Qore
QORE / KÖKLER / ALM
KÖK DOSYASI · ALM · 1.642 KÖK

علم

ALM

İşaretleme, nişan koyma, ayırt edici iz ve tanıma kavramları.

VERİ 01KURAN İÇİ SIKLIK
854×

Kökün bütün çekim ve türevlerinin Kuran’daki toplam görünümü.

728 AYET157 ÇEKİM BİÇİMİ
VERİ 02TÜREV ENVANTERİ
14

Ayetlerde filtrelenebilir temel türev form ailesi.

6 TÜREV KAYDIYATAY FİLTRE
01SEMANTİK ANLAM SABİTİÇEKİRDEK

İşaretleme, nişan koyma, ayırt edici iz ve tanıma kavramları.

Bir şeyi diğerinden ayıran, onu belirgin kılan bir iz, bir nişan veya bir sembol koymak; bu iz vasıtasıyla o şeyin ne olduğunu, sınırlarını ve hakikatini diğer her şeyden tefrik ederek yani ayırarak kavramak.

02ANLAMLARTR / EN
🇹🇷 TÜRKÇE

bilmek, öğrenmek, ilim

🇬🇧 ENGLISH

to know, to learn, knowledge

SEMANTİK EKSEN

İşaretleme, nişan koyma, ayırt edici iz ve tanıma kavramları.

03KÖK OLUŞUM HİKÂYESİFİLOLOJİ

ALM kökünün kılcal damarlarına indiğimizde, karşımıza çölün uçsuz bucaksız ve belirsiz coğrafyasında hayatta kalmaya çalışan kadim insanın yön bulma ihtiyacı çıkar.

1. Alem (Dağ ve Sancak)

Kadim Arapçada "alem", çölde yolu kaybetmemek için dikilen işaret kulesine, yüksek tepelere veya uzaktan görünen büyük dağlara denirdi. Aynı zamanda orduların birliğini ve yerini belli eden "sancak/bayrak" da bir alemdir.

2. Kılcal Mantık

Bilgi (ilm), zihinsel bir coğrafyada yolunu bulmaktır. Belirsizliğin (cehaletin) hâkim olduğu bir alanda, hakikate dair belirgin bir işaret (nişan) bulduğunuzda, artık o şeyi 'biliyor' olursunuz.

3. İz Bırakmak

Hayvanların tanınması için üzerlerine vurulan dağlama işaretine veya bir elbisenin üzerindeki belirgin nakışa da bu kökten gelen kelimeler verilir. Dolayısıyla ilm, rastgele bir malumat yığını değil, varlığın üzerine vurulmuş "hakikat damgasını" okumaktır. Bilmek, varlığı etiketlemek veya o etiketi (işareti) çözmektir.

Fiil Formu

Bir fiil olarak alime, bir şeyin nişanını veya ayırıcı özelliğini zihne nakşetmek demektir. O şeyin sınırlarını diğerlerinden ayıracak kadar net bir şekilde işaretlenmiş olarak kavramaktır. Bir şeyi bildiğinizde, o şey artık sizin zihin haritanızda bir 'sancak' yani alem haline gelir, kaybolmanızı engeller.

İsim Formu

İlm, bu işaretleme eyleminin sonucunda ortaya çıkan 'aydınlanmış ve sınırları belirlenmiş saha'dır. İsim olarak ilm, belirsizliği gideren, eşyayı birbirinden ayıran ve her şeyi kendi makamına yani nişanına yerleştiren disiplindir.

Kuran İçi 3 Farklı Türev Form Analizi

Kuran bu kökü, ontolojik (varlıksal) ve epistemolojik (bilgisel) bir inşa aracı olarak kullanır:

1. ÂLEM (العالم)

İşaretler topluluğu ve evrenin bütünü anlamında kullanılır. Kuran'da en çok geçen formlardan biridir (Rabbil-âlemîn).

Evrene neden âlem denmiştir? Çünkü evren, kendi başına bir amaç değil, yaratıcısının varlığına ve sıfatlarına delalet eden devasa bir işaretler/alametler bütünüdür. Her bir varlık Allah'a çıkan yolda birer sancak ve nişan hükmündedir. Evren, okunmayı bekleyen bir izler galerisidir.

Kuran'ın harekesiz ana metninde ise — ki bu yazım varyasyonlarına Rasm adı verilir — bu kelime hem işaretler ve varlıklar topluluğu olan âlemlerin yani 'âlemîn' hem de o işaretleri okuyup fark eden bilenlerin yani âlimlerin 'âlimîn' Rabbi olarak okunmaya imkân tanır.

Kök semantiği açısından bu iki okuma birbirini tamamlar. Allah hem birer nişan hükmündeki tüm varlık sahalarının, hem de o nişanları doğru teşhis ederek bilgiye yani ilme dönüştüren öznelerin tek mutlak yöneticisidir. Bu iki okuma biçimi de birbirini dışlamaz. Şu okuma daha doğru denilemez, çünkü tamamlayıcıdır.

2. ALLEME (علّم)

İşaretlemek ve öğretmek anlamına doğru açılır. (Tef'il Babı) Bakara 31: Allah, Âdem'e bütün isimleri öğretti (alleme). Sonra onları meleklere sunup: "Eğer doğru söyleyenlerden iseniz bunların isimlerini bana bildirin." dedi.

Buradaki öğretme eylemi eşyanın hakikatini zihne damgalamak ve o isimleri varlıkla eşleştirmektir. Allah, Âdem'e eşyayı birbirinden ayırt edecek nişanları yani kavramları vermiştir. Öğretmek, talebenin zihninde hakikate dair kalıcı izler ve tabelalar oluşturma sanatıdır.

3. ALÂMET (علامة)

Belirti ve iz anlamındadır. Nahl 16: "Ve işaretler. Onlar, yıldızla yol bulurlar."

Bu ayet kökün fiziksel kökeni ile zihinsel sonucunu birleştirir. Nasıl ki çölde veya denizde yıldızlar birer alâmet yani işaret ise, hayattaki her bir veri de doğru yola ulaştıran birer kerteriz noktasıdır. Bilgi, bu alâmetleri doğru okuma becerisidir.

04TÜREV FORMLAR · AYET FİLTRESİBİR FORM SEÇ
05 / KURAN İÇİ KULLANIM

Kökün geçtiği ayetler

728 AYET
1:2اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙAlemlerin
2:13وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ اٰمِنُوا كَمَٓا اٰمَنَ النَّاسُ قَالُٓوا اَنُؤْمِنُ كَمَٓا اٰمَنَ السُّفَـهَٓاءُۜ اَلَٓا اِنَّهُمْ هُمُ السُّفَـهَٓاءُ وَلٰكِنْ لَا يَعْلَمُونَbilenlerden
2:22اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ فِرَاشاً وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءًۖ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِه۪ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقاً لَكُمْۚ فَلَا تَجْعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَاداً وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَbile bile
2:26اِنَّ اللّٰهَ لَا يَسْتَحْـي۪ٓ اَنْ يَضْرِبَ مَثَلاً مَا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَاۜ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فَيَعْلَمُونَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْۚ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَيَقُولُونَ مَاذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِهٰذَا مَثَلاًۢ يُضِلُّ بِه۪ كَث۪يراً وَيَهْد۪ي بِه۪ كَث۪يراًۜ وَمَا يُضِلُّ بِه۪ٓ اِلَّا الْفَاسِق۪ينَۙbilirler
2:29هُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ لَكُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاً ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَٓاءِ فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍۜ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ۟bilir
2:30وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّ۪ي جَاعِلٌ فِي الْاَرْضِ خَل۪يفَةًۜ قَالُٓوا اَتَجْعَلُ ف۪يهَا مَنْ يُفْسِدُ ف۪يهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَٓاءَۚ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَۜ قَالَ اِنّ۪ٓي اَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَbilirim · siz biliyor
2:31وَعَلَّمَ اٰدَمَ الْاَسْمَٓاءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلٰٓئِكَةِ فَقَالَ اَنْبِؤُ۫ن۪ي بِاَسْمَٓاءِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَve öğretti
Bu türev için ayet örneği bulunamadı.
06SEMANTİK KOMŞULARCANLI AĞ
علم

Veritabanı genişledikçe aynı ayette iki veya daha fazla kez birlikte geçen kökler bu ağda görünür.

08PROTO-SEMİTİK BAĞLARKÖKEN

Akkadca / LAMĀDU: Doğrudan öğrenmek, alışmak, tanımak anlamındadır (Arapçadaki 'm' ve 'l' yer değiştirmiştir — metatez).

Kenanca / Fenikece / ILM: Genellikle gizli olan/ebediyet ile ilişkilendirilse de (İbranice ʿolam gibi), belirgin işaret anlamı her zaman korunmuştur.

İbranice / ALAM / OLAM: İbranicede bu kök gizlemek (he-ʿelīm) veya gizli/belirsiz zaman — ebediyet (ʿolam) anlamlarına kaysa da, Arapça bu kökün "görünür kılma/işaretleme" yönünü zirveye taşımıştır.

Süryanice / Aramice / ALMA: Dünya, evren veya çağ anlamında kullanılır. Tıpkı Arapçadaki âlem mantığı gibi, zamanın ve mekânın işaretlenmiş kesitini ifade eder.

09 / DİĞER KÖKLER

Bu kök üzerine düşüncen var mı?

Okuma notlarını paylaş, sorularını sor ve tartışmaya katıl.

Yorumlara git ↗