قول
G̈VL
Sözün ortaya çıkışı, düşüncenin sese bürünerek dış dünyaya taşınması.
Sözün ortaya çıkışı, düşüncenin sese bürünerek dış dünyaya taşınması.
Kökün bütün çekim ve türevlerinin Kuran’daki toplam görünümü.
Ayetlerde filtrelenebilir temel türev form ailesi.
Zihindeki soyut bir anlamın veya iradenin, dile, ses tellerine çarparak dış dünyaya aktarılması. İçte gizli olanın, batının, dışarıda, zahirde bir etki ve varlık alanına kavuşması. Bu kök, sadece konuşmak değil, bir fikrin form kazanarak bir başkasına ulaşma sürecidir. Bu biçim çoğunlukla sözdür. Bir anlam taşıyan her hareket, her yöneliş ve her buyruk da bu kökle anılır. Gözler kabulünü gösterdiğinde gözler işittik ve boyun eğdik dedi denir, el bir şeyi aldığında eliyle dedi denir. Kuran'da sema ve arz da isteyerek geldik der. Allah için kavl, iradenin hiçbir aracıya uğramadan doğrudan etkiye dönüşmesidir. O bir şeyi dilediğinde ona ol der ve o olur. De ki buyruğunda söz Allah'tan gelir, Resul'ün diliyle insanlara ulaşır. Resul sözü taşıyan ve onu söyleyen kişi olur.
söylemek, demek, söz, sözle dışa vurmak, görüş bildirmek, buyurmak, hareketle anlam bildirmek
to say, to state, saying, utterance, to voice an opinion, to command, to express by act
İçte duran anlam söze dökülür, söz dışarı çıkar ve bir muhataba ulaşır. Söylenen söz kayda geçer ve hükme döner. Kaf suresinin 18. ayetinde ağızdan çıkan her söz bir gözetleyicinin yanında kaydedilir. Yasin suresinin 7. ayetinde söz hak olur, yani kesinleşir.
G̈VL kökünün kılcal damarlarına indiğimizde eylemin hafifliği ve dinamizmiyle karşılaşırız. Kuran'da kök en çok dedi ve de ki biçimleriyle karşımıza çıkar. Arap dil mantığında bu kök şu katmanlarla işlenmiştir:
1. Kılcal mantık
Söz içte duran anlamın dışarı çıkmış halidir. Arapçada dilin bir adı mikveldir, söyleme aleti. Yazı sözü sabitler, söz ise söylendiği anda muhataba ulaşır. Kuran kendini iki adla da anar. Tarık suresinin 13. ayetinde ayırıcı bir söz, kavlün fasl, Bakara suresinin 2. ayetinde kitap olarak anılır. Kuran'da söz ve yazı aynı vahyin iki halidir.
2. Hafiflik ve hız
Kökün üç harfi hangi sırayla dizilirse dizilsin hızlılık, hafiflik ve hareket anlamında buluşur. Söz ağızdan ve dilden hafif ve hızlı bir hareketle çıkar. Kök bu hareket anlamını sözün dışında da taşır: kale'l-haitu, duvar meyletti ve düştü demektir. Kuran'da sözün hızla yayılması Nur suresinin 15. ayetinde anlatılır: iftira dilden dile alınır ve bilinmeyen şey ağızlarla söylenir.
3. Sözün dil dışındaki biçimleri
Arapçada kale fiili dille söylemenin yanında anlam taşıyan hareketleri de anlatır. Kale bi-yedihi eliyle uzandı ya da eliyle tuttu, kale bi-ra'sihi başıyla işaret etti, kale bi-riclihi yürüdü demektir. Gözler bir şeye işaret ettiğinde de gözler dedi denir. Eski Arap şiirinde gözler duydum ve uydum der, dolan bir su havuzu da bana yeter der. Bir hareket bir anlam taşıyorsa Arapça o harekete söz der. Kuran da sözü insan dilinin ötesinde kullanır. Fussilet suresinin 11. ayetinde gök ve yer, isteyerek geldik der. Kaf suresinin 30. ayetinde cehennem, daha var mı der.
4. Kayl ve hüküm
Sebe yazıtlarında ve Arapçada kayl kabile reislerine ve yöneticilere verilen addır. Adın sebebi kökün kendisindedir: kayl dilediğini söyler ve sözü yerine gelir. Kökün VIII. babı iktale aleyhim, onlar üzerinde hüküm verdi anlamını taşır. Kuran'da sözün hükme dönüşmesi hakka'l-kavl kalıbıyla anlatılır. Yasin suresinin 7. ayetinde söz çoklarının üzerine hak olmuştur, yani kesinleşmiştir. Kaf suresinin 29. ayetinde söz Allah katında değiştirilmez.
