كون
KVN
Olmak, meydana gelip bir halde ve bir yerde sabitlenmek.
Olmak, meydana gelip bir halde ve bir yerde sabitlenmek.
Kökün bütün çekim ve türevlerinin Kuran’daki toplam görünümü.
Ayetlerde filtrelenebilir temel türev form ailesi.
Bir şeyin gizli, imkan dahilindeki, potansiyel halinden çıkıp belirli bir mekan, zaman ve nitelik kazanarak somut bir gerçeklik, vücut haline gelmesi. Yokluk veya belirsizlik alanından var olan alanına intikali. Bir tasarı eyleme dönüşür, sabitlenir ve varlık sahasında fiziki ya da manevi bir yer tutar. Oluş bir sözle başlar ve süreç olarak devam eder. Kevn oluşun kendisidir, bir olaydır. Kaine meydana gelen iştir. Kevvenehu fe tekevvene, onu oluşturdu ve o oluştu demektir. Kuran'da oluş bir emirle başlar, ol der ve o olur. Mekan da bir görüşe göre bu kökten gelir, bir şeyin oluşup yer tuttuğu yerdir.
olmak, var olmak, gerçeklik kazanmak, meydana gelmek, oluş, olay, ol emriyle oldurmak, yer tutmak
to be, to exist, to become actual, to come about, becoming, event, to bring into being by the command Be, to take a place
İmkan halinde olan bir şeye söz yönelir, oluş başlar ve var olan bir yerde sabitlenir. Yasin suresinin 82. ayetinde O bir şeyi dilediğinde ona ol der ve oluş başlar. Meryem suresinin 57. ayetinde İdris yüce bir mekana yükseltilir.
KVN köküne ruhunu veren ana fikir, boşluğun ya da belirsizliğin bir şekle bürünüp istikrar kazanmasıdır.
1. Mekan ve vücut bağı
Mekan kelimesi bu kökten mef'al kalıbında türemiş sayılır. Bir şeyin olması, evrende bir hacim ve yer tutması demektir. Kelime sonradan bir yere yerleşmek anlamındaki MKN köküne de bağlanmıştır. Arapçada varoluş ile yer birbirine sıkıca bağlıdır: varlık bir yere sahip olmaktır.
2. Meydana gelmek ve karar kılmak
Kök bir şeyin meydana geldiğini, geçmişte ya da şimdi olduğunu haber verir. Kökün merkezinde sonradan ortaya çıkma ve karar kılma durur. Kök varlık sahnesine çıkıp oraya kök salmayı ve yerleşmeyi anlatır, kalıcı bir oluşu taşır.
3. İstikane ve sınırını bilmek
Arapçada boyun eğmek ve sükunet bulmak anlamına gelen istikane kelimesi bu kökle ilişkilendirilir, kök bağı tartışmalıdır. Varlığın, kendisini var eden iradeye karşı kendi konumunu bilip o sınırlar içinde sükunet bulmasıdır. Kuran kelimeyi sınavda direnen ve boyun eğmeyenler için kullanır: Al-i İmran suresinin 146. ayetinde gevşemediler, zayıf düşmediler ve boyun eğmediler.
4. Kuran'daki karşılığı
Kuran oluşu bir söze bağlar. Yasin suresinin 82. ayetinde O bir şeyi dilediğinde emri ona ol demektir ve oluş başlar. Al-i İmran suresinin 59. ayetinde Adem topraktan yaratılır, sonra ona ol denir ve oluş başlar. Araf suresinin 54. ayetinde yaratma da emir de O'nundur. Yaratma ölçüyle biçim vermektir, ol emri oluşu başlatan sözdür.
Yasin 36:82 · Al-i İmran 3:59 · Araf 7:54
Harf analizi
K · Kaf Kapsayan boşluğu, kozmik kabı ve toplayıcı enerjiyi temsil eder.
V · Vav Bir halden diğerine geçişi, yönelimi ve ilahi irade ile madde arasındaki bağı simgeler.
N · Nun Belirginleşen özü, varlığın çekirdeğini anlatır.
Birleşen fikir Kapsayıcı bir alanda, görünmez bir bağ ile somut bir özün inşa edilmesidir.
Fiil formu
Bir fiil olarak kane bir halin devamlılığını ve kopmazlığını bildirir. Varlığın potansiyel evreden çıkıp şaşmaz bir gerçekliğe oturmasıdır. Arapçada geçmiş, şimdi ya da gelecek fark etmeksizin varlığın sürekliliğine işaret eden en köklü eylemdir.
İsim formu
Kevn var olan her şeyin ortak adıdır. Kainat, var edilmiş, sınırları çizilmiş ve mekanlara ayrılmış bütün mevcudatı kapsar. Kevn yokluğun zıddıdır ve Allah'ın iradesinin fiziksel yansımasıdır.
Kuran içi 3 farklı türev form analizi
1. Kün fe yekun · ol der ve oluş başlar
İradenin söze, sözün oluşa bağlanmasıdır. Yasin suresinin 82. ayetinde O bir şeyi dilediğinde emri ona ol demektir ve oluş başlar. Kün emir kipidir, fe sözü oluşa aralıksız bağlar, yekun şimdiki ve süren zamanı anlatan muzari kiptedir. Söz ile oluşun başlaması arasında aralık yoktur, oluş ise bir süreç olarak devam eder. Al-i İmran suresinin 59. ayetinde geçmiş bir olay anlatılırken de fiil muzari kalır: oluş canlı bir süreç olarak sahnelenir.
2. Kane · zamanı aşan süreklilik
Kuran'da Allah'ın sıfatlarıyla kullanıldığında, örneğin Nisa suresinin 96. ayetinde Allah bağışlayan ve merhamet edendir, kane süren bir hali anlatır. Bu fiil Allah için kullanıldığında zaman çizgisinin ötesine geçer: O hep öyleydi, böyledir ve öyle kalacaktır. Mutlak bir süreklilik ve sabitlik bildirir.
3. Mekanen aliyya · yüce bir mekan
Fiziki boyutu aşan konumdur. Meryem suresinin 57. ayetinde İdris için onu yüce bir mekana yükselttik ifadesiyle yer alır. Mekan kelimesi Kuran'da enlem ve boylamla birlikte manevi bir konumu, şerefi ve statüyü de anlatır. İnsan yalnız bedeniyle değil amelleriyle de varlık hiyerarşisinde bir mekan inşa eder. Enam suresinin 135. ayetinde de bulunduğunuz konuma göre çalışın denir.
KVN kökü yokluğun karanlık alanından çıkarak varlık sahnesinde bir mekan tutmak, ilahi emre boyun eğerek kendi konumunu inşa etmek ve kalıcı bir varoluşa imza atmaktır.
Zıt anlamlılar Kuran içi kullanımdan çıkarılacak ve bütün kökler tamamlandığında açılacak.
Bu kökün Kuran'daki anlam komşuluğu, aynı ayette en sık birlikte geçtiği köklerdir. Güç = ilişkinin tesadüfü aşma katı.
Kökün Semitik akrabalarında ortak çekirdek sağlam kurulmak, sabitlenmek ve olmaktır. Arapça olmak ile kurulmak anlamlarını birleştirir.
Akkadca / KÂNU: sağlam olmak, doğru olmak, sadık kalmak.
Fenikece / KN: olmak, ayrıca sağlam kurmak.
İbranice / KÛN: sağlam kurulmak, sabitlenmek, temellenmek, hazır olmak, hazırlamak.
Süryanice / KWN: var olmak, doğru ve dürüst olmak.
Aramice / KWN: kurulmak, düzene konmak, doğrultmak.
Kün emir kipidir: ol. Fe sözü onu ardından gelene aralıksız bağlar. Yekun muzari kiptedir: şimdiki ve süren zamanı anlatır, işleyen bir oluşu verir. Bu yüzden kalıp ona ol der ve oluş başlar diye aktarılır. Kalıp geçmiş anlatıda da muzari kalır: Al-i İmran suresinin 59. ayetinde Adem topraktan yaratılır, sonra ona ol denir ve oluş başlar. Enam suresinin 73. ayetinde aynı kalıp gelecek bir güne bağlanır. Arapçada bitmiş bir sonucu söylemek için fe kane kalıbı vardır. Kuran ol emrinin ardından her yerde fe yekun der. Kalıp emri bir muhataba yöneltir: ona ol der.
Araf suresinin 54. ayetinde yaratma da emir de O'nundur denir. Kuran iki fiili ayırır. Yaratma ölçüye ve modele göre biçim ve düzen vermektir. Ol emri oluşu başlatan sözdür. Al-i İmran suresinin 59. ayetinde iki fiil sırayla gelir: onu topraktan yarattı, sonra ona ol dedi. Yasin suresinin 82. ayetinde ol demek O'nun emridir.
Ma kane li kalıbı bir şeyin birine yakışmadığını, olacak şey olmadığını anlatır. Meryem suresinin 35. ayetinde Allah'ın çocuk edinmesi olacak şey değildir. Al-i İmran suresinin 79. ayetinde kitap ve hüküm verilen bir beşerin insanlara bana kul olun demesi olacak şey değildir. Ahzab suresinin 36. ayetinde Allah ve Resulü bir işe hükmettiğinde müminlerin kendi işlerinde seçim hakkı olması olacak şey değildir.
Allah'ın sıfatlarıyla gelen kane hep süren bir hali anlatır. Nisa suresinin 96. ayetinde Allah bağışlayan ve merhamet edendir. Fiil burada sürekliliği bildirir.
Meryem suresinin 67. ayetinde insan, daha önce hiçbir şey değilken onu yarattığımızı hatırlamaz mı diye sorulur. İnsan suresinin ilk ayetinde insanın üzerinden anılır bir şey olmadığı uzun bir zaman geçmedi mi diye sorulur. Olmak, anılır bir şey olmaktır.
Semitik dillerde kök sağlam kurulmak, sabitlenmek ve hazırlanmaktır. İbranicede kûn bir evin direkler üzerinde kurulmasını ve bir tahtın sabitlenmesini anlatır. Fenikecede kn doğrudan olmaktır. Arapça kök iki anlamı birleştirir: olmak, bir yerde ve bir halde kurulmaktır. Mekan da bu kurulmanın yeridir.
Ol emri eşyaya ve insana yöneldiğinde bir halden başka bir hale geçişi başlatır. Enbiya suresinin 69. ayetinde ey ateş, İbrahim'e serin ve esenlik ol denir: ateşin hali değişir. Bakara suresinin 65. ayetinde ve Araf suresinin 166. ayetinde Cumartesi yasağını çiğneyenlere aşağılanmış maymunlar olun denir. İsra suresinin 50. ayetinde taş ya da demir olun, yine diriltilirsiniz denir. Ol emri bir şeyin halini ve konumunu değiştirir.
Al-i İmran suresinin 45. ayetinde Meryem'e Allah'tan bir kelime müjdelenir, adı Mesih İsa'dır. Aynı surenin 47. ayetinde Meryem nasıl çocuğum olur diye sorar, cevap ol der ve oluş başlar olur. 59. ayette İsa'nın durumu Adem'inkine benzetilir. Nisa suresinin 171. ayetinde İsa Allah'ın Meryem'e ulaştırdığı kelimesidir. İsa'ya kelime denmesinin karşılığı ol sözüdür.
Enam suresinin 73. ayetinde gökleri ve yeri hak ile yaratan O'dur, ol dediği gün oluş başlar, O'nun sözü haktır, sura üfürüldüğü gün mülk O'nundur denir. İlk oluşu başlatan emir yeniden oluşu da başlatır. Yasin suresinin 81. ayetinde gökleri ve yeri yaratan onların benzerini yaratmaya güç yetirmez mi diye sorulur, 82. ayette O'nun emri ol demektir.
Kuran kün fe yekun kalıbını oluşun mekanizması olarak verir. Kün emirdir ve Allah'ın sözüdür. Fe sözü oluşa aralıksız bağlar. Yekun süren zamanı anlatan kiptedir, oluşu işleyen bir süreç olarak verir. Bu yüzden kalıp ona ol der ve oluş başlar diye okunur. Araf suresinin 54. ayeti yaratmayı ve emri ayırır, Al-i İmran suresinin 59. ayeti ikisini sıraya koyar: önce topraktan yaratılış, sonra ol emri. Yaratma ölçüyle biçim vermektir, ol emri oluşu başlatır. Oluşun kendisi varlığa aittir: söz başlatır, varlık olur.
Bu kök üzerine düşüncen var mı?
Okuma notlarını paylaş, sorularını sor ve tartışmaya katıl.