ذبح
ẔBH́
Bir hattı yarıp açmak, içindekini salıvermek, hayati bağı ve akışı keskin bir müdahaleyle kesmek, bedende olduğu gibi iç dünyada da bağı koparmak
Bir hattı yarıp açmak, içindekini salıvermek, hayati bağı ve akışı keskin bir müdahaleyle kesmek, bedende olduğu gibi iç dünyada da bağı koparmak
Kökün bütün çekim ve türevlerinin Kuran’daki toplam görünümü.
Ayetlerde filtrelenebilir temel türev form ailesi.
Bir şeyin bütünlüğünü, sürekliliğini veya hayati akışını, örneğin nefes borusunu, kan akışını veya soy ağacını, yatay ve keskin bir müdahale ile tamamen yarmak, ikiye ayırmak ve o bağı radikal bir şekilde sonlandırmak. Kökün aslı yarmaktır. Yarılan şey içindekini salıverir, canlıda kan, kesede misk, küpte şarap, toprakta su böyle akar.
kesip ayırmak, yarmak, yarıp açmak, delip akıtmak, kesmek, nefes hattını kapatmak, tüketmek, helak etmek, kesilip ayrılacak olan, kesilip ayrılan, kesim yeri, sunak, nefes hattı hastalığı
to cut apart, to split, to slit open, to pierce and let flow, to cut, to shut the breath line, to exhaust, to destroy, that which is set apart to be cut, the one cut apart, place of cutting, altar, disease of the breath line
Kökün aslı yarmaktır. Kökte bu kayıt açıkça geçer, yarılan her şey bu fiille anılır. Yarma işi içerdekini dışarı çıkarır. Canlıda kan, kesede misk, küpte şarap, toprakta su akar. Kökün en bilinen kullanımı canlının hayat hattını içten, başın boyna eklendiği hizada kesip ayırmaktır. Kök aynı zamanda nefes hattının kapanmasını, susuzluğun tüketmesini, hırsın ve övgünün yıkımını da taşır. Kesim ve sunu bu kökün bir katmanıdır, çekirdeği yarmak ve akıtmaktır. Allah'a yakınlık ve sunu ise G̈RB kökünün alanıdır, Kuran iki kökü ayrı tutar.
1. Yarmak ve açmak
Kökte misk kesesini yarıp içindeki miski çıkarmak bu fiille anılır. Şarap küpünü delip içindekini akıtmak da aynı fiille söylenir. Gözü yakan sabır otu ezilip yarılır ve sıkılır. Seylin toprakta açtığı karış genişliğindeki oluklara mezabih denir, düz arazide nehir biçiminde uzanan doğal oluk da mezbahtır. Ayak parmaklarının içinde açılan ve parmakları enine kesen yarığa da bu kökten ad verilir. Bu kullanımların ortak yanı aynıdır. Yarılan şey içindekini salıverir. QORE okumasında ẔBH́ bir kabı ya da hattı açıp içindekini akıtmaktır. Hayat canlının hattından, koku keseden, şarap küpten, su topraktaki oluktan çıkar.
2. Hat ve akışın kesilmesi
Kök bir canlıda hayatın geçtiği hattı keser. Kesimin yapıldığı yere mezbah denir, başın boyna eklendiği yerle kesim yeri arasında biten kıllara zabih denir. Nefes hattını kapatıp öldürebilen hastalığın adı da bu köktendir. Kökte gözyaşının bir insanın nefesini kesmesi bu fiille anlatılır. Susuzluğun bir insanı tüketmesi de böyle söylenir. Sakal çenenin altına inip boynun önünü örttüğünde o kişi sakalıyla kesilmiş sayılır. Dost görünüp açık düşman çıkan bu hastalığa benzetilir. QORE okumasında ẔBH́ nefesin, sesin ve akışın geçtiği hattı kesip kapatmaktır.
3. Helak ve sözle yıkım
Kökte kesip ayırmak her türlü öldürmeyi de kapsar. Bir topluluk başka bir topluluğu kesip biçerek yakalar, savaş alanında geride bir maktul kalır. Yiyeni öldüren zehirli bir ot bu kökten adlandırılır, nice yedirilen şey öldürücü olur. Kök sözle ve arzuyla gelen yıkımı da anlatır. Karşılıklı övgü birbirini kesip koparmaktır. Hırs insanı keser. QORE okumasında ẔBH́ yalnız bıçağın işi olarak kalmaz, söz, arzu ve övgü de bir insanı kesip koparabilir.