5. Söz ve görüş
Kavl söylenen sözden kişinin görüşüne ve tuttuğu yola genişler. Arapçada bir kişinin kavli onun görüşüdür. Zariyat suresinin 8. ayetinde muhataplara, siz gerçekten birbirini tutmayan bir söz içindesiniz denir. Söz burada bir görüşler karmaşasını anlatır.
6. Kuran'daki karşılığı
Kuran'da kıssalar konuşmalarla ilerler ve kök en çok kale biçimiyle geçer. Resul'e ne söyleyeceği kul buyruğuyla verilir. Allah'ın sözü oluşu başlatır. Yasin suresinin 82. ayetinde Allah bir şeyi dilediğinde ona ol der ve oluş başlar.
Nur 24:15 · Fussilet 41:11 · Kaf 50:30 · Yasin 36:7 · Kaf 50:29 · Zariyat 51:8 · Yasin 36:82
Fiil formu
Bir fiil olarak kale bir anlamı sese ya da beden diline giydirip muhataba yöneltmek demektir. Bu hareket bir eylem başlatıcıdır. Söylemek ya da niyeti bir şekilde göstermek, söylenen şeyin sorumluluğunu almayı ve o anlamın dünyada bir yer kaplamasını sağlamayı ifade eder.
İsim formu
Kavl, söylenen şeyin kendisidir. İsim olarak bu kök insanın karakterini ve niyetini dışarı vuran en temel kanıttır. Arapçada kavli olan bir şey söylenmiş ve hükme bağlanmış olandır.
Kuran içi 3 farklı türev form analizi
1. Kavlen sekila / قَوْلًا ثَقِيلًا · ağır söz
Müzzemmil suresinin 5. ayetinde Resul'e ağır bir söz bırakılacağı söylenir. Vahiyle gelen söze kavl denmesi, onun varlık üzerinde ağırlığı ve basıncı olan bir güç olduğunu gösterir. Sözün ağırlığı dönüştürme gücünden gelir ve taşıyana yüklediği sorumluluğu da anlatır.
2. Kavlen ma'rufa / قَوْلًا مَعْرُوفًا · bilinen söz
Ma'ruf ARF kökünden gelir, herkesin tanıdığı ve iyi bildiği demektir. Nisa suresinin 5. ayetinde mallarını yönetemeyenlere, 8. ayetinde paylaşımda hazır bulunan yakınlara, yetimlere ve yoksullara bilinen bir sözle seslenilmesi istenir. Bu söz insanlar arasındaki bağı onarır ve sağlamlaştırır.
3. Kile / قِيلَ · denildi
Kile söyleyeni örtük kalan söylemedir. Söyleyen örtük kaldığında sözün kendisi öne çıkar, söz kişisel bir iddiadan çıkıp varlığın üzerinde bir yasaya dönüşür. Hud suresinin 44. ayetinde yere suyunu yut, göğe tut denir. Su çekilir, iş bitirilir ve tufan sona erer.
Allah'ın sözü oluşu başlatır. Yasin suresinin 82. ayetinde Allah bir şeyi dilediğinde ona ol der ve oluş başlar. Enam suresinin 73. ayetinde O'nun sözü haktır. Kaf suresinin 29. ayetinde söz O'nun katında değiştirilmez. Nisa suresinin 122. ayetinde Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir diye sorulur.
Kuran Resul'e söyleyeceği sözü kul buyruğuyla verir. Söz Allah'ın, söyleyiş Resul'ündür. Hakka suresinin 40. ayetinde Kuran değerli bir elçinin sözü olarak anılır. Muhataplar ise bu sözü başkasına nispet eder. Müddessir suresinin 25. ayetinde bu yalnız beşer sözüdür derler, Tur suresinin 33. ayetinde onu uydurdu derler. Hakka suresinin 44. ayeti cevabı verir: sözlerden bazısını uydurup Bize yakıştırsaydı.
İnsan sözünden sorumludur. Kaf suresinin 18. ayetinde ağızdan çıkan her söz bir gözetleyicinin yanında kaydedilir. Saff suresinin 2. ve 3. ayetlerinde yapmadığınızı neden söylüyorsunuz diye sorulur. Ahzab suresinin 70. ayetinde iman edenlerden sağlam ve doğru söz istenir. Zümer suresinin 18. ayetinde sözü dinleyip en güzeline uyanlar övülür.
Yapmadığınızı neden söylüyorsunuz? Yapmadığınızı söylemeniz Allah katında büyük bir öfke sebebidir.
Kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. Al-i İmran suresinin 167. ayeti aynı ayrılığı ağızlarla kurar.
O ayırıcı bir sözdür ve boş bir söz olarak gelmemiştir. Tarık suresi iki kökü art arda iki ayette karşılaştırır.
Zıt anlamlılar Kuran içi kullanımdan çıkarılacak ve bütün kökler tamamlandığında açılacak.
Bu kökün Kuran'daki anlam komşuluğu, aynı ayette en sık birlikte geçtiği köklerdir. Güç = ilişkinin tesadüfü aşma katı.
Ugaritçe / QL: ses, gürleme. Kök gök gürültüsü için de kullanılır.
Fenikece / QL: ses.
İbranice / QOL: ses, gök gürültüsü, birinin sesini duymak. Söylemek fiili için İbranice ʾāmar kökünü kullanır.
Aramice ve Süryanice / QĀLĀ: ses. Süryanicede ilahi ezgisi anlamını da taşır.
Geez / QAL: söz, kelime, ses. Arapçanın yanında kökü söz anlamında taşıyan dildir.
Sebece / QYL: kabile reisi, yönetici. Arapçadaki kayl ile aynıdır.
Karşılaştırma notu · Akkadca / QĀLU: susmak, kulak vermek. Batı Semitik ses anlamıyla akrabalığı tartışmalıdır. Bağ kurulursa sesin karşı ucunu, sesi dinlemeyi anlatır.
Kuzeybatı Semitik dillerde kök sesi anlatır. İbranicede qōl ses ve gök gürültüsüdür, söylemek fiili ise ʾāmar ile kurulur. Arapçada iş bölümü tersine döner: söylemek G̈VL ile, buyruk EMR ile anlatılır. Kuran iki kökü tek cümlede buluşturur. Yasin suresinin 82. ayetinde O'nun emri, bir şeyi dilediğinde ona ol demesidir. Kuran sesi ise ayrı bir kökle, S̀VT ile anlatır.
Yasin suresinin 82. ayetinde Allah bir şeyi dilediğinde ona ol der ve oluş başlar. Fe sözü oluşa aralıksız bağlar. Yekun muzari kalıptadır ve oluşu süren bir hal olarak verir. Al-i İmran suresinin 59. ayetinde Adem'in geçmişteki yaratılışı anlatılırken de fiil muzari kalır: önce topraktan yarattı, sonra ona ol dedi ve oluş başladı. Araf suresinin 54. ayetinde gökler ve yer altı evrede yaratılır. Söz oluşu başlatır, oluş evre evre sürer.
Kul buyruğu Kuran'da 336 kez geçer. Kuran Resul'e söyleyeceği sözü bu buyrukla verir, söz Allah'ın, söyleyiş Resul'ün olur. Nüzul sırasında ardışık inen Kafirun, Felak, Nas ve İhlas sureleri kul ile açılır.
Kuran sözü insan dilinin ötesinde de kullanır. Fussilet suresinin 11. ayetinde gök ve yer isteyerek geldik der, Kaf suresinin 30. ayetinde cehennem daha var mı der. Enbiya suresinin 69. ayetinde Allah ateşe serin ve esenlik ol der. Eski Arap şiirinde dolan bir su havuzu konuşur: havuz doldu ve bana yeter dedi, yavaş ol, karnımı doldurdun. Kale burada bir halin dışa vurduğu anlamı anlatır.
Kuran sözü sıfatlarıyla tanımlar ve her sıfatı bir muhataba bağlar. İsra suresinin 23. ayetinde anne babaya değerli bir söz, kavlen kerima. İsra suresinin 28. ayetinde yardım edilemeyen yakına, yoksula ve yolcuya kolay bir söz, kavlen meysura. Taha suresinin 44. ayetinde Firavun'a yumuşak bir söz, kavlen leyyina. Nisa suresinin 63. ayetinde kalplerinde olanı Allah'ın bildiği kimselere içlerine işleyen bir söz, kavlen beliga. Nisa suresinin 5. ayetinde bilinen bir söz, kavlen ma'rufa. Ahzab suresinin 70. ayetinde iman edenlere sağlam ve doğru bir söz, kavlen sedida. Müzzemmil suresinin 5. ayetinde Resul'e ağır bir söz, kavlen sekila.
Bu kök üzerine düşüncen var mı?
Okuma notlarını paylaş, sorularını sor ve tartışmaya katıl.