اتي
ETY
Önü açık bir yoldan gelip varmak ve bir şeyin varmasını sağlamak.
Önü açık bir yoldan gelip varmak ve bir şeyin varmasını sağlamak.
Kökün bütün çekim ve türevlerinin Kuran’daki toplam görünümü.
Ayetlerde filtrelenebilir temel türev form ailesi.
Bir şeyin zorlamadan, pürüzden, ağırlıktan ve dışsal dirençten arınmış bir akışla, kendi doğası ve iç dinamiği gereği, vakti geldiğinde süzülerek hedefine ulaşması. Geliş yolda başlar ve varışa yönelir. Bu akış fiziksel düzlemde gelmeye ve getirmeye, bir şeyi birine ulaştırmaya ve bir ağacın meyvesini vermesi gibi ortaya koymaya dönüşür. Ahlaki düzlemde vermeye ve bahşetmeye, eylem düzleminde bir işe girişmeye ve onu yerine getirmeye, ilişki düzleminde uymaya ve boyun eğmeye dönüşür. Uyum ve kolaylık da bu yoldan türer: önü açılan iş kolaylaşır, uyan kişi birlikte yürür.
gelmek, varmak, getirmek, ulaştırmak, ortaya koymak, vermek, bir işe girişmek
to come, to arrive, to bring, to deliver, to bring forth, to give, to commit an act
Önü açık bir yol, o yolda gelen bir şey, ulaşılan bir hedef ve ortaya konan bir ürün. Nahl suresinin 1. ayetinde Allah'ın emri gelir, onu acele istemeyin denir. İbrahim suresinin 25. ayetinde güzel ağaç Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Bakara suresinin 43. ayetinde salatı ayakta tutun ve zekatı yerine getirin denir.
ETY köküne ruhunu veren ana fikir, önü açık bir yoldan gelip varmaktır. Gelen şey kendi mecrasında akar ve hedefine kolayca erişir.
1. Gelmek ve varmak
Arapçada iki kök de geldi diye çevrilir. ETY kolay bir gelişi anlatır ve varış henüz gerçekleşmeden yöneliş için de söylenir. CYE gerçekleşmiş varışı anlatır, anlamı daha geneldir. Gelen bir şey ETY ile yoldadır, CYE ile gelmiş ve yerine oturmuştur.
Kuran iki kökü aynı ayette birlikte kullandığında bu ayrım açıkça görünür. Saf suresinin 6. ayetinde İsa benden sonra gelecek bir elçiyi müjdeler, fiil ETY'dir. Ardından o elçi apaçık kanıtlarla onlara geldiğinde denir, fiil CYE'dir. Muhammed suresinin 18. ayetinde saatin onlara ansızın gelmesi beklenir, fiil ETY'dir. Saatin işaretleri ise gelmiştir, fiil CYE'dir. Hud suresinin 76. ayetinde Rabbinin emri gelmiştir, fiil CYE'dir. Onlara geri çevrilemeyecek bir azap gelmektedir, kelime ETY'dir.
Saf 61:6 · Muhammed 47:18 · Hud 11:76
2. Su yolu ve sel
Bir adamın kendi toprağına açtığı su yoluna etiyy denir. Suya yol açmak, yatağını düzeltip onu varacağı yere akıtmak bu köktendir. Yüzeyinde akıp geçen sele ve başka bir yerde yağan yağmurdan gelen sele de etiyy ve etavi denir. Bu yüzden yabancı ve garip kişiye de etavi denir: o da başka bir yerden gelmiştir.
İşlek yol ve yolların kavuştuğu yer de bu kökten adını alır: mita, herkesin geldiği ve yürüdüğü yoldur. Atların koşusunun bittiği son noktaya da mita denir. Kök böylece yolu, yolda geleni ve yolun vardığı yeri birlikte taşır.
3. Ulaştırmak ve ortaya koymak: ita
Dördüncü babda kök bir şeyin varmasını sağlamaktır. Kehf suresinin 62. ayetinde Musa genç yol arkadaşına azığımızı getir der. Aynı surenin 96. ayetinde bana demir kütleleri getirin denir. Getirtmek, ulaştırmak ve vermek aynı fiildir.
Hurmanın ve toprağın verimine ita denir, verimin kendisine zeka denir. Hurma meyve verdiğinde atet en-nahle denir. Kuran aynı fiili bahçe ve ağaç için kullanır: Kehf suresinin 33. ayetinde iki bahçe de meyvesini verir, İbrahim suresinin 25. ayetinde güzel ağaç Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Bakara suresinin 265. ayetinde mallarını Allah'ın rızasını arayarak harcayanlar, sağanak yağmur alıp meyvesini iki kat veren bir bahçeye benzer. Ita burada bir varlığın kendinden ürün ortaya koymasıdır.
Kökte uyum ve kolaylık anlamı da vardır. Muvafakat bir kişiyle bir işte uyuşmak ve onunla birlikte yürümektir. Bir işin önü açıldığında ona teetti denir: iş kolaylaşmış, yolunu bulmuştur.
Fiil formu
Eta ve ye'ti gelmek, varmak ve bir işe girişmektir. Bi edatıyla getirmek olur: Bakara suresinin 23. ayetinde ondan bir sure getirin denir. Bir işe ve bir fiile gelmek onu yapmaktır: Araf suresinin 80. ayetinde Lut kavmine o çirkin işe mi geliyorsunuz der. Allah'ın ve emrinin gelişi de bu fiille anlatılır: Nahl suresinin 26. ayetinde Allah onların yapısına temellerinden gelir.
Ata ve yu'ti getirtmek, ulaştırmak, ortaya koymak ve vermektir. Kuran'da kitap, hüküm, hikmet, mülk ve rızık bu fiille verilir, bahçe meyvesini bu fiille verir, zekat bu fiille yerine getirilir.
İsim formu
Ati gelen ve gelmekte olandır. Kuran'da yolda olan ve mutlaka varacak olanı anlatır: saat gelmektedir, Allah'ın tayin ettiği vade gelmektedir. Me'tiyy varılandır, edilgen kalıptadır. İta vermenin kendisidir, mu'tun verenlerdir.
Kuran içi 3 farklı türev form analizi
1. İtau'z-zekat · zekatın yerine getirilmesi
Zekat arınma ve gelişmedir. Bir ağaç meyvesini nasıl verirse insan da arınmayı ve gelişmeyi öyle ortaya koyar: zekatı yerine getirmek budur. Zekat temizlik ile büyümeyi birlikte taşır, budanan bir ağaç gibi: kurusu ve fazlası alınan dal daha gür çıkar. Kuran'da zekat her yerde ita ile yerine getirilir ve çoğu yerde salatı ayakta tutmakla yan yana gelir. Enbiya suresinin 73. ayetinde elçilere hayırlı işler yapmak, salatı ayakta tutmak ve zekatı yerine getirmek vahyedilir. Nur suresinin 37. ayetinde ticaretin ve alışverişin Allah'ı anmaktan, salatı ayakta tutmaktan ve zekatı yerine getirmekten alıkoymadığı kişiler anılır.
Kuran zekatın iki yönünü birlikte verir. Fussilet suresinin 6. ve 7. ayetlerinde vay haline o ortak koşanların ki zekatı yerine getirmezler denir: zekat şirkten arınmadır. Tevbe suresinin 103. ayetinde mallarından bir sadaka al, onunla onları temizlersin ve arındırırsın denir: maldan ayrılan pay insanı arındırır. Bakara suresinin 177. ayetinde malı yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalana ve isteyenlere vermek ve zekatı yerine getirmek ayrı ayrı sayılır.
Enbiya 21:73 · Fussilet 41:7 · Tevbe 9:103 · Bakara 2:177
2. O'nun vaadi varılandır
Meryem suresinin 61. ayetinde Rahman'ın kullarına gaybda vaat ettiği Adn cennetleri anılır ve O'nun vaadi varılandır denir. Me'tiyy edilgen kalıptadır: vaat, kulların vardığı yerdir. Aynı surenin 93. ayetinde göklerde ve yerde olan herkes Rahman'a kul olarak gelir, 95. ayette hepsi kıyamet günü O'na tek başına gelir. Surede vaat bir varış yeridir, kullar da o yere doğru yoldadır.
Meryem 19:61 · Meryem 19:93 · Meryem 19:95
3. Allah'ın emri geldi
Nahl suresinin 1. ayetinde Allah'ın emri geldi, onu acele istemeyin denir. Fiil geçmiş kiptedir, ardından gelen yasak ise emrin henüz beklendiğini gösterir. ETY varış gerçekleşmeden de yöneliş için söylenir: emir yola çıkmıştır ve gelişi yakındır. Aynı surenin 33. ayetinde Rabbinin emrinin gelmesi beklenir.
ETY kökü önü açık bir yolda gelmek, yolunu bulup varmak ve bir şeyin varmasını sağlamaktır. Su kendi yatağında akar, ağaç meyvesini verir, insan zekatı yerine getirir, vaat kulların vardığı yerdir.
Allah'ın lütfundan kendilerine verdiği şeyde cimrilik edenler bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasın, o kendileri için kötüdür.
Rablerinin ayetlerinden bir ayet onlara geldiğinde ondan yüz çevirirler.
Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara vermeyi emreder, çirkin işi, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar.
Zıt anlamlılar Kuran içi kullanımdan çıkarılacak ve bütün kökler tamamlandığında açılacak.
Bu kökün Kuran'daki anlam komşuluğu, aynı ayette en sık birlikte geçtiği köklerdir. Güç = ilişkinin tesadüfü aşma katı.
Kök Semitik dillerde gelmek ve varmak anlamında yaşar. Ettirgen biçimi getirmek ve ulaştırmaktır.
İbranice / ʾĀṮĀH: gelmek. Yalnız şiir dilinde. Sabahın, yılların ve felaketin gelişi için de kullanılır. Ettirgen biçimi getirmek, Yeşaya 21:14. Dişil çoğul ortacı gelecek olanlar, Yeşaya 41:23.
Aramice / ʾĂṮĀ: gelmek, Daniel 7:13. Maranata, Rabbimiz gel.
Süryanice / ʾEṮĀ: gelmek, varmak. Ettirgen biçimi getirmek.
Sebece / ʾTW: gelmek.
Ugaritçe / ʾTW: gelmek.
ETY ve CYE aynı ayette birlikte geldiğinde ETY yolda olanı, CYE varmış olanı anlatır. Saf suresinin 6. ayetinde İsa benden sonra gelecek bir elçiyi müjdeler, o elçi apaçık kanıtlarla geldiğinde ise sihir derler. Muhammed suresinin 18. ayetinde saatin ansızın gelmesi beklenir, işaretleri ise gelmiştir. Meryem suresinin 43. ayetinde İbrahim babasına sana gelmeyen bir bilgi bana geldi der. Kuran'da CYE kökü yalnız geçmiş kipte gelir, gelmekte olanı ETY anlatır.
Nüzulde kökün ilk geçişi bir meydan okumadır: Kalem suresinin 41. ayetinde ortakları varsa onları getirsinler, doğru söylüyorlarsa denir. Aynı kalıp Kuran'ın benzerini getirme çağrısında sürer: Tur suresinin 34. ayetinde onun benzeri bir söz getirsinler, Bakara suresinin 23. ayetinde onun benzeri bir sure getirin, Kasas suresinin 49. ayetinde ikisinden daha doğru yol gösteren bir kitap getirin denir. Her çağrı bir doğruluk sınavıdır: iddia, getirilen şeyle sınanır.
Kuran'da zekat her yerde ita ile yerine getirilir. Aynı fiille bahçe meyvesini verir: Kehf suresinin 33. ayeti, İbrahim suresinin 25. ayeti. Zekat arınma ve gelişmedir, ita onu yerine getirmektir. Çoğu yerde salatı ayakta tutmakla yan yana gelir: Bakara suresinin 43. ayetinde salatı ayakta tutun, zekatı yerine getirin denir. Rum suresinin 39. ayetinde Allah'ın rızasını isteyerek yerine getirilen zekat katlanır.
Kuran vermeyi iki kökle anlatır. ETY ile kitap, hüküm ve mülk verilir, zekat yerine getirilir. AṬV ile Rabbin bağışı anılır: Kevser suresinin 1. ayetinde biz sana kevseri verdik, Taha suresinin 50. ayetinde Rabbimiz her şeye yaratılışını verendir denir. Cizye de AṬV ile verilir: Tevbe suresinin 29. ayeti.
Kuran kitabın verilmesini iki kalıpla anlatır. Allah'ın özne olduğu kalıpta kendilerine kitap verdiklerimiz onu hakkıyla okur, tanır ve ona iman eder: Bakara suresinin 121. ayeti, Kasas suresinin 52. ayeti. Edilgen kalıpta kitap verilenler ayrılığa düşer, kanıt geldikten sonra bölünür: Al-i İmran suresinin 19. ayeti, Beyyine suresinin 4. ayeti. Edilgen kalıp yalnız vermeyi söyler.
Kuran salat için iki fiil kullanır. İman edenler salatı ayakta tutar. Tevbe suresinin 54. ayetinde ise bir topluluk salata ancak üşenerek gelir ve ancak isteksizce harcar. Salata gelmek, onu ayakta tutmaktan ayrı bir fiildir.
Meryem suresinin 61. ayetinde O'nun vaadi varılandır. Me'tiyy edilgen kalıptadır: vaat, kulların vardığı yerdir. Aynı kökten mita, herkesin yürüdüğü işlek yoldur, atların koşusunun bittiği son noktaya da bu ad verilir. Aynı surenin 95. ayetinde hepsi kıyamet günü O'na tek başına gelir.
Bir adamın toprağına açtığı su yoluna etiyy denir. Nabiğa muallakasında çadırın etrafındaki hendeği temizleyen bir kızı anlatır: su yolunun önünü tıkayan şeyi açar ve çıkardığını perdeye, oradan yığılı eşyaya kadar kaldırır. Su yolunu açmak, suyun varacağı yere gelmesini sağlamaktır.
Hurmanın ve toprağın verimine ita denir, verimin kendisine zeka denir. Hurma meyve verdiğinde atet en-nahle denir. Abdullah b. Revaha bir beytinde orada ne yağmurla beslenen hurmaya ne sulanana aldırırım, verimi ne kadar büyük olsa da der. Zekat da Kuran'da ita ile yerine getirilir: ağaç verimini nasıl verirse insan da arınmayı ve gelişmeyi öyle ortaya koyar.
Kuran saatin gelişini ETY ile anlatır ve çoğu yerde ansızın der: Araf suresinin 187. ayeti, Yusuf suresinin 107. ayeti, Zuhruf suresinin 66. ayeti. Hud suresinin 76. ayetinde onlara geri çevrilemeyecek bir azap gelmektedir. Kökün kolaylığı yolun açık oluşudur: gelen şey yolunu bulur ve varır.
Kök İbranicede, Aramicede ve Süryanicede gelmek anlamındadır. İbranicede şiir dilinde kullanılır, sabahın, yılların ve felaketin gelişini anlatır. Fiilin dişil çoğul ortacı gelecek olanlar demektir, Yeşaya 41:23. Arapçada ati de gelecek olandır, Türkçeye ati, yani gelecek olarak geçmiştir. İbranicede ettirgen biçim su getirin anlamında kullanılır, Yeşaya 21:14. Arapçada da ettirgen biçim getirmek ve ulaştırmaktır. Aramicede maranata, Rabbimiz gel demektir.
Nahl suresinin 1. ayetinde Allah'ın emri geldi, onu acele istemeyin denir. Yunus suresinin 24. ayetinde dünya hayatı gökten inen suyla süslenen bir toprağa benzer, sahipleri ona güç yettirdiklerini sandıklarında emrimiz gece ya da gündüz ona gelir ve toprak biçilmiş gibi olur. Nahl suresinin 26. ayetinde Allah onların yapısına temellerinden gelir, tavan üstlerine çöker.
Kuran salat ile zekatı hem isim hem fiil olarak birlikte kurar. İsim olarak salat ayakta tutulur, zekat yerine getirilir. Fiil olarak A'la suresinin 14. ve 15. ayetlerinde arınan, Rabbinin adını anan ve salat eden kurtuluşa ermiştir denir. Fatır suresinin 18. ayetinde salatı ayakta tutanlar anılır ve arınan kendisi için arınır denir. Tevbe suresinin 103. ayetinde Resul'e onları arındır ve onlar için salat et denir. İki kök Kuran'da aynı biçimde çalışır: Allah'a, Resul'e ve insana nispet edilir.
Kuran mal, hak ve sadaka için alıcıyı adıyla anar: Bakara suresinin 177. ayetinde mal yakınlara, yetimlere ve yoksullara verilir, İsra suresinin 26. ayetinde yakına hakkı verilir, Tevbe suresinin 60. ayetinde sadakaların kimlere ait olduğu sayılır. Zekat ise her yerde yerine getirilen bir şey olarak anılır, ardından salat, iman, itaat ve iyilik gelir. Leyl suresinin 18. ayetinde malını arınmak için veren anılır: mal verilir, kişi arınır.
Zekat temizlik ile büyümeyi birlikte taşır: budanan ağaçtan kurusu ve fazlası alınır, dal daha gür çıkar. Bakara suresinin 264. ve 265. ayetleri aynı sağanağı iki yere düşürür. Sadakalarınızı başa kakma ve eziyetle boşa çıkarmayın denir: insanlara gösteriş için harcayan, üzerinde ince toprak bulunan bir kayaya benzer, sağanak onu çıplak bırakır. Mallarını Allah'ın rızasını arayarak harcayanlar tepedeki bir bahçeye benzer, sağanak alır ve meyvesini iki kat verir.
Kuran gelmeyi iki kökle anlatır. ETY önü açık bir yoldan gelişi ve yönelişi anlatır, varış henüz gerçekleşmeden de söylenir. CYE gerçekleşmiş varışı anlatır. İki kök aynı ayette geldiğinde ayrım açıkça görünür: Saf suresinin 6. ayetinde gelecek elçi ETY ile müjdelenir, apaçık kanıtlarla geldiğinde CYE kullanılır. Muhammed suresinin 18. ayetinde saat ETY ile beklenir, işaretleri CYE ile gelmiştir. Kökün dördüncü babı aynı yolu verene çevirir: bir şeyin varmasını sağlamak, bir ağacın meyvesini vermesi gibi ortaya koymaktır. Zekat bu fiille yerine getirilir.
Bu kök üzerine düşüncen var mı?
Okuma notlarını paylaş, sorularını sor ve tartışmaya katıl.