بين
BYN
Ayrışarak açığa çıkmak, iki şeyin arası, şüpheden ayrışmış açık kanıt
Ayrışarak açığa çıkmak, iki şeyin arası, şüpheden ayrışmış açık kanıt
Kökün bütün çekim ve türevlerinin Kuran’daki toplam görünümü.
Ayetlerde filtrelenebilir temel türev form ailesi.
Birbirine girmiş, karışmış, yapışık veya örtülü olan unsurların birbirinden ayrılarak aralarına bir mesafe, bir boşluk girmesi. Bu fiziksel veya zihinsel ayrışmanın doğal bir sonucu olarak, gerçeğin veya nesnenin kendi sınırlarıyla şüpheye yer bırakmayacak şekilde görünür hale gelmesi, şeffaflaşması ve açığa çıkması. Aradaki bu mesafe iki şeyi birbirinden ayırırken onları birbirine de bağlar, beyn ikisinin arasıdır. Bilgi düzleminde bu ayrışma bir işareti açık kanıta, beyyineye dönüştürür. Söz düzleminde ise anlamı kendi sınırlarıyla ortaya koyan beyana dönüşür.
ayrılmak, ara, aralık, ayrışıp belirmek, açığa çıkmak, açıklamak, beyan, beyyine, açık kanıt, açık seçik
to separate, between, gap, to stand apart and become distinct, to become manifest, to make clear, lucid exposition, clear evidence, distinct and clear
Birbirine karışmış iki şeyin arasına bir açıklık girer, ikisi ayrışır ve görünür olur. Bakara suresinin 187. ayetinde fecrin beyaz ipliği siyah iplikten ayrışır. Fussilet suresinin 53. ayetinde ayetler ufuklarda ve insanların kendilerinde gösterilir, ta ki hakkın o olduğu ayrışıp belirsin.
BYN köküne ruhunu veren ana fikir, iki şeyin arasına giren açıklıktır. Bu açıklık iki şeyi ayırır, ayrılan şeyi görünür kılar ve iki şeyi birbirine de bağlar.
1. Ara: ayıran ve bağlayan
Beyn iki şeyin arasıdır. Kelime yalnız aralığı ya da sayısı olan şeyler için kullanılır: iki belde, iki kişi, bir topluluk. Ara hem ayrılığı hem bağı anlatır, kelime iki zıt anlamı birlikte taşır. Enam suresinin 94. ayetinde aranızdaki bağ kopmuştur denir. Enfal suresinin 1. ayetinde aranızı düzeltin denir: sizi bir araya getiren yakınlık ve bağ.
2. Ayrılmak ve açığa çıkmak
Bane hem ayrıldı hem açığa çıktı demektir. Bir topluluk göçüp gidince banel-hayy denir, kadın boşanmayla ayrılınca banet denir. Ayrılan şeyin saklı yanı görünür olur: banes-subh, sabah belirdi. Dibi derin kuyuya beyun denir, çünkü ağzıyla dibi arasındaki açıklık uzaktır. Bakara suresinin 187. ayetinde fecrin beyaz ipliği siyah iplikten ayrışır.
3. Beyan ve açık kanıt
Beyan bir şeyi açmaktır, konuşmadan daha geniştir. Eserler bir şeyin halini gösterir, söz, yazı ve işaret bir anlamı açar: ikisi de beyandır. Rahman suresinin 4. ayetinde insana beyan öğretilir. Beyyine açık delalettir, akli ya da duyusal. Tanıklara da beyyine denir: iddiayı şüpheden ayırırlar. Beyyine suresinin ilk ayetlerinde beyyine, arınmış sahifeleri okuyan bir elçidir.
Fiil formu
Bane ve yebinu ayrılmak ve açığa çıkmaktır. Beyyene ve ebane açıklamak, bir şeyi görünür kılmaktır: Nahl suresinin 44. ayetinde Resul’e kendilerine indirileni insanlara açıklaman için zikri indirdik denir. Tebeyyene ayrışarak belirginleşmektir: Bakara suresinin 256. ayetinde doğru yol sapkınlıktan ayrışmıştır. İstebane belirginleşmeyi aramak ve belirginleşmektir: Enam suresinin 55. ayetinde ayetler ayrıntılandırılır, suçluların yolu belirginleşsin diye.
İsim formu
Beyn ara, beyan açma ve açıklık, tibyan bir şeyi bütün yönleriyle açan açıklama, beyyine açık kanıt, mubin ve beyyin apaçıktır. Mubeyyine açıklayan, mustebin her yönüyle açık olandır.
Kuran içi 3 farklı türev form analizi
1. Tebeyyene · ayrışıp belirginleşmek
Bakara suresinin 187. ayetinde fecrin beyaz ipliği siyah iplikten ayrışıncaya kadar yiyin için denir. Gece ile gündüz birbirine bitişiktir, sabahın ilk ışığı ikisini ayırır. Aynı fiil bilgi düzleminde de kullanılır: Bakara suresinin 256. ayetinde doğru yol sapkınlıktan ayrışmıştır, Fussilet suresinin 53. ayetinde ayetler gösterilir, ta ki hakkın o olduğu ayrışıp belirsin. Hucurat suresinin 6. ayetinde yoldan çıkmış biri haber getirirse ayırt edin denir.
Bakara 2:187 · Bakara 2:256 · Fussilet 41:53 · Hucurat 49:6
2. Beyyine · açık kanıt
Hud suresinin 17. ayetinde Rabbinden bir beyyine üzerinde olan, ardından ondan bir tanığın izlediği kişi anılır. Beyyine suresinin 1. ile 3. ayetlerinde kitap ehlinden gerçeği örtenler ve ortak koşanlar beyyine gelinceye kadar ayrılmadılar denir: Allah’tan arınmış sahifeleri okuyan bir elçi. Beyyine işaretin şüpheden ayrışmış halidir. Taha suresinin 133. ayetinde Rabbinden bir ayet getirse ya diyenlere önceki sahifelerdekinin beyyinesi gelmedi mi diye sorulur: ayet istenir, beyyine gelmiştir.
Hud 11:17 · Beyyine 98:1 · Taha 20:133
3. Allemehul-beyan · ona beyanı öğretti
Rahman suresinin 3. ve 4. ayetlerinde insanı yarattı, ona beyanı öğretti denir. Beyan bir anlamı karışıklıktan ayırıp açma gücüdür. Kıyame suresinin 19. ayetinde sonra onun beyanı bize aittir denir. Al-i İmran suresinin 138. ayetinde bu insanlar için bir beyandır, Nahl suresinin 89. ayetinde kitap her şey için bir tibyandır.
Rahman 55:4 · Kıyame 75:19 · Nahl 16:89
BYN kökü iki şeyin arasına giren açıklıktır. Ara ayırır ve bağlar, ayrılan şey görünür olur. Sabah geceden, doğru yol sapkınlıktan, kanıt işaretten bu açıklıkla ayrışır. İnsana öğretilen beyan bu ayırma ve açma gücüdür.
Zıt anlamlılar Kuran içi kullanımdan çıkarılacak ve bütün kökler tamamlandığında açılacak.
Bu kökün Kuran'daki anlam komşuluğu, aynı ayette en sık birlikte geçtiği köklerdir. Güç = ilişkinin tesadüfü aşma katı.
İbranice / BÎN: ayırt etmek, kavramak, anlamak. Ettirgen biçimi anlatmak, öğretmek. BÊN arası. BÎNÂ ve TƏBÛNÂ anlayış.
Aramice / BÊN: arası.
Süryanice / BAYNÂ: arası.
Ugaritçe / BN: arası.
Bilgi bir işaretle başlar ve açıklık kazandıkça yükselir. Ayet bir şeyi gösteren belirtidir, görülen belirti görülmeyene çıkarımla bağlanır: delil alanı. Beyyine işaretin şüpheden ayrışmış, açık halidir: kanıt. Hüccet bir tartışmada birine karşı öne sürülen, iki çelişenden birinin doğruluğunu ortaya koyan gerekçedir. Burhan her zaman doğruyu gerektiren ispattır. Sultan zincirin en üstünde başka bir eksende durur: kanıtın bağlayıcılığı ve yetkidir. Kuran zincirin halkalarını BYN ile niteler: apaçık ayetler, apaçık sultan, apaçık nur.
Kuran Musa'ya verilen işaretleri farklı adlarla anar. Neml suresinin 12. ayetinde beyaz çıkan el dokuz ayet arasındadır. İsra suresinin 101. ayetinde Musa'ya dokuz apaçık ayet verilir. Kasas suresinin 32. ayetinde asa ve el Rabbinden Firavun'a iki burhandır. Mümin suresinin 23. ayetinde Musa ayetlerle ve apaçık bir sultanla gönderilir. İşaretler anıldıkları bağlama göre ayet, apaçık ayet, burhan ve sultan adını alır.
Taha suresinin 133. ayetinde Rabbinden bir ayet getirse ya derler, cevap gelir: önceki sahifelerdekinin beyyinesi onlara gelmedi mi? Ayet istenir, beyyine zaten gelmiştir. Fussilet suresinin 53. ayetinde ayetler ufuklarda ve insanların kendilerinde gösterilir, ta ki hakkın o olduğu ayrışıp belirsin.
Casiye suresinin 25. ayetinde ayetlerimiz apaçık olarak okunduğunda hüccetleri yalnız şu olur: doğruysanız atalarımızı getirin. Aynı ayette ayet, beyyine ve hüccet birlikte geçer. Karşı tarafın hücceti atalara dayanır, bir önceki ayet onu zan olarak tanımlar.
Beyn hem ayrılık hem bağdır. Enam suresinin 94. ayetinde aranızdaki bağ kopmuştur, Enfal suresinin 1. ayetinde aranızı düzeltin denir. Şura suresinin 15. ayetinde bizimle sizin aranızda tartışmaya yer kalmamıştır: beyan ortaya çıktığında hüccet tartışması biter.
Nüzulde kökün ilk geçişi Tekvir suresinin 23. ayetidir: onu apaçık ufukta gördü. Ufuk göğün yerden ayrıldığı çizgidir. Bakara suresinin 187. ayetinde aynı çizgide fecrin beyaz ipliği siyah iplikten ayrışır. Kök Kuran'a bir ayrışma çizgisiyle girer.
Hucurat suresinin 6. ayetinde yoldan çıkmış biri size bir haber getirirse ayırt edin, yoksa bilmeden bir topluluğa zarar verir, yaptığınıza pişman olursunuz denir. Tebeyyün bir haberi doğrudan ve yanlıştan ayırmaktır. Haber, getirenin durumu ve içeriği ayrıştırıldığında kanıta dönüşür.
İbranicede aynı kökten ben arası, bin ayırt etmek ve kavramak, bina anlayıştır. Ettirgen biçim anlatmak ve öğretmektir. İbranicedeki tebuna, anlayış, Arapçadaki tibyan ile aynı kalıptadır. İki dilde de ayırmak ile anlamak aynı kökten çıkar.
Emin olmak bir zincirle kurulur: ayet, beyyine, hüccet. BYN bu zincirin her halkasındaki açıklık niteliğidir. Ankebut suresinin 49. ayetinde Kuran, kendilerine bilgi verilenlerin göğüslerinde apaçık ayetlerdir. Hud suresinin 17. ayetinde Rabbinden bir beyyine üzerinde olanlar ona iman eder. Açıklık bir şeyin görünür olmasıdır: Kuran apaçık sapıklıktan, apaçık büyüden ve apaçık düşmandan da söz eder. Mubin bir şeyin açıkça görünmesidir, neyin göründüğünü zincirin öbür halkaları belirler.
Sebe suresinin 14. ayetinde Süleyman'ın ölümünü onlara yalnız asasını yiyen bir böcek gösterir. Süleyman yıkılınca cinler için gerçek ayrışır: gaybı bilselerdi aşağılayıcı azapta kalmazlardı. Aynı ayette önce bir gösterge işaret eder, ardından gerçek ayrışarak belirginleşir. Gösterge ile kanıt arasındaki geçiş budur.
Bilgi bir işaretle başlar. Delil bir şeyi gösteren ve ona götürendir: gölgeyi güneş gösterir, yolu işaret taşı gösterir. Delil bir çıkarım ister ve derecelidir, doğruya da yanlışa da yakın olabilir. Kuran'da ayet bu alandadır. Kanıt bir şeyi çelişeninden ayırır ve açığa çıkarır: beyyine budur, BYN'nin anlamı da budur. Kanıt bir tartışmada yolu belirleyen gerekçe olunca hüccettir, hüccet geçersiz de olabilir. Her zaman doğruyu gerektiren kanıt burhandır, ispattır: iddia sahibinden istenir ve iddianın yükünü taşır. Sultan kanıtın bağlayıcılığı ve yetkidir, verilir ve indirilir. Kuran bu basamakları aynı işaret için kullanır, işaret açıklık kazandıkça adı değişir. Açıklık doğruluğu görünür kılar, doğruluğu zincirin öbür halkaları belirler. Emin olmak bu zincirin sonunda kurulur.
Bu kök üzerine düşüncen var mı?
Okuma notlarını paylaş, sorularını sor ve tartışmaya katıl.