QORE
QORE/كتب KTB
كتب
KTB
319 kez6 türev form
Birleştirme, dikme, sabitleme ve hükmetme kavramları.

Semantik Anlam Sabiti

Bu kökün tüm türevlerinde korunan değişmez anlam çekirdeği

Dağınık parçaları veya uçucu unsurları bir araya getirerek birbirine eklemek; bu ekleme vasıtasıyla kalıcı, bağlayıcı ve düzenli bir bütün/hüküm oluşturmak.

Kök Oluşum Hikâyesi

Filolojik köken ve anlam evrilmesi

KTB kökünün kılcal damarlarında zanaatın en temel eylemlerinden biri olan "dikiş dikme" yatar. Kadim Arapçada iki deri parçasını birbirine ekleyerek dikmeye, özellikle su kırbasının ağzını sağlamca dikip sızdırmaz hale getirmeye katba denirdi.

Bu kök, sadece mürekkebi kâğıda dökmek değil, "parçaları birbirine dikerek sabitlemek" demektir. Yazı yazmak eylemi, uçup giden ve dağınık olan sözleri/sesleri iğneyle (kalemle) satırın üzerine işlemek, onları dikişle tutturulmuş gibi kalıcı hale getirmektir. Dolayısıyla kelimenin özünde "dağınıklığa son verme" ve "kopmaz bir bağ kurma" iradesi vardır.

Fiil Formu

Bir fiil olarak KTB, zihinsel bir kararın veya ilahî bir iradenin "bağlayıcı" bir kanun haline getirilmesidir. Bir şeyin "yazılması", onun artık tartışmaya kapalı, sabitlenmiş ve yürürlüğe girmiş olduğunu ifade eder. Yazmak, sözün uçuculuğunu bitirip onu bir borç veya sorumluluk olarak insanın üzerine "dikmektir."

İsim Formu

Bu kökten türeyen Kitap, sadece sayfaların birleşimi değil; birbirine eklenmiş hakikatlerin, parçalanması mümkün olmayan "bağlanmış/dikilmiş" bütünlüğüdür. Kitap, bilginin rastgele durmadığı, belirli bir dikiş düzeni (nizam) ile birbirine tutturulduğu ana gövdedir. Bu yapı, içindeki bilgiyi korur ve dışarıya sızmasını engeller.

Kur'an İçi Bağlam (Bakara 183)

"Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazıldı (kütibe)..."

Buradaki kütibe ifadesi, kökün "sabitleme ve dikiş" anlamını en saf haliyle sunar. Oruç eylemi, inananın hayatına ilahî bir dikişle eklenmiştir. Bu "yazgı", sadece bir öneri değil, insanın sorumluluk alanına sımsıkı dikilmiş, ondan ayrılmayan bir hükümdür. Yazı burada vücubiyet (zorunluluk) ve sabitlik ifade eder.

Semantik Komşular

Kur'an'da كتب kökü ile aynı ayette en az 2 kez birlikte geçen kökler

Henüz yeterli veri yok — kök veritabanı genişledikçe burada komşu kökler görünecek.

Kavramsal Karşıtlar

Kur'an'da كتب kökünün zıt veya tamamlayıcı anlam çifti

قرأ
G̈RE
okumak, toplamak, biriktirmek
Yazmak ↔ Okumak (tamamlayıcı çift)

Proto-Semitik Bağları

Bu kökün diğer Semitik dillerdeki karşılıkları ve ortak kökeni

Akkadca / KATĀBU: Genel Sami kullanımından farklı olarak, işaretlemek, damgalamak veya kaydetmek.

Kenanca / Fenikece / KTB: Taşı veya metali oyarak yazı yazmak, nakşetmek.

İbranice / KATAV: Yazmak, kaydetmek, bir reçete veya emir oluşturmak.

Ugaritçe / KTB: Metin kaleme almak, belge/belgelemek.

Süryanice / KTAV: Kutsal metin yazmak, kayıt tutmak, dikişle birleştirmek.

Aramice / KETAV: Yazmak, resmî bir akit veya sözleşme veya bağ düzenlemek.

Diğer Kökler

عبد ABDعبا ABEعبقر ABG̈Rعبر ABRعبس ABSعبث ABS̄عجب ACBعجف ACF
QORE / Kök
كتب
KTB
319× geçiyor6 türev

Birleştirme, dikme, sabitleme ve hükmetme kavramları.

Semantik Anlam Sabiti
Dağınık parçaları veya uçucu unsurları bir araya getirerek birbirine eklemek; bu ekleme vasıtasıyla kalıcı, bağlayıcı ve düzenli bir bütün/hüküm oluşturmak.
Kök Oluşum Hikâyesi

KTB kökünün kılcal damarlarında zanaatın en temel eylemlerinden biri olan "dikiş dikme" yatar. Kadim Arapçada iki deri parçasını birbirine ekleyerek dikmeye, özellikle su kırbasının ağzını sağlamca dikip sızdırmaz hale getirmeye katba denirdi.

Bu kök, sadece mürekkebi kâğıda dökmek değil, "parçaları birbirine dikerek sabitlemek" demektir. Yazı yazmak eylemi, uçup giden ve dağınık olan sözleri/sesleri iğneyle (kalemle) satırın üzerine işlemek, onları dikişle tutturulmuş gibi kalıcı hale getirmektir. Dolayısıyla kelimenin özünde "dağınıklığa son verme" ve "kopmaz bir bağ kurma" iradesi vardır.

Fiil Formu

Bir fiil olarak KTB, zihinsel bir kararın veya ilahî bir iradenin "bağlayıcı" bir kanun haline getirilmesidir. Bir şeyin "yazılması", onun artık tartışmaya kapalı, sabitlenmiş ve yürürlüğe girmiş olduğunu ifade eder. Yazmak, sözün uçuculuğunu bitirip onu bir borç veya sorumluluk olarak insanın üzerine "dikmektir."

İsim Formu

Bu kökten türeyen Kitap, sadece sayfaların birleşimi değil; birbirine eklenmiş hakikatlerin, parçalanması mümkün olmayan "bağlanmış/dikilmiş" bütünlüğüdür. Kitap, bilginin rastgele durmadığı, belirli bir dikiş düzeni (nizam) ile birbirine tutturulduğu ana gövdedir. Bu yapı, içindeki bilgiyi korur ve dışarıya sızmasını engeller.

Kur'an İçi Bağlam (Bakara 183)

"Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazıldı (kütibe)..."

Buradaki kütibe ifadesi, kökün "sabitleme ve dikiş" anlamını en saf haliyle sunar. Oruç eylemi, inananın hayatına ilahî bir dikişle eklenmiştir. Bu "yazgı", sadece bir öneri değil, insanın sorumluluk alanına sımsıkı dikilmiş, ondan ayrılmayan bir hükümdür. Yazı burada vücubiyet (zorunluluk) ve sabitlik ifade eder.

Anlamlar

🇹🇷 yazmak, farz kılmak, takdir etmek

🇬🇧 to write, to prescribe, to decree

Türevler

Kuran'daki Çekim Biçimleri (60)

çekim — bu kökün ayetlerdeki bürünümleri (türev değil)

ٱلْكِتَٰبَl-kitabe78×
ٱلْكِتَٰبِl-kitabi77×
كِتَٰبٌkitabun16×
كِتَٰبٍkitabin15×
كُتِبَkutibe13×
كِتَٰبًاkitaben12×
ٱلْكِتَٰبُl-kitabu8×
كَتَبَketebe8×
كِتَٰبِkitabi6×
وَٱلْكِتَٰبِvelkitabi6×
كِتَٰبَkitabe5×
كِتَٰبَهُkitabehu5×
Tümü (60)
يَكْتُبُونَyektubune5×
بِٱلْكِتَٰبِbil-kitabi4×
بِكِتَٰبٍbikitabin3×
كَاتِبٌkatibun3×
كَتَبْنَاketebna3×
وَكُتُبِهِve kutubihi3×
سَنَكْتُبُsenektubu2×
فَٱكْتُبْنَاfektubna2×
كِتَابٌkitabun2×
كِتَٰبُkitabu2×
كِتَٰبِيَهْkitabiyeh2×
وَٱلْكِتَٰبَvelkitabe2×
وَكَتَبْنَاve ketebna2×
ٱكْتَتَبَهَاktetebeha1×
بِكِتَٰبِكُمْbikitabikum1×
بِّكِتَٰبِىbikitabi1×
تَكْتُبُوهُtektubuhu1×
تَكْتُبُوهَاtektubuha1×
سَتُكْتَبُsetuktebu1×
فَٱكْتُبُوهُfektubuhu1×
فَسَأَكْتُبُهَاfeseektubuha1×
فَكَاتِبُوهُمْfekatibuhum1×
فَلْيَكْتُبْfelyektub1×
كَاتِبًاkatiben1×
كِتَابِkitabi1×
كُتُبٌkutubun1×
كُتُبٍkutubin1×
كَتَبَتْketebet1×
كَتَبْتَketebte1×
كِتَٰبَكَkitabeke1×
كِتَٰبُنَاkitabuna1×
كَتَبْنَٰهَاketebnaha1×
كِتَٰبِهَاkitabiha1×
كِتَٰبَهُمْkitabehum1×
كَٰتِبُونَkatibune1×
كَٰتِبِينَkatibine1×
لَكِتَٰبٌlekitabun1×
لِلْكُتُبِlilkutubi1×
مَكْتُوبًاmektuben1×
وَٱكْتُبْvektub1×
وَبِٱلْكِتَٰبِve bil-kitabi1×
وَكِتَابٍve kitabin1×
وَكِتَٰبٌve kitabun1×
وَكِتَٰبٍve kitabin1×
وَلْيَكْتُبvelyektub1×
وَنَكْتُبُve nektubu1×
يَكْتُبَyektube1×
يَكْتُبُyektubu1×
Geçtiği Ayetler (279)
Bakara 2ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙKitapBakara 44اَتَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبِرِّ وَتَنْسَوْنَ اَنْفُسَكُمْ وَاَنْتُمْ تَتْلُونَ الْكِتَابَۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَKitabıBakara 53وَاِذْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَالْفُرْقَانَ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَKitapBakara 78وَمِنْهُمْ اُمِّيُّونَ لَا يَعْلَمُونَ الْكِتَابَ اِلَّٓا اَمَانِيَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَظُنُّونَKitabıBakara 79فَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِاَيْد۪يهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هٰذَا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ لِيَشْتَرُوا بِه۪ ثَمَناً قَل۪يلاًۜ فَوَيْلٌ لَهُمْ مِمَّا كَتَبَتْ اَيْد۪يهِمْ وَوَيْلٌ لَهُمْ مِمَّا يَكْسِبُونَKitabı · yazdığından · yazıyorlarBakara 85ثُمَّ اَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ تَقْتُلُونَ اَنْفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَر۪يقاً مِنْكُمْ مِنْ دِيَارِهِمْۘ تَظَاهَرُونَ عَلَيْهِمْ بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِۜ وَاِنْ يَأْتُوكُمْ اُسَارٰى تُفَادُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ اِخْرَاجُهُمْۜ اَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ الْكِتَابِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍۚ فَمَا جَزَٓاءُ مَنْ يَفْعَلُ ذٰلِكَ مِنْكُمْ اِلَّا خِزْيٌ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يُرَدُّونَ اِلٰٓى اَشَدِّ الْعَذَابِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَKitabınBakara 87وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَقَفَّيْنَا مِنْ بَعْدِه۪ بِالرُّسُلِ وَاٰتَيْنَا ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ الْبَيِّنَاتِ وَاَيَّدْنَاهُ بِرُوحِ الْقُدُسِۜ اَفَكُلَّمَا جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ بِمَا لَا تَهْوٰٓى اَنْفُسُكُمُ اسْتَكْبَرْتُمْۚ فَفَر۪يقاً كَذَّبْتُمْۘ وَفَر۪يقاً تَقْتُلُونَKitabıBakara 89وَلَمَّا جَٓاءَهُمْ كِتَابٌ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَهُمْۙ وَكَانُوا مِنْ قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى الَّذ۪ينَ كَفَرُواۚ فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ مَا عَرَفُوا كَفَرُوا بِه۪ۘ فَلَعْنَةُ اللّٰهِ عَلَى الْكَافِر۪ينَbir Kitap (Kur'an)Bakara 101وَلَمَّا جَٓاءَهُمْ رَسُولٌ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَهُمْ نَبَذَ فَر۪يقٌ مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَۗ كِتَابَ اللّٰهِ وَرَٓاءَ ظُهُورِهِمْ كَاَنَّهُمْ لَا يَعْلَمُونَkitabı · kitapBakara 105مَا يَوَدُّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ وَلَا الْمُشْرِك۪ينَ اَنْ يُنَزَّلَ عَلَيْكُمْ مِنْ خَيْرٍ مِنْ رَبِّكُمْۜ وَاللّٰهُ يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ ذُوالْفَضْلِ الْعَظ۪يمِkitabBakara 109وَدَّ كَث۪يرٌ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يَرُدُّونَكُمْ مِنْ بَعْدِ ا۪يمَانِكُمْ كُفَّاراًۚ حَسَداً مِنْ عِنْدِ اَنْفُسِهِمْ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْحَقُّۚ فَاعْفُوا وَاصْفَحُوا حَتّٰى يَأْتِيَ اللّٰهُ بِاَمْرِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌkitapBakara 113وَقَالَتِ الْيَهُودُ لَيْسَتِ النَّصَارٰى عَلٰى شَيْءٍۖ وَقَالَتِ النَّصَارٰى لَيْسَتِ الْيَهُودُ عَلٰى شَيْءٍۙ وَهُمْ يَتْلُونَ الْكِتَابَۜ كَذٰلِكَ قَالَ الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ مِثْلَ قَوْلِهِمْۚ فَاللّٰهُ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَKitabıBakara 121اَلَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَتْلُونَهُ حَقَّ تِلَاوَتِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِه۪ۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ۟KitabıBakara 129رَبَّنَا وَابْعَثْ ف۪يهِمْ رَسُولاً مِنْهُمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكّ۪يهِمْۜ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ۟KitabıBakara 144قَدْ نَرٰى تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِي السَّمَٓاءِۚ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضٰيهَاۖ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۜ وَحَيْثُ مَا كُنْتُمْ فَوَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُۜ وَاِنَّ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ لَيَعْلَمُونَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَkitapBakara 145وَلَئِنْ اَتَيْتَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ بِكُلِّ اٰيَةٍ مَا تَبِعُوا قِبْلَتَكَۚ وَمَٓا اَنْتَ بِتَابِـعٍ قِبْلَتَهُمْۚ وَمَا بَعْضُهُمْ بِتَابِـعٍ قِبْلَةَ بَعْضٍۜ وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ اَهْوَٓاءَهُمْ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِۙ اِنَّكَ اِذاً لَمِنَ الظَّالِم۪ينَۢKitapBakara 146اَلَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ اَبْنَٓاءَهُمْۜ وَاِنَّ فَر۪يقاً مِنْهُمْ لَيَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَهُمْ يَعْلَمُونَKitapBakara 151كَمَٓا اَرْسَلْنَا ف۪يكُمْ رَسُولاً مِنْكُمْ يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِنَا وَيُزَكّ۪يكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُمْ مَا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَۜKitabıBakara 159اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْتُمُونَ مَٓا اَنْزَلْنَا مِنَ الْبَيِّنَاتِ وَالْهُدٰى مِنْ بَعْدِ مَا بَيَّنَّاهُ لِلنَّاسِ فِي الْكِتَابِۙ اُو۬لٰٓئِكَ يَلْعَنُهُمُ اللّٰهُ وَيَلْعَنُهُمُ اللَّاعِنُونَۙKitaptaBakara 174اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْتُمُونَ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ الْكِتَابِ وَيَشْتَرُونَ بِه۪ ثَمَناً قَل۪يلاًۙ اُو۬لٰٓئِكَ مَا يَأْكُلُونَ ف۪ي بُطُونِهِمْ اِلَّا النَّارَ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ اللّٰهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَلَا يُزَكّ۪يهِمْۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌKitap-
Kavramsal Karşıtlar
Proto-Semitik Bağları

Akkadca / KATĀBU: Genel Sami kullanımından farklı olarak, işaretlemek, damgalamak veya kaydetmek.

Kenanca / Fenikece / KTB: Taşı veya metali oyarak yazı yazmak, nakşetmek.

İbranice / KATAV: Yazmak, kaydetmek, bir reçete veya emir oluşturmak.

Ugaritçe / KTB: Metin kaleme almak, belge/belgelemek.

Süryanice / KTAV: Kutsal metin yazmak, kayıt tutmak, dikişle birleştirmek.

Aramice / KETAV: Yazmak, resmî bir akit veya sözleşme veya bağ düzenlemek.

Diğer Kökler