قوم
G̈VM
Dikey eksende doğrulmak, ayakta durmak, bir düzeni ayağa kaldırıp kesintisiz ayakta tutmak.
Dikey eksende doğrulmak, ayakta durmak, bir düzeni ayağa kaldırıp kesintisiz ayakta tutmak.
Kökün bütün çekim ve türevlerinin Kuran’daki toplam görünümü.
Ayetlerde filtrelenebilir temel türev form ailesi.
Bir varlığın pasif, yatay ya da çöküntü halinden çıkarak dikey bir eksene geçmesi ve o eksende kalıcı olarak durması. Bu doğrulma fiziki, ahlaki, toplumsal ve varlıksal düzlemde bir düzen, değer, meşruiyet ve devamlılık, yani kıvam üretir. IV. bab ekame bu düzeni ayağa kaldırıp ayakta tutmaktır.
ayağa kalkmak, ayakta durmak, ayağa kaldırıp ayakta tutmak, doğrultmak
to rise, to stand, to establish and sustain, to set upright
Yatay olan doğrulur, ayağa kaldırılır, ayakta tutulur ve kalıcı olur. Kehf suresinin 77. ayetinde yıkılmak üzere olan bir duvar ayağa kaldırılır. Şura suresinin 13. ayetinde dini ayağa kaldırın ve onda ayrılığa düşmeyin denir. Ondan türeyen mukim kalıcı olandır.
G̈VM kökü fiziksel bir ayağa kalkışla başlar ve varlığın düzen kazanmasının ana direğine dönüşür. Kök bu düzeni beş omurga etrafında toplar.
1. Dikey aks ve çadırın direği, kıyam ve ikame
Kadim çöl yaşamında bir çadırın varlığı merkezdeki ana direğin dikilmesine bağlıdır. Direk yere çakılıp dikey hale geldiğinde bez yığını bir çadıra dönüşür. Arapçada bir işin nizamına ve dayanağına kıvamu'l-emr denir. Kame fiili yatan ya da oturanın ayağa kalkmasıdır. Kame'ş-şey ise bir şeyin devam etmesi ve sabit kalmasıdır. Bir düzenin, bir yapının ya da bir sistemin ayağa kaldırılıp ayakta tutulmasına ikame denir. Salatın ayağa kaldırılması, ikametü's-salat, onun bireysel ve toplumsal hayatta dikey bir sütun gibi dikilmesi ve ayakta tutulmasıdır.
2. Eğimden kurtulma ve denge, istikamet ve kıvam
Kıvam bir şeyin bükülmemiş, tam ölçüsünde ve dengede olan halidir. Bir ağaç dalının düzeltilip mızrağa çevrilmesine takvim denir. Bir çizginin dosdoğru kılınmasına istikamet denir. Furkan suresinin 67. ayetinde harcamada israf ile cimrilik arasındaki denge noktasına kıvam denir: dikey duran çizgi.
3. Ayakta tutan sorumluluk, kavvam ve kayyum
Bir şeyin kavvamı olmak, onun masrafını üstlenmek, eksiklerini gidermek, onu çökmekten korumak ve idare etmektir. Kavvam olan kişi himayesindekilerin fırtınalar karşısında devrilmemesi için bir payanda ve sütun görevi görür. Bu yapıyı ayakta tutan işlevsel bir sorumluluktur.
4. Değer ve ölçü, kıyme
Bir malın ederine kıyme denir. Bir nesnenin fiyatı dalgalanmayı bırakıp kararlaştığı, durduğu noktadır. Malın değer kazanması onun ticaret terazisinde bir ağırlık edinmesidir.
5. Ayakta duran topluluk, kavim
Kavim bir iş için birlikte ayağa kalkan, ortak bir omurga etrafında eyleme geçen kolektif iradedir. Eski Arap şiirinde bir şair sorar: bilmiyorum, ama bilecek gibiyim, Hısn ailesi bir kavim midir, yoksa kadınlar mı? Kuran da kavmi kadınlarla karşılaştırır: Hucurat suresinin 11. ayetinde bir kavim başka bir kavmi alaya almasın, kadınlar da kadınları.
6. Kuran'daki karşılığı
Kuran bu kökü bir düzenin ayağa kaldırılması ve ayakta tutulması için kullanır. Ekame fiili salatla birlikte dini, yüzü, tartıyı, şahitliği, indirilen kitapları ve yıkılmak üzere olan bir duvarı nesne alır. Şura suresinin 13. ayetinde dini ayağa kaldırın denir. Rahman suresinin 9. ayetinde tartıyı adaletle ayakta tutun denir. Talak suresinin 2. ayetinde şahitliği Allah için ayakta tutun denir. Kehf suresinin 77. ayetinde bilge kişi yıkılmak üzere olan duvarı ayağa kaldırır.
Şura 42:13 · Rahman 55:9 · Talak 65:2 · Kehf 18:77
Fiil formu
Fiil olarak kame ve yekumu bir durumun ya da nesnenin eylemsizlikten kurtulup aktif, üretken ve dirençli bir pozisyona geçmesidir. Fiziksel doğrulmayla birlikte bir davanın, bir adaletin ya da bir düzenin başlatılması iradesidir. IV. bab ekame ve yukimu, bu düzeni ayağa kaldırıp ayakta tutmaktır.
İsim formu
Kıyam ayakta duruş ve direniş, kıvam ideal ölçü ve nesnel denge, makam dikey olarak durulan ve karar kılınan yer, takvim ise eğriliği giderip en uygun dengeye sokma işlemidir. Mukim, ayakta tutulan ve kalıcı olandır.
Kuran içi 3 farklı türev form analizi
1. Ahseni takvim, en güzel kıvam
Tin suresinin 4. ayetinde biz insanı en güzel kıvamda yarattık denir. Buradaki takvim insanın dikey yürüyüşünü anlattığı kadar, zihnen, ruhen ve ahlaken en dengeli ve en yüksek potansiyelde yaratıldığını da anlatır. İnsan yaratılışındaki bu dikey kıvamı korumakla yükümlüdür.
2. Kavvamine bil-kıst, adaleti ayakta tutanlar
Nisa suresinin 135. ayetinde adaleti ayakta tutanlar olun denir. Müminlerden istenen, şartlar ne olursa olsun, öz akrabaları aleyhine bile olsa adaleti bir çadırın ana direği gibi ayakta tutmalarıdır. Adalet ayakta kaldıkça toplumun çadırı da ayakta kalır.
3. El-Kayyum, her şeyi ayakta tutan
Bakara suresinin 255. ayetinde Allah diri ve kayyumdur. Kayyum kendiliğinden ayakta olan ve mikro ve makro düzeydeki bütün evreni her an ayakta tutan, onların çökmesini önleyen iradedir. Aynı ayette O'nu ne uyuklama ne uyku tutar denir.
G̈VM kökü kaosa ve çöküşe karşı varlıksal bir direniştir. Yatay olanın karşısında dikey olanın haysiyetini, bükülmüş olanın karşısında dosdoğru olanı, istikameti, ve rastgeleliğin karşısında ince ayarlanmış bir dengeyi, kıvamı temsil eder.
Şura suresinin 13. ayetinde Nuh'a, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet edilen bildirilir: dini ayağa kaldırın ve onda ayrılığa düşmeyin.
Talak suresinin 2. ayetinde şahitliği Allah için ayakta tutun denir.
Kehf suresinin 77. ayetinde Musa ile yolculuk eden bilge kişi, kendilerini konuk etmeyen bir kasabada yıkılmak üzere olan bir duvarı ayağa kaldırır ve karşılığında bir ücret istemez. Ekame fiili burada çökmek üzere olan bir yapının ayağa kaldırılmasını anlatır.
Şahitliği Allah için ayakta tutun. Şahitliği gizlemeyin, kim onu gizlerse kalbi günahkardır.
Zıt anlamlılar Kuran içi kullanımdan çıkarılacak ve bütün kökler tamamlandığında açılacak.
Bu kökün Kuran'daki anlam komşuluğu, aynı ayette en sık birlikte geçtiği köklerdir. Güç = ilişkinin tesadüfü aşma katı.
Semitik akrabalarda kök kalkmak, ayakta durmak ve ayağa kaldırıp dikmek etrafında toplanır. Ettirgen biçim ahit kurmak anlamına da genişler.
Kenanca ve Fenikece / QWM: ayakta durmak, dikmek. Yer anlamında MQM. Kayıt teyit edilmeli.
İbranice / QÛM: kalkmak, ayakta durmak, geçerli kalmak. Ettirgen hēqîm: ayağa kaldırmak, dikmek, kurmak ve ahit kurmak. Māqôm: yer, Arapça makamın karşılığı.
Süryanice / QĀM: ayağa kalkmak, bir makama oturmak, mukim olmak. Qyāmā: ahit.
Aramice / QÛM: kalkmak, ayakta durmak, sözleşmeyi sabitlemek.
Akkadca, karşılaştırma notu: qâmu kaydı ayağa kalkmak anlamında teyit edilemedi, Akkadcada qâmu yakmaktır. Yer anlamındaki kumu olası akraba sayılır.
Ekame fiili salatla birlikte başka nesneler de alır. Din, Şura 42:13. Yüz, Rum 30:30. Tartı, Rahman 55:9. Şahitlik, Talak 65:2. Tevrat ve İncil, Maide 5:66. Allah'ın sınırları, Bakara 2:229. Yıkılmak üzere olan bir duvar, Kehf 18:77. Fiil bu nesnelerin hepsini ayağa kaldırılıp ayakta tutulan bir düzen olarak anar. Salat da bu nesnelerin arasında durur. Fiilin karşılığı her yerde aynıdır: ayağa kaldırmak ve ayakta tutmak.
Ekame fiilinden türeyen mukim kalıcı ve sürekli olandır. Tevbe suresinin 21. ayetinde kalıcı bir nimet, Maide suresinin 37. ayetinde kalıcı bir azap anılır. Fatır suresinin 35. ayetinde cennet kalış yurdudur, daru'l-mukame. İbrahim suresinin 40. ayetinde İbrahim Rabbim, beni salatı ayakta tutan kıl der: mukime's-salat. Ayağa kaldırmak, kalıcı kılmaktır.
Kehf suresinin 77. ayetinde Musa ile bilge kişi yemek istedikleri bir kasabada geri çevrilir. Bilge kişi orada yıkılmak üzere olan bir duvarı ayağa kaldırır. Musa dileseydin bunun için bir ücret alırdın der. Kuran ücret istemeyenleri başka yerde de anar: elçiler. Şuara suresinin 109., 127., 145., 164. ve 180. ayetlerinde Nuh, Hud, Salih, Lut ve Şuayb aynı cümleyi söyler: Bunun için sizden bir ücret istemiyorum, ücretim alemlerin Rabbine aittir. Yasin suresinin 21. ayetinde sizden ücret istemeyenlere uyun denir. Ücret almadan ayağa kaldırmak elçilerin ve bilge kişinin ortak niteliğidir. Kehf suresinin 82. ayetinde bilge kişi bunu kendiliğinden yapmadığını, Rabbin bir rahmeti olduğunu söyler.
Rum suresinin 30. ayetinde yüzünü hanif olarak dine doğrult, Allah'ın yaratışında değişiklik yoktur, işte kayyim din budur. Beyyine suresinin 5. ayetinde Allah'a dini O'na özgü kılarak kulluk etmeleri, salatı ayakta tutmaları ve zekatı vermeleri emredildi, işte ayakta duran din budur. Tevbe suresinin 36. ayetinde ayların sayısı kayyim dindir. Kehf suresinin 2. ayetinde kitap dosdoğru kılınmıştır, kayyimen.
Bakara suresinin 255. ayetinde, Al-i İmran suresinin 2. ayetinde ve Taha suresinin 111. ayetinde Allah diri ve kayyumdur. Her şeyi ayakta tutan kendisi uyumaz: O'nu ne uyuklama ne uyku tutar. İnsanın ayağa kaldırdığı her düzen Kayyum'un ayakta tuttuğu bir evrende kurulur.
Nüzul sırasında kökün ilk emirleri kalkıştır. Müzzemmil suresinin 2. ayetinde gecenin azı dışında kalk denir. Müddessir suresinin 2. ayetinde kalk ve uyar denir. Vahiy oku emriyle başlar, ardından kalk emri gelir.
Al-i İmran suresinin 18. ayetinde Allah adaleti ayakta tutarak şahitlik eder. Nisa suresinin 135. ayetinde ve Maide suresinin 8. ayetinde iman edenlere adaleti ayakta tutanlar olun denir. Hadid suresinin 25. ayetinde elçiler kitap ve tartıyla gönderilir ki insanlar adaleti ayakta tutsun.
Fussilet suresinin 30. ayetinde Rabbimiz Allah deyip sonra dosdoğru duranlara melekler iner. Hud suresinin 112. ayetinde emrolunduğun gibi dosdoğru dur denir. İsra suresinin 9. ayetinde bu Kuran en dosdoğru olana iletir. İkame bir düzeni ayakta tutmaksa istikamet o düzende eğilmeden durmaktır.
İbranicede kök kalkmak ve ayakta durmaktır. Ettirgen biçimi hēqîm ayağa kaldırmak, dikmek ve kurmaktır, ahit kurmak için de kullanılır. Yer anlamındaki māqôm Arapça makamın karşılığıdır. Kuran'da da ekame bir ahdin ve bir düzenin nesnelerini alır: din, Tevrat ve İncil, Allah'ın sınırları.
Hucurat suresinin 11. ayetinde bir kavim başka bir kavmi alaya almasın, kadınlar da kadınları denir. Ayet kavmi kadınların karşısına koyar. Eski Arap şiirinde de aynı karşılık vardır: Hısn ailesi bir kavim midir, kadınlar mı? Kavim birlikte ayağa kalkan topluluktur.
Ekame fiili Kuran'da bir düzeni ayağa kaldırıp ayakta tutmayı anlatır. Fiil salatla birlikte dini, yüzü, tartıyı, şahitliği, Tevrat ve İncil'i, Allah'ın sınırlarını ve yıkılmak üzere olan bir duvarı nesne alır. Bu nesnelerin her biri ayakta durması gereken bir düzendir. Ondan türeyen mukim kalıcı olandır, daru'l-mukame kalış yurdudur. Ekame kaldırmakla başlar ve ayakta tutmakla sürer. Salatın ne olduğu da bu nesnelerin yanında aranır: din gibi, tartı gibi, şahitlik gibi ayağa kaldırılan ve ayakta tutulan bir düzen.
Bu kök üzerine düşüncen var mı?
Okuma notlarını paylaş, sorularını sor ve tartışmaya katıl.