4. Kesim ve sunak
Kökte nesk için kesilmeye uygun hayvan zebih diye anılır. Sami dillerinin çoğunda kök kesimi ve sunuyu birlikte taşır, sunak adı her yerde bu kökten türer. Arapçada mezbahın mihrap, maksure ve kilise sunağı anlamı da kökte kaydedilmiştir ve Ehl-i kitap kullanımına bağlanır. Kuran bu kült katmanını farklı kullanır. Kökün Kuran'da bir sunu için geçtiği tek yer Maide suresinin 3. ayetidir ve orada nusub üzerine kesilen haram kılınır. Aynı ayette helal kesim tezkiye diye anılır. Hac suresinde hayvanlar için Allah'ın adını anmak, Kevser suresinde nahr, Bakara ve Enam surelerinde nusuk denir.
5. Kurban ile ayrım
Kurban kelimesi kökte yakınlık aracıdır, insanın Allah'a yakınlık ve vesile aradığı şeydir. Hükümdarın yakın meclisine de kurban denir. Ahkaf suresinin 28. ayetinde Allah'tan başka ilahlar kurban edinilir, yani yakınlık aracı. Burada kesilen bir hayvan yoktur. Maide suresinin 27. ayetinde iki Adem oğlu kurban sunar, sununun ne olduğu söylenmez. Kökte kurbanın sonradan örfte kesilen nesikenin adı olduğu kaydedilir. İbranice metinde de sunu genel olarak yakınlık kökünden adlandırılır ve un sunusunu da kapsar, kesilen sunu ayrı bir kelimedir. Güney Sami dillerinde sununun adı yine yakınlık köküdür. İki kök ayrıdır. QORE okumasında ẔBH́ ile G̈RB arasında bir diyalektik vardır. ẔBH́ yarar, ayırır ve bağı keser. G̈RB yaklaşır ve bağ kurar. Biri ayrılış, öbürü varıştır. Gelenek ikisini tek bir et kesme işinde eritmiştir.
6. Tellehu li'l-cebin
Saffat suresinin 103. ayetinde ikisi teslim olunca İbrahim onu alnının yanı üstüne serer. Fiil tell kökündendir. Kökte bir kişiyi yere sermek, boynu ve yanağı üstüne bırakmak demektir. Aynı fiil deveyi çöktürmek, bir şeyi teslim olmuş halde birinin eline vermek ve bir ölüyü kabre indirmek için de kullanılır. Kesilmiş koyun bu kökten bir adla anılır. Cebin alnın iki yanındaki kenardır, yüzün adı ise vechtir. Eski şiirde alnının yanı üstüne serilen kişi savaşta kılıçla ya da mızrakla vurulup düşen kişidir. QORE okumasında tell teslimin bedendeki karşılığıdır. Ayette eslema ile tell yan yana durur. Biri iradenin teslimi, öbürü bedenin yere bırakılışıdır. Savaşta düşenin pozisyonu burada bir savaşın sonu olarak okunur, iki insan bütün savunmalarını indirip alnının yanını toprağa koyar.
7. Gerçekleşen ve gerçekleşmeyen zebh
Kökün Kuran'daki sahneleri gerçekleşme bakımından ikiye ayrılır. Firavun ve ailesi oğulları birbiri ardınca kesip ayırır, bu gerçekleşir ve büyük bir bela olarak anılır. İsrailoğulları ineği keser, neredeyse yapmayacaklardı. Konuşan ve kendi sözünü söyleyen bir cana yönelen zebh ise gerçekleşmez. Süleyman hüdhüdü kesip ayırmakla tehdit eder, hüdhüd apaçık bir sultanla gelir. İbrahim gulamı kesip ayırdığını menamda görür, Allah onu büyük bir zibhle fidyeler. İki sahnede de zebhi durduran üçüncü bir şey gelir ve ikisi de belirsiz bir isim ve sıfatıyla anılır, apaçık bir sultan ve büyük bir zibh. Allah hiçbir ayette kendi ağzından zebh emretmez. Bakara suresinin 67. ayetinde emri Musa aktarır ve kavmi bunu alay sayar. Saffat suresinin 102. ayetinde emri gulam edilgen bir fiille anar. Enam suresinin 137. ayetinde evladlarını öldürmek müşriklerin çoğuna ortaklarınca süslenir ve ayet bunu onların uydurması sayar. Aynı surenin 140. ayetinde evladlarını bilgisizce öldürenler hüsrana uğrar. Araf suresinin 28. ayetinde Allah fahşayı emretmez denir. Saffat suresinde İbrahim'in sahnesi putlara karşı bir duruşla açılır. İbrahim babasına ve kavmine neye kulluk ediyorsunuz diye sorar, putlara sağ eliyle vurur, kavmi onu ateşe atmak ister. İbrahim Rabbime gidiyorum der ve ayrılır. Gulam müjdesi bu ayrılışın ardından gelir. İbrahim menamdaki görüyü gulama açar ve onun görüşünü sorar, kesin bir emri taşıyan biri danışmaz. QORE okumasında putları kıran biri putperest kültün en ağır işini tekrar etmez. Görünün dili bedenin dilidir, ezbehuke ve tellehu bu dilden gelir. Gerçekleşen ise bağın kesilmesidir. Ru'ya bıçaktan önce tasdik edilir.
Soyut okuma katmanları
QORE okumasında kök şu katmanlarda okunur. Açıp salıvermek, kabı ya da hattı yarıp içindekini akıtmak. Nefes hattını kesip kapatmak. Sözle ve arzuyla yıkım, karşılıklı övgü ve hırs. Helak, her türlü öldürme. Enine kesik, parmakları enine kesen yarık. Soy hattını kesmek, Firavun'un oğulları kesip ayırıp nisayı yaşatması. Görüdeki zebh ve teslimle tasdik, İbrahim'in ru'yası. Fidye, bir bedel verip birini bağdan salıvermek. Bağın kesilmesi, büyük bir ayrılış. Konuşan cana yönelen zebhin durması, araya giren üçüncü şey. Yarmak ve yaklaşmak, ẔBH́ ile G̈RB diyalektiği.
Fiil formu
Zebeha ve yezbehu, kesip ayırmak, yarmak ve yarıp açmaktır. Bakara suresinin 67. ayetinde Musa kavmine Allah'ın bir inek kesmelerini emrettiğini söyler. Neml suresinin 21. ayetinde Süleyman hüdhüdü kesip ayırmakla tehdit eder. Saffat suresinin 102. ayetinde İbrahim gulamı kesip ayırdığını menamda görür. Fiil II. babda, zebbeha ve yüzebbihu, çokluğu ve tekrarı anlatır, birbiri ardınca kesip ayırmak. Bakara suresinin 49. ayetinde, İbrahim suresinin 6. ayetinde ve Kasas suresinin 4. ayetinde Firavun ve ailesi oğulları kesip ayırır. Kökte II. babın kesimi birbiri ardınca yapılan bir kesim olarak açıkladığı kaydedilir. Maide suresinin 3. ayetinde fiil edilgendir, nusub üzerine kesilen.
İsim formu
Zebh, kesip ayırma ve yarma işi. Zibh, kesilip ayrılacak olan şey, Saffat suresinin 107. ayetinde. Zebih, kesilip ayrılan ya da buna uygun olan. Zebiha, kesilmiş hayvan. Mezbah, kesim yeri, bıçak, toprakta açılan oluk ve sunak. Zebhe, nefes hattını kapatan hastalık. Zabih, kesim yerinin yanında biten kıllar.
1. Oğullar kesilip ayrılır, nisa yaşatılır
Bakara suresinin 49. ayetinde Firavun ailesi azabın kötüsünü yükler, oğulları kesip ayırır, nisayı yaşatır. Ayet bunda Rabden büyük bir bela olduğunu söyler. İbrahim suresinin 6. ayeti aynı cümleyi Musa'nın ağzından tekrar eder. Kasas suresinin 4. ayetinde Firavun yeryüzünde yükselir, halkını fırkalara ayırır, bir topluluğu zayıf düşürür, oğullarını kesip ayırır, nisasını yaşatır ve müfsidlerden olur. Araf suresinin 141. ayeti aynı cümleyi kesip ayırmak yerine öldürmek fiiliyle kurar, yukattilune. Kuran aynı olayı iki fiille anlatır, ẔBH́ öldürmenin kesip ayıran biçimidir. Formül her yerde aynı karşıtlığı kurar. Oğullar kesilip ayrılır, nisa yaşatılır. QORE okumasında Firavun bir halkın soy hattını keser. Bu bir sosyolojik hadımdır. Oğullar kesilir, sürdüren katman olan nisa yaşatılır ama hattın ucu kopar. Firavun bir halkın geleceğini hattından keser.
2. Menamda düşünce
Saffat suresinin 101. ayetinde İbrahim'e halim bir gulam müjdelenir. Ayet onu adıyla anmaz. 102. ayette gulam onunla birlikte koşacak çağa erişince İbrahim ona bunayye diye seslenir. Bunayye ibn kelimesinin küçültme biçimiyle kurulan hitaptır. İbrahim menamda seni kesip ayırdığımı görüyorum, bak, sen ne görüyorsun der. Gulam babasına ebeti diye seslenir, emrolunduğunu yap, Allah dilerse beni sabredenlerden bulacaksın der. Ayette görmek fiili iki kez geçer. İlki menamdaki görüdür. İkincisi gulamın görüşüdür, ne düşünüyorsun demektir. Fiil muzaridir, görüyorum, görüp duruyorum. Menam kökte uyku demek olduğu gibi uykunun yeri demektir. Enfal suresinin 43. ayetindeki menam uyanıkken gören göz olarak da okunmuştur. Görmek fiili tefekkürü de taşır. QORE okumasında İbrahim uyanıkken düşünür. Uyku yerinde, yatağında bir düşünce onu bırakmaz, düşünce sancısı çeker ve gulamın koşma çağına gelmesini bekler. Düşüncenin kendisi ona bir emir gibi gelir. Gulam bunu emir olarak okur. Görü, görüş ve emir aynı ayette üç katman olarak durur.
3. Büyük bir zibh
Saffat suresinin 103. ayetinde ikisi teslim olunca İbrahim onu alnının yanı üstüne serer. 104. ve 105. ayetlerde Allah ona seslenir, ru'yayı tasdik ettin, muhsinler böyle karşılık bulur der. Tasdik bıçaktan önce gelir. 106. ayette bu apaçık beladır denir. 107. ayette Allah onu büyük bir zibhle fidyeler. Zibh kalıbı fiilin kendisini anlatmaz, fiilin yöneldiği şeyi, kesilip ayrılacak ya da yarılacak olanı anlatır. Ayet zibhin ne olduğunu söylemez, bir hayvan adı ya da cins vermez. Kuran'da fidyenin kalıbı sabittir. Fidyelenen fiilin nesnesidir, bedel bi edatıyla gelir. Fidyeyi veren Kuran'ın her yerinde insandır. İnkar edenlerin yeryüzünü dolduran altınla vermek istediği fidye kabul edilmez. Mearic suresinin 11. ayetinde suçlu o günün azabından kurtulmak için oğullarını fidye vermek ister ve geri çevrilir. Bakara suresinin 229. ayetinde kabul edilen fidye bir kadının kendini evlilik bağından çıkarmak için verdiği şeydir. Fidye bir bedel verip birini bağdan salıvermektir. Saffat suresinin 107. ayetinde fidyeyi Allah verir. Onu zamiri metinde açık kalır. Sahnede Allah'ın fiilleriyle gelen zamirler İbrahim'e döner. Allah onu müjdeler, ona seslenir, sonrakiler içinde onun üzerine bırakır, onun üzerine bereket kılar. Gulama dönen zamir İbrahim'in kendi fiilinde, tellehu içinde geçer. QORE okumasında iki okuma birlikte durur. Birincisinde fidyelenen gulamdır, kesim gulamdan başka bir hatta kayar. İkincisinde fidyelenen İbrahim'dir. İbrahim apaçık beladan büyük bir ayrılış bedeliyle salıverilir, bedel gulamla arasındaki bağın kesilmesidir. Suçlu oğullarını bedel vermek ister ve geri çevrilir. İbrahim bağını verir ve ru'yayı tasdik etmiş sayılır. Ru'ya zebh içerir, zebh gerçekleşmez, ru'ya yine de tasdik edilir. Ru'yanın gerçekleşmesi kesimde kalmaz, teslimde tamamlanır. Bakara suresinin 49. ayetinde Firavun'un kesip ayırması büyük bir bela olarak anılır. Saffat suresinde İbrahim'in sınanması apaçık bir bela, fidyesi büyük bir zibhtir. Firavun oğulları kesip ayırır, bela büyüktür. İbrahim'in gulamı kesilmez, fidye büyüktür. QORE okumasında İbrahim kestiği şeyi kendi içinde keser. Gulama olan bağını, ona sahip olma iddiasını kendinden kesip koparır ve teslim olur. Bu kesim gerçekleşince bedendeki kesime gerek kalmaz.
Kökte aslın yarmak olduğu açıkça kaydedilir. Sami dillerinin çoğunda ise kök kesimi ve sunuyu birlikte taşır. Hangisinin önce geldiği proto verisiyle kanıtlanamaz. Arapça yarma katmanını diğer dillerden daha geniş korur.
QORE okumasında İbrahim uyanıkken düşünür. Rum suresinin 23. ayetinde ve Zümer suresinin 42. ayetinde menam uyku anlamında geçer. Ru'ya Yusuf suresinde uyku görüsüdür.
Saffat suresinin 102. ayetinde ru'ya zebh içerir. 105. ayette ru'ya tasdik edilir, zebh ise gerçekleşmez.
İki kök ayrıdır, Kuran'da hiçbir ayette birlikte geçmez. Örfte ve önceki kitapların kült dilinde birleşmiştir.
QORE okumasında zebh bir ayrılış ve sürgündür. Saffat suresinin 102. ve 103. ayetlerinde ise baba ve gulam sahnede yan yanadır, danışma, teslim ve tell aynı anda olur.
İbrahim bir görü anlatır. Gulam bunu emir olarak okur, emrolunduğunu yap der. Emrin kimden geldiği ayette edilgen fiille gizli kalır.
Zıt anlamlılar Kuran içi kullanımdan çıkarılacak ve bütün kökler tamamlandığında açılacak.
Veritabanı genişledikçe aynı ayette iki veya daha fazla kez birlikte geçen kökler bu ağda görünür.
Akadca · ZEBÛ · Kesmek, kurban etmek, Standart Babil metinlerinde. ZĪBU · Yiyecek ve hayvan sunusu.
Ugaritçe · DBḤ · Sunu. MDBḤ · Sunak.
İbranice · ZĀVAḤ זָבַח · Kurban için kesmek, yemek için kesmek. ZEVAḤ זֶבַח · Kesilen sunu. MİZBĒAḤ מִזְבֵּחַ · Sunak.
Aramice · DƏVAḤ דְּבַח · Kesmek, kurban etmek.
Sami dillerinin çoğunda kök kesmeyi ve sunuyu birlikte taşır, sunak adı her yerde bu kökten türer. Arapça kökün yarmak ve açmak katmanını daha geniş korur. Misk kesesini yarmak, küpü delmek ve toprakta oluk açmak bu katmandandır.
Bakara suresinin 49. ayetinde Firavun ailesi azabın kötüsünü yükler, oğulları kesip ayırır, nisayı yaşatır. İbrahim suresinin 6. ayeti aynı cümleyi Musa'nın ağzından tekrar eder. Kasas suresinin 4. ayetinde Firavun yeryüzünde yükselir, halkını fırkalara ayırır, oğullarını kesip ayırır ve nisasını yaşatır. Üç ayette de aynı karşıtlık kurulur. Oğullar kesilip ayrılır, nisa yaşatılır. QORE okumasında Firavun bir halkın soy hattını keser.
Bakara suresinin 49. ayeti ile Araf suresinin 141. ayeti neredeyse aynı cümledir. Birinde Firavun ailesi oğulları kesip ayırır, öbüründe öldürür. Araf suresinin 127. ayetinde Firavun oğullarını öldüreceğiz der, Mümin suresinin 25. ayetinde onlar oğulları öldürün der. Kuran aynı olayı iki fiille anlatır. ẔBH́ öldürmenin kesip ayıran biçimidir.
Bakara suresinin 49. ayetinde ve İbrahim suresinin 6. ayetinde Firavun'un oğulları kesip ayırması Rabden büyük bir bela olarak anılır. Saffat suresinin 106. ayetinde İbrahim'in sınanması apaçık bir beladır, 107. ayette fidyesi büyük bir zibhtir. Kökün iki büyük sahnesi bela ve büyüklükle kuşatılır. Firavun oğulları kesip ayırır, bela büyüktür. İbrahim'in gulamı kesilmez, fidye büyüktür. İki sahnede de kesilip ayrılacak olan BNY köküyle anılır. Firavun ayetlerinde ebna, İbrahim'in hitabında bunayye.
Firavun ayetlerinde fiil II. babdadır, yüzebbihune ve yüzebbihu. Bu bab kesimin birbiri ardınca yapıldığını anlatır. İbrahim'in ru'yasında ve Süleyman'ın tehdidinde fiil I. babdadır ve tek bir kişiye yönelir. Firavun'un kesimi bir halka, İbrahim'in ru'yası tek bir gulama yöneliktir. Biri yapılır, öbürü yapılmaz.
Kasas suresinin 4. ayeti Firavun'un oğulları kesip ayırmasını onun yeryüzündeki yükselişine, halkını fırkalara ayırmasına ve bir topluluğu zayıf düşürmesine bağlar. Ayet bunu tek bir hükümle kapatır, o müfsidlerdendi. Kesip ayırmak bir yönetim biçimidir.
Bakara suresinin 67. ayetinde Musa kavmine Allah'ın bir inek kesmelerini emrettiğini söyler. Onlar bizi alaya mı alıyorsun der. Soruları uzar, ineğin yaşını, rengini ve niteliğini sorarlar. 71. ayette boyunduruğa vurulmamış, toprak sürmeyen, ekin sulamayan, müsellem ve alacasız bir inek tarif edilir. Onu keserler ve neredeyse yapmayacaklardı. 72. ayette bir nefsin öldürüldüğü ve gizlenenin ortaya çıkarılacağı söylenir. Kökün bu sahnesi isteksizliğin sahnesidir.
Maide suresinin 3. ayetinde leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası için ses yükseltilen, boğulmuş, vurulmuş, yüksekten düşmüş, boynuzlanmış ve yırtıcının yediği haram kılınır, tezkiye ettikleriniz hariç. Nusub üzerine kesilen da haramdır. Kökün Kuran'da bir sunu için geçtiği tek yer burasıdır ve orada haram kılınır. Helal kesim tezkiye diye anılır.
Neml suresinin 21. ayetinde Süleyman hüdhüd için der ki ona şiddetli bir azapla azap edeceğim, ya da onu kesip ayıracağım, ya da bana apaçık bir sultan getirecek. Azap ile zebh yan yana durur, ikisinin de önünde bir çıkış vardır, apaçık bir delil. Hüdhüd delili getirir, zebh gerçekleşmez.
Bakara suresinin 49. ayetinde ve İbrahim suresinin 6. ayetinde kesip ayırma azabın kötüsünün bir parçası olarak anılır. Neml suresinin 21. ayetinde kesip ayırma azaptan sonra gelen ikinci tehdittir. Kök Kuran'da azapla birlikte yürür.
Saffat suresinin 102. ayetinde İbrahim gulama bunayye diye seslenir, menamda seni kesip ayırdığımı görüyorum der. Fiil muzaridir, görüyorum, görüp duruyorum. Menam kökte uyku demek olduğu gibi uykunun yeri demektir. QORE okumasında İbrahim uyanıkken, yatağında bir düşünceyle yüz yüzedir. Düşünce gulam babasıyla birlikte koşacak çağa erişene kadar sürer.
Saffat suresinin 102. ayetinde görmek fiili iki kez geçer. İbrahim menamda görür, sonra gulama bak, sen ne görüyorsun der. İkinci görmek bir görüştür, ne düşünüyorsun demektir. İbrahim düşüncesini gulama açar ve onun görüşünü sorar. Kuran bu sahneyi bir danışma olarak kurar.
Saffat suresinin 102. ayetinde gulam babasına ebeti diye seslenir, emrolunduğunu yap, Allah dilerse beni sabredenlerden bulacaksın der. Gulam babasının görüsünü bir emir olarak okur. Emrin kimden geldiği edilgen fiilin içinde kalır. Sabır gulamın kendi sözüdür.
Saffat suresinin 102. ayetindeki danışmadan sonra 103. ayette ikisi teslim olur ve İbrahim onu alnının yanı üstüne serer. Teslim fiili ikildir, baba ve gulam birlikte teslim olur. Sermek ise yalnız İbