QORE
QORE/عمل AML
عمل
AML
359 kez5 türev form
Planlı eylem, iradeli hareket, amaçlı üretim kavramları.

Semantik Anlam Sabiti

Bu kökün tüm türevlerinde korunan değişmez anlam çekirdeği

Rastgele veya refleksif olmayan, zihinsel bir tasarı yani niyet ile başlatılan, bir gaye uğruna harcanan ve sonucunda bir eser, değişim veya karşılık beklenen iradeli hareket. Bir amaç için ter dökmek.

Kök Oluşum Hikâyesi

Filolojik köken ve anlam evrilmesi

AML kökünün kılcal damarlarına inildiğinde, insanı diğer canlılardan ayıran temel planlı eylem yeteneği görülmektedir. Arap dilinin derinliklerinde bu kök şu katmanlarla örülüdür:

1. Fiil ve Amel Ayrımı

Kadim Arapçada dilimizde fiil olarak kullanılan feale terimi genel eylemler için kullanılır, göz kırpmak, nefes almak gibi istemsiz eylemler de buna dâhildir. Ancak AML sadece akıl ve irade sahibi varlıkların yaptığı, üzerine düşünülmüş ve tasarlanmış işlerdir. Hayvanın hareketine genel olarak amel denmez, çünkü o içgüdüseldir. Amel, zihinde bir umut veya hedef ile başlar.

2. Umut ile İş Arasındaki Köprü

İlginç bir fonosemantik bağ olarak; يأمل (ya'mel — umut) ile AML (amel — iş) arasındaki ilişki çok güçlüdür. Hemze harfinin yerini Ayn harfine bırakması, soyut bir beklentinin yani umudun, somut ve yorucu bir fiziksel gerçekliğe yani iş ve eyleme dönüşmesini temsil eder. Yani amel, umudun ete kemiğe bürünmüş halidir.

3. Kılcal Harf Analizi

Ayn harfi kaynak, pınar veya gözü sembolize ederken eylemin içsel bir niyetten ve görüden çıktığını simgeler.

Fiil Formu

Bir fiil olarak amile, bir işi belirli bir amaç doğrultusunda, özenle ve sonuç alana kadar sürdürmek demektir. Bu idare etmek, üretmek veya çalışmak anlamlarını taşır. Bir şeyin üzerine amel edildiğinde, o şey ham halinden işlenmiş hale geçer.

İsim Formu

Amel, yapılan işin kendisinden ziyade, o işin arkasındaki değer ve karşılık potansiyelidir. İsim olarak bu kök, insanın dünya üzerindeki tüm varoluşsal üretimini, yani heybesinde biriktirdiği nitelikli eylemler toplamını ifade eder.

Kur'an İçi 3 Farklı Türev Form Analizi

1. AMELUN SÂLİHUN (عَمَلٌ صَالِحٌ): Islah Edici ve Onarıcı Eylem

Kur'an'da genellikle imanla yan yana gelen bu ifade, "iyi işler" olarak çevrilse de bu anlamın çok ötesinde ve çok daha fazlasıdır. Sâlih kelimesi, bozulan bir şeyi düzeltmek, onarmak ve yerli yerine koymak demektir. Dolayısıyla sâlih amel: sistemi tamir eden, hayata değer katan ve bozulmayı engelleyen stratejik düzeltici eylemler anlamına gelir. Rastgele bir iyilik değildir, bilinçli bir yapıcılıktır.

2. EL-ÂMİLÎN (الْعَامِلِينَ): Profesyonel Eylem Sahipleri

Tevbe 60 — Zekâtın verileceği sınıflardan biri olarak geçen el-âmilîne aleyhâ, hem bu işin organizasyonunu yapan görevlileri hem de kamu çalışanlarını ifade eder. Buradaki türev, amelin toplumsal bir organizasyon, yönetim ve profesyonel emek gerektirdiğini kanıtlar. Âmil, eylemini bir sistemin parçası haline getiren kişidir.

3. YA'MELÛN (يَعْمَلُونَ): Sürekli ve Bilinçli Süreç

Kur'an'da "Onlar ne yaptıklarını (ya'melûn) bilirler" gibi kalıplarda çokça geçer. Geniş zaman kipiyle gelmesi, amelin bir yaşam tarzı, bir süreç yönetimi olduğunu vurgular. İnsanın her an bir şeyler inşa ettiği veya yıktığı o kesintisiz üretim bandını temsil eder.

Semantik Komşular

Kur'an'da عمل kökü ile aynı ayette en az 2 kez birlikte geçen kökler

Henüz yeterli veri yok — kök veritabanı genişledikçe burada komşu kökler görünecek.

Kavramsal Karşıtlar

Kur'an'da عمل kökünün zıt veya tamamlayıcı anlam çifti

قول
G̈VL
söylemek, demek, söz
Amel ↔ Söz (sözle amel birlikte istenir)

Proto-Semitik Bağları

Bu kökün diğer Semitik dillerdeki karşılıkları ve ortak kökeni

Akkadca / NEMELU: Kâr, kazanç, çalışma sonucu elde edilen fayda.

Kenanca / Fenikece / IML: Zahmet çekmek, yorulmak, emek harcamak.

İbranice / AMAL: Yorucu çaba, emek, bazen de bu emeğin getirdiği keder veya zorluk.

Süryanice / AML: Çalışmak, bir zanaat icra etmek, gayret göstermek.

Aramice / AMAL: Zorlu iş, emekle elde edilen ürün.

Diğer Kökler

عبد ABDعبا ABEعبقر ABG̈Rعبر ABRعبس ABSعبث ABS̄عجب ACBعجف ACF
QORE / Kök
عمل
AML
359× geçiyor5 türev

Planlı eylem, iradeli hareket, amaçlı üretim kavramları.

Semantik Anlam Sabiti
Rastgele veya refleksif olmayan, zihinsel bir tasarı yani niyet ile başlatılan, bir gaye uğruna harcanan ve sonucunda bir eser, değişim veya karşılık beklenen iradeli hareket. Bir amaç için ter dökmek.
Kök Oluşum Hikâyesi

AML kökünün kılcal damarlarına inildiğinde, insanı diğer canlılardan ayıran temel planlı eylem yeteneği görülmektedir. Arap dilinin derinliklerinde bu kök şu katmanlarla örülüdür:

1. Fiil ve Amel Ayrımı

Kadim Arapçada dilimizde fiil olarak kullanılan feale terimi genel eylemler için kullanılır, göz kırpmak, nefes almak gibi istemsiz eylemler de buna dâhildir. Ancak AML sadece akıl ve irade sahibi varlıkların yaptığı, üzerine düşünülmüş ve tasarlanmış işlerdir. Hayvanın hareketine genel olarak amel denmez, çünkü o içgüdüseldir. Amel, zihinde bir umut veya hedef ile başlar.

2. Umut ile İş Arasındaki Köprü

İlginç bir fonosemantik bağ olarak; يأمل (ya'mel — umut) ile AML (amel — iş) arasındaki ilişki çok güçlüdür. Hemze harfinin yerini Ayn harfine bırakması, soyut bir beklentinin yani umudun, somut ve yorucu bir fiziksel gerçekliğe yani iş ve eyleme dönüşmesini temsil eder. Yani amel, umudun ete kemiğe bürünmüş halidir.

3. Kılcal Harf Analizi

Ayn harfi kaynak, pınar veya gözü sembolize ederken eylemin içsel bir niyetten ve görüden çıktığını simgeler.

Fiil Formu

Bir fiil olarak amile, bir işi belirli bir amaç doğrultusunda, özenle ve sonuç alana kadar sürdürmek demektir. Bu idare etmek, üretmek veya çalışmak anlamlarını taşır. Bir şeyin üzerine amel edildiğinde, o şey ham halinden işlenmiş hale geçer.

İsim Formu

Amel, yapılan işin kendisinden ziyade, o işin arkasındaki değer ve karşılık potansiyelidir. İsim olarak bu kök, insanın dünya üzerindeki tüm varoluşsal üretimini, yani heybesinde biriktirdiği nitelikli eylemler toplamını ifade eder.

Kur'an İçi 3 Farklı Türev Form Analizi

1. AMELUN SÂLİHUN (عَمَلٌ صَالِحٌ): Islah Edici ve Onarıcı Eylem

Kur'an'da genellikle imanla yan yana gelen bu ifade, "iyi işler" olarak çevrilse de bu anlamın çok ötesinde ve çok daha fazlasıdır. Sâlih kelimesi, bozulan bir şeyi düzeltmek, onarmak ve yerli yerine koymak demektir. Dolayısıyla sâlih amel: sistemi tamir eden, hayata değer katan ve bozulmayı engelleyen stratejik düzeltici eylemler anlamına gelir. Rastgele bir iyilik değildir, bilinçli bir yapıcılıktır.

2. EL-ÂMİLÎN (الْعَامِلِينَ): Profesyonel Eylem Sahipleri

Tevbe 60 — Zekâtın verileceği sınıflardan biri olarak geçen el-âmilîne aleyhâ, hem bu işin organizasyonunu yapan görevlileri hem de kamu çalışanlarını ifade eder. Buradaki türev, amelin toplumsal bir organizasyon, yönetim ve profesyonel emek gerektirdiğini kanıtlar. Âmil, eylemini bir sistemin parçası haline getiren kişidir.

3. YA'MELÛN (يَعْمَلُونَ): Sürekli ve Bilinçli Süreç

Kur'an'da "Onlar ne yaptıklarını (ya'melûn) bilirler" gibi kalıplarda çokça geçer. Geniş zaman kipiyle gelmesi, amelin bir yaşam tarzı, bir süreç yönetimi olduğunu vurgular. İnsanın her an bir şeyler inşa ettiği veya yıktığı o kesintisiz üretim bandını temsil eder.

Anlamlar

🇹🇷 işlemek, yapmak, amel

🇬🇧 to do, to work, deed

Türevler

Kuran'daki Çekim Biçimleri (61)

çekim — bu kökün ayetlerdeki bürünümleri (türev değil)

تَعْمَلُونَtea'melune83×
يَعْمَلُونَyea'melune56×
وَعَمِلُواve amilu53×
عَمِلُواamilu18×
أَعْمَٰلَهُمْea'malehum17×
وَعَمِلَve amile11×
أَعْمَٰلُهُمْea'maluhum9×
عَمِلَamile8×
عَمَلًاamelen8×
يَعْمَلْyea'mel7×
ٱعْمَلُواa'melu6×
عَمِلَتْamilet5×
Tümü (61)
أَعْمَٰلَكُمْea'malekum4×
أَعْمَٰلُكُمْea'malukum4×
أَعْمَٰلُنَاea'maluna3×
ٱلْعَٰمِلِينَl-aamiline3×
عَمَلِهِamelihi3×
عَٰمِلُونَaamilune3×
نَعْمَلُnea'melu3×
يَعْمَلُyea'melu3×
أَعْمَلَea'mele2×
أَعْمَلُea'melu2×
عَمَلٌamelun2×
عَمَلٍamelin2×
عَمَلَamele2×
عَمَلِameli2×
عَٰمِلٌaamilun2×
عَمَلَكُمْamelekum2×
عَمِلُوٓاamilu2×
نَعْمَلْnea'mel2×
وَٱعْمَلُواvea'melu2×
وَيَعْمَلْve yea'mel2×
أَعْمَٰلٌea'malun1×
أَعْمَٰلًاea'malen1×
أَعْمَٰلِكُمْea'malikum1×
أَعْمَٰلِهِمْea'malihim1×
ٱعْمَلْa'mel1×
ٱعْمَلُوٓاa'melu1×
ٱلْعَٰمِلُونَl-aamilune1×
تَّعْمَلُtea'melu1×
عَامِلٌaamilun1×
عَامِلَةٌaamiletun1×
عَٰمِلٍaamilin1×
عَمِلْتُمْamiltum1×
عَمِلَتْهُamilethu1×
عَمَلُكَameluke1×
عَمَلُكُمْamelukum1×
عَمَلُهُameluhu1×
عَمَلَهُمْamelehum1×
عَمَلِهِمamelihim1×
عَمَلِىameli1×
فَٱعْمَلْfea'mel1×
فَلْيَعْمَلِfelyea'meli1×
فَلْيَعْمَلْfelyea'mel1×
فَنَعْمَلَfenea'mele1×
لِعَمَلِكُمliamelikum1×
وَٱلْعَمَلُvel'amelu1×
وَٱلْعَٰمِلِينَvel'aamiline1×
وَتَعْمَلْve tea'mel1×
وَعَمَلِهِve amelihi1×
وَيَعْمَلُونَve yea'melune1×
Geçtiği Ayetler (313)
Bakara 25وَبَشِّرِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ كُلَّمَا رُزِقُوا مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ رِزْقاًۙ قَالُوا هٰذَا الَّذ۪ي رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ وَاُتُوا بِه۪ مُتَشَابِهاًۜ وَلَهُمْ ف۪يهَٓا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَهُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَve işleyenBakara 62اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَالَّذ۪ينَ هَادُوا وَالنَّصَارٰى وَالصَّابِـ۪ٔينَ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَعَمِلَ صَالِحاً فَلَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۖ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَve yaparsaBakara 74ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَهِيَ كَالْحِجَارَةِ اَوْ اَشَدُّ قَسْوَةًۜ وَاِنَّ مِنَ الْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ الْاَنْهَارُۜ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ الْمَٓاءُۜ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَyaptıklarınız-Bakara 82وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ۟ve yapanlarBakara 85ثُمَّ اَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ تَقْتُلُونَ اَنْفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَر۪يقاً مِنْكُمْ مِنْ دِيَارِهِمْۘ تَظَاهَرُونَ عَلَيْهِمْ بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِۜ وَاِنْ يَأْتُوكُمْ اُسَارٰى تُفَادُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ اِخْرَاجُهُمْۜ اَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ الْكِتَابِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍۚ فَمَا جَزَٓاءُ مَنْ يَفْعَلُ ذٰلِكَ مِنْكُمْ اِلَّا خِزْيٌ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يُرَدُّونَ اِلٰٓى اَشَدِّ الْعَذَابِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَyaptıklarınız-Bakara 96وَلَتَجِدَنَّهُمْ اَحْرَصَ النَّاسِ عَلٰى حَيٰوةٍۚ وَمِنَ الَّذ۪ينَ اَشْرَكُوا يَوَدُّ اَحَدُهُمْ لَوْ يُعَمَّرُ اَلْفَ سَنَةٍۚ وَمَا هُوَ بِمُزَحْزِحِه۪ مِنَ الْعَذَابِ اَنْ يُعَمَّرَۜ وَاللّٰهُ بَص۪يرٌ بِمَا يَعْمَلُونَ۟yaptıklarıBakara 110وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَۜ وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌyaptıklarınızBakara 134تِلْكَ اُمَّةٌ قَدْ خَلَتْۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُمْ مَا كَسَبْتُمْۚ وَلَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَonların yapıyorBakara 139قُلْ اَتُحَٓاجُّونَنَا فِي اللّٰهِ وَهُوَ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْۚ وَلَـنَٓا اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْۚ وَنَحْنُ لَهُ مُخْلِصُونَۙbizim yaptıklarımız · sizin yaptıklarınızBakara 140اَمْ تَقُولُونَ اِنَّ اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطَ كَانُوا هُوداً اَوْ نَصَارٰىۜ قُلْ ءَاَنْتُمْ اَعْلَمُ اَمِ اللّٰهُۜ وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ كَتَمَ شَهَادَةً عِنْدَهُ مِنَ اللّٰهِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَyaptıklarınız-Bakara 141تِلْكَ اُمَّةٌ قَدْ خَلَتْۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُمْ مَا كَسَبْتُمْۚ وَلَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ۟onların yapıyorBakara 144قَدْ نَرٰى تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِي السَّمَٓاءِۚ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضٰيهَاۖ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۜ وَحَيْثُ مَا كُنْتُمْ فَوَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُۜ وَاِنَّ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ لَيَعْلَمُونَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَonların yaptıkları-Bakara 149وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۜ وَاِنَّهُ لَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَyaptıklarınız-Bakara 167وَقَالَ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوا لَوْ اَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَتَبَرَّاَ مِنْهُمْ كَمَا تَبَرَّؤُ۫ا مِنَّاۜ كَذٰلِكَ يُر۪يهِمُ اللّٰهُ اَعْمَالَهُمْ حَسَرَاتٍ عَلَيْهِمْۜ وَمَا هُمْ بِخَارِج۪ينَ مِنَ النَّارِ۟bütün fiilleriniBakara 217يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الشَّهْرِ الْحَرَامِ قِتَالٍ ف۪يهِۜ قُلْ قِتَالٌ ف۪يهِ كَب۪يرٌۜ وَصَدٌّ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَكُفْرٌ بِه۪ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَاِخْرَاجُ اَهْلِه۪ مِنْهُ اَكْبَرُ عِنْدَ اللّٰهِۚ وَالْفِتْنَةُ اَكْبَرُ مِنَ الْقَتْلِۜ وَلَا يَزَالُونَ يُقَاتِلُونَكُمْ حَتّٰى يَرُدُّوكُمْ عَنْ د۪ينِكُمْ اِنِ اسْتَطَاعُواۜ وَمَنْ يَرْتَدِدْ مِنْكُمْ عَنْ د۪ينِه۪ فَيَمُتْ وَهُوَ كَافِرٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَـالِدُونَonların bütün yaptıklarıBakara 233وَالْوَالِدَاتُ يُرْضِعْنَ اَوْلَادَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ لِمَنْ اَرَادَ اَنْ يُـتِمَّ الرَّضَاعَةَۜ وَعَلَى الْمَوْلُودِ لَهُ رِزْقُهُنَّ وَكِسْوَتُهُنَّ بِالْمَعْرُوفِۜ لَا تُكَلَّفُ نَفْسٌ اِلَّا وُسْعَهَاۚ لَا تُضَٓارَّ وَالِدَةٌ بِوَلَدِهَا وَلَا مَوْلُودٌ لَهُ بِوَلَدِه۪ وَعَلَى الْوَارِثِ مِثْلُ ذٰلِكَۚ فَاِنْ اَرَادَا فِصَالاً عَنْ تَرَاضٍ مِنْهُمَا وَتَشَاوُرٍ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَاۜ وَاِنْ اَرَدْتُمْ اَنْ تَسْتَرْضِعُٓوا اَوْلَادَكُمْ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ اِذَا سَلَّمْتُمْ مَٓا اٰتَيْتُمْ بِالْمَعْرُوفِۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌyaptığınızBakara 234وَالَّذ۪ينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ اَزْوَاجاً يَتَرَبَّصْنَ بِاَنْفُسِهِنَّ اَرْبَعَةَ اَشْهُرٍ وَعَشْراًۚ فَاِذَا بَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ ف۪يمَا فَعَلْنَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِنَّ بِالْمَعْرُوفِۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌyaptıklarınız-Bakara 237وَاِنْ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِنْ قَبْلِ اَنْ تَمَسُّوهُنَّ وَقَدْ فَرَضْتُمْ لَهُنَّ فَر۪يضَةً فَنِصْفُ مَا فَرَضْتُمْ اِلَّٓا اَنْ يَعْفُونَ اَوْ يَعْفُوَا الَّذ۪ي بِيَدِه۪ عُقْدَةُ النِّكَاحِۜ وَاَنْ تَعْفُٓوا اَقْرَبُ لِلتَّقْوٰىۜ وَلَا تَنْسَوُا الْفَضْلَ بَيْنَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌyaptıklarınızBakara 265وَمَثَلُ الَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمُ ابْتِغَٓاءَ مَرْضَاتِ اللّٰهِ وَتَثْب۪يتاً مِنْ اَنْفُسِهِمْ كَمَثَلِ جَنَّةٍ بِرَبْوَةٍ اَصَابَهَا وَابِلٌ فَاٰتَتْ اُكُلَهَا ضِعْفَيْنِۚ فَاِنْ لَمْ يُصِبْهَا وَابِلٌ فَطَلٌّۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌyaptıklarınızBakara 271اِنْ تُبْدُوا الصَّدَقَاتِ فَنِعِمَّا هِيَۚ وَاِنْ تُخْفُوهَا وَتُؤْتُوهَا الْفُقَـرَٓاءَ فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۜ وَيُكَفِّرُ عَنْكُمْ مِنْ سَيِّـَٔاتِكُمْۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌyaptıklarınız
Kavramsal Karşıtlar
Proto-Semitik Bağları

Akkadca / NEMELU: Kâr, kazanç, çalışma sonucu elde edilen fayda.

Kenanca / Fenikece / IML: Zahmet çekmek, yorulmak, emek harcamak.

İbranice / AMAL: Yorucu çaba, emek, bazen de bu emeğin getirdiği keder veya zorluk.

Süryanice / AML: Çalışmak, bir zanaat icra etmek, gayret göstermek.

Aramice / AMAL: Zorlu iş, emekle elde edilen ürün.

Diğer Kökler