Kurgulanmış Kulaklar / Casuslar

Maide 41 — Kur'an'da yalanı dinlemek veya fitne çıkarmak için kulak kabartanlar için kullanılır. Buradaki türev, amelin tersine dönmüş halidir — bilgiyi bozmak için istihbari bir hırsla dinlemeyi ifade eder. Kökün işitme gücünün kötüye kullanımını temsil eder.

3. MÜSTEMİ'A (مُسْتَمِعٌ): Kulak Kabartan / Odaklanan

Bir şeyi duymak için özel bir çaba sarf eden, pürdikkat kesilen demektir. Bu türev, işitme eyleminin iradeli ve yüksek konsantrasyonlu halidir. Vahyi veya bir gerçeği sadece duymakla yetinmeyip onun peşine düşen zihni temsil eder.

Semantik Komşular

Kur'an'da سمع kökü ile aynı ayette en az 2 kez birlikte geçen kökler

Henüz yeterli veri yok — kök veritabanı genişledikçe burada komşu kökler görünecek.

Kavramsal Karşıtlar

Kur'an'da سمع kökünün zıt veya tamamlayıcı anlam çifti

بصر
BS̀R
görmek, bakmak, basiret
Duyma ↔ Görme (Kur'an'da sürekli birlikte anılır)
قول
G̈VL
söylemek, demek, söz
Duymak ↔ Söylemek

Proto-Semitik Bağları

Bu kökün diğer Semitik dillerdeki karşılıkları ve ortak kökeni

Akkadca / SHEMŪ: İşitmek, kulak vermek, itaat etmek.

Kenanca / Fenikece / SHAMA: Yüksek sesle duyurmak veya bir çağrıyı duymak.

İbranice / SHEMA: İşitmek, dikkatle dinlemek, uymak ve anlamak.

Ugaritçe / SHMA: Seslenmek, birinin çağrısına cevap vermek.

Süryanice / SHEMA: İşitmek, bir haberi kabul etmek ve boyun eğmek.

Aramice / SHEMA: Dinlemek, bir kuralı veya emri telaffuz etmek.

Diğer Kökler

عبد ABDعبا ABEعبقر ABG̈Rعبر ABRعبس ABSعبث ABS̄عجب ACBعجف ACF
QORE / Kök
سمع
SMA
185× geçiyor6 türev

Algılama, dikkat kesilme, boyun eğme ve dış dünyadaki titreşimi zihinsel bir kabulle birleştirme kavramları.

Semantik Anlam Sabiti
Dışarıdan gelen sesli veya manevi bir uyarıyı kulak veya kalp vasıtasıyla içeriye almak, bu alışın sadece fiziksel bir titreşimde kalmayıp algılanan verinin gereğini yerine getirme, ona icabet etme ve zihinsel bir farkındalık oluşturma hali.
Kök Oluşum Hikâyesi

SMA kökü, kadim çöl hayatının sessizliği içinde hayatta kalmanın en keskin duyusunu temsil eder. Kılcal damarlarına indiğimizde görmekten daha öncelikli ve kuşatıcı bir mekanizma buluruz:

1. Görmeden Bilmek

Çölün kum tepeleri arkasında ne olduğu her zaman görülemez, ancak oradan gelen bir tıkırtıyı veya yaklaşan bir kum fırtınasının uğultusu duyulabilir. Bu yüzden bu kök, gaybi (ĞYB) yani gizli olanın ilk habercisidir. İşitmek, varlığın henüz görünmeyen katmanıyla kurulan ilk temastır.

2. İcabet ve Cevap

Arap dil mantığında işitmek salt sesin kulağa çarpması değildir. Birinin size seslendiğini duyup ona dönmüyorsanız, Arapça mantığına göre tam olarak işitmiş sayılmazsınız. Bu kök, işitmek = anlamak = uymak şeklinde bir zincire sahiptir.

3. Kulağın Kapağı Yoktur

Gözünüzü kapatarak görmeyi engelleyebilirsiniz (iradeli bir eylem). Ancak ses, siz istemeseniz de kulağınızdan içeri sızar. Bu yüzden SMA insanın savunmasız olduğu, dış dünyanın insanın içine zorla sızdığı o anın adıdır.

4. Radar ve Uyanıklık

Kadim lügatlerin derinliklerinde SMA köküne dair, modern kulakların ıskaladığı çok daha rafine ve sarsıcı detaylar bulunur. Bu detaylar, işitme eylemini biyolojik bir veri girişinden çıkarıp bir karakter ve varoluş meselesine dönüştürür. Lügatlerde Samū sıfatı kulakları en küçük titreşime karşı aşırı duyarlı olan (dik kulaklı) atlar için kullanılırdı. Burada işitmek, bir hayatta kalma refleksi ve tam bir uyanıklık halidir. Kulak, varlığın radarıdır. Eğer bir canlı işitme hassasiyetini kaybederse, aslında dünyayla olan hayati bağını ve savunma kalkanını yitirmiş sayılır.

5. Kalbin Beslenmesi

Lügatlerde bu kök, bazen kalbin beslenmesiyle ilişkilendirilir. Sesin kulaktan girip kalbe inmesi, bir nevi manevi rızık alımı olarak tarif edilir. Bu yüzden her işitilen şey, kalbin dokusuna katılan bir parçadır.

Fiil Formu

Bir fiil olarak Semi'a, bir sesi algılamakla birlikte o sesin içindeki mesajı kavramak ve o mesaja karşı bir duruş sergilemek demektir. Eğer bir nasihat işitilip uygulanmıyorsa, Kur'an dili buna sağırlık muamelesi yapar. Çünkü fiilin hakkı, kulaktan kalbe giden yolun açık olmasıdır.

İsim Formu

Sem'a, hem işitme duyusunu hem de işitilen şeyin zihindeki yankısını ifade eder. İsim olarak bu kök, insanın dış dünyaya açılan en hassas ve en sorumlu kapısıdır. Arapçada Sem'ah / Şöhret kelimesi de buradan gelir, yani bir insan hakkında başkalarının kulaklarına giden, dilden dile dolaşan haberlerin toplamıdır.

Kur'an İçi 3 Farklı Türev Form Analizi

1. ES-SEMİ'A (السَّمِيعُ): Mutlak Algılayıcı ve İcabet Edici

Allah'ın ismi olarak es-Semî'a: en gizli yakarışları, kalpten geçen sessiz niyetleri ve evrendeki her türlü titreşimi anında fark edip karşılığını verendir. Bu isim, kulun asla yalnız olmadığını ve her çağrısının bir muhatabı olduğunu tesciller.

2. SEMMÂ'ÛN (سَمَّاعُونَ): Kurgulanmış Kulaklar / Casuslar

Maide 41 — Kur'an'da yalanı dinlemek veya fitne çıkarmak için kulak kabartanlar için kullanılır. Buradaki türev, amelin tersine dönmüş halidir — bilgiyi bozmak için istihbari bir hırsla dinlemeyi ifade eder. Kökün işitme gücünün kötüye kullanımını temsil eder.

3. MÜSTEMİ'A (مُسْتَمِعٌ): Kulak Kabartan / Odaklanan

Bir şeyi duymak için özel bir çaba sarf eden, pürdikkat kesilen demektir. Bu türev, işitme eyleminin iradeli ve yüksek konsantrasyonlu halidir. Vahyi veya bir gerçeği sadece duymakla yetinmeyip onun peşine düşen zihni temsil eder.

Anlamlar

🇹🇷 işitmek, duymak, dinlemek

🇬🇧 to hear, to listen

Türevler

Kuran'daki Çekim Biçimleri (63)

çekim — bu kökün ayetlerdeki bürünümleri (türev değil)

سَمِيعٌsemiun20×
ٱلسَّمِيعُs-semiu19×
يَسْمَعُونَyesmeune19×
سَمِعْنَاsemia'na16×
ٱلسَّمْعَs-sem'a10×
تُسْمِعُtusmiu8×
سَمِعُواsemiu6×
يَسْتَمِعُونَyestemiune6×
يَسْمَعُyesmeu5×
سَمَّٰعُونَsemmaune4×
سَمِيعًاsemian4×
وَٱسْمَعُواvesmeu4×
Tümü (63)
تَسْمَعُtesmeu3×
تَسْمَعُونَtesmeune2×
سَمِعَsemia2×
سَمْعًاsem'an2×
سَمِعْتُمُوهُsemia'tumuhu2×
سَمْعُهُمْsem'uhum2×
فَٱسْتَمِعُواfestemiu2×
نَسْمَعُnesmeu2×
وَٱسْمَعْvesmea'2×
يَسْتَمِعُyestemiu2×
يَسْمَعْهَاyesmea'ha2×
يَسْمَعُواyesmeu2×
أَسْمَعُesmeu1×
أَسْمِعْesmia'1×
أَسْمَعَهُمْesmeahum1×
ٱسْتَمَعَstemea1×
ٱسْتَمَعُوهُstemeuhu1×
ٱلسَّمْعِs-sem'i1×
بِسَمْعِهِمْbisem'ihim1×
بِمُسْمِعٍbimusmiin1×
تَسْتَمِعُونَtestemiune1×
تَسْمَعْtesmea'1×
تَسْمَعُواtesmeu1×
سَمِعَتْsemiat1×
سَمِعْتُمْsemia'tum1×
سَمْعَكُمْsem'akum1×
سَمْعُكُمْsem'ukum1×
سَمِعَهُsemiahu1×
سَمْعِهِsem'ihi1×
سَمْعِهِمْsem'ihim1×
سَمِيعُsemiu1×
فَٱسْتَمِعْfestemia'1×
فَٱسْمَعُونِfesmeuni1×
لَّأَسْمَعَهُمْleesmeahum1×
لَسَمِيعٌlesemiun1×
لَسَمِيعُlesemiu1×
لِلسَّمْعِlissem'i1×
مُسْتَمِعُهُمmustemiuhum1×
مُّسْتَمِعُونَmustemiune1×
مُسْمَعٍmusmein1×
وَأَسْمِعْve esmia'1×
وَٱسْتَمِعْvestemia'1×
وَٱلسَّمِيعِve ssemii1×
وَسَمِعْنَاve semia'na1×
وَسَمْعِهِمْve sem'ihim1×
وَلَتَسْمَعُنَّveletesmeunne1×
يَسْتَمِعِyestemii1×
يَسْمَعَyesmea1×
يُسْمِعُyusmiu1×
يَسَّمَّعُونَyessemmeune1×
يَسْمَعُونَكُمْyesmeunekum1×
Geçtiği Ayetler (163)
Bakara 7خَتَمَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ وَعَلٰى سَمْعِهِمْۜ وَعَلٰٓى اَبْصَارِهِمْ غِشَاوَةٌۘ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ۟kulaklarınınBakara 20يَكَادُ الْبَرْقُ يَخْطَفُ اَبْصَارَهُمْۜ كُلَّمَٓا اَضَٓاءَ لَهُمْ مَشَوْا ف۪يهِۙ وَاِذَٓا اَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُواۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَاَبْصَارِهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ۟işitmeleriniBakara 75اَفَتَطْمَعُونَ اَنْ يُؤْمِنُوا لَكُمْ وَقَدْ كَانَ فَر۪يقٌ مِنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلَامَ اللّٰهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ مِنْ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَişitirlerdi deBakara 93وَاِذْ اَخَذْنَا م۪يثَاقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ الطُّورَۜ خُذُوا مَٓا اٰتَيْنَاكُمْ بِقُوَّةٍ وَاسْمَعُواۜ قَالُوا سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَاُشْرِبُوا ف۪ي قُلُوبِهِمُ الْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْۜ قُلْ بِئْسَمَا يَأْمُرُكُمْ بِه۪ٓ ا۪يمَانُكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَdinledik · dinleyin (demiştik)Bakara 104يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَقُولُوا رَاعِنَا وَقُولُوا انْظُرْنَا وَاسْمَعُواۜ وَلِلْكَافِر۪ينَ عَذَابٌ اَل۪يمٌve dinleyinBakara 127وَاِذْ يَرْفَعُ اِبْرٰه۪يمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ وَاِسْمٰع۪يلُۜ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّاۜ اِنَّكَ اَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُişitensinBakara 137فَاِنْ اٰمَنُوا بِمِثْلِ مَٓا اٰمَنْتُمْ بِه۪ فَقَدِ اهْتَدَوْاۚ وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا هُمْ ف۪ي شِقَاقٍۚ فَسَيَكْف۪يكَهُمُ اللّٰهُۚ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُۜişitendirBakara 171وَمَثَلُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا كَمَثَلِ الَّذ۪ي يَنْعِقُ بِمَا لَا يَسْمَعُ اِلَّا دُعَٓاءً وَنِدَٓاءًۜ صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لَا يَعْقِلُونَbir şey işitmeyenBakara 181فَمَنْ بَدَّلَهُ بَعْدَ مَا سَمِعَهُ فَاِنَّمَٓا اِثْمُهُ عَلَى الَّذ۪ينَ يُبَدِّلُونَهُۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌۜişitendir · işittiktenBakara 224وَلَا تَجْعَلُوا اللّٰهَ عُرْضَةً لِاَيْمَانِكُمْ اَنْ تَبَرُّوا وَتَتَّقُوا وَتُصْلِحُوا بَيْنَ النَّاسِۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌişitendirBakara 227وَاِنْ عَزَمُوا الطَّـلَاقَ فَاِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌişitendirBakara 244وَقَاتِلُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌişitendirBakara 256لَٓا اِكْرَاهَ فِي الدّ۪ينِ قَدْ تَبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّۚ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللّٰهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقٰىۗ لَا انْفِصَامَ لَهَاۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌişitendirBakara 285اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّه۪ وَالْمُؤْمِنُونَۜ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ۜ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِه۪۠ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَص۪يرُİşittikÂl-i İmrân 34ذُرِّيَّةً بَعْضُهَا مِنْ بَعْضٍۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌۚişitendirÂl-i İmrân 35اِذْ قَالَتِ امْرَاَتُ عِمْرٰنَ رَبِّ اِنّ۪ي نَذَرْتُ لَكَ مَا ف۪ي بَطْن۪ي مُحَرَّراً فَتَقَبَّلْ مِنّ۪يۚ اِنَّكَ اَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُişitensinÂl-i İmrân 38هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۚ قَالَ رَبِّ هَبْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةًۚ اِنَّكَ سَم۪يعُ الدُّعَٓاءِişitensinÂl-i İmrân 121وَاِذْ غَدَوْتَ مِنْ اَهْلِكَ تُبَوِّئُ الْمُؤْمِن۪ينَ مَقَاعِدَ لِلْقِتَالِۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌۙişitendiÂl-i İmrân 181لَقَدْ سَمِـعَ اللّٰهُ قَوْلَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ فَق۪يرٌ وَنَحْنُ اَغْنِيَٓاءُۢ سَنَكْتُبُ مَا قَالُوا وَقَتْلَهُمُ الْاَنْبِيَٓاءَ بِغَيْرِ حَقٍّۙ وَنَقُولُ ذُوقُوا عَذَابَ الْحَر۪يقِişittiÂl-i İmrân 186لَتُبْلَوُنَّ ف۪ٓي اَمْوَالِكُمْ وَاَنْفُسِكُمْ وَلَتَسْمَعُنَّ مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَمِنَ الَّذ۪ينَ اَشْرَكُٓوا اَذًى كَث۪يراًۜ وَاِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا فَاِنَّ ذٰلِكَ مِنْ عَزْمِ الْاُمُورِve (sözler) duyacaksınız
Kavramsal Karşıtlar
Proto-Semitik Bağları

Akkadca / SHEMŪ: İşitmek, kulak vermek, itaat etmek.

Kenanca / Fenikece / SHAMA: Yüksek sesle duyurmak veya bir çağrıyı duymak.

İbranice / SHEMA: İşitmek, dikkatle dinlemek, uymak ve anlamak.

Ugaritçe / SHMA: Seslenmek, birinin çağrısına cevap vermek.

Süryanice / SHEMA: İşitmek, bir haberi kabul etmek ve boyun eğmek.

Aramice / SHEMA: Dinlemek, bir kuralı veya emri telaffuz etmek.

Diğer Kökler

Bu Kökten Türeyen İsimler

Kur'ân'da geçen esmâlar arasında bu köke bağlı olanlar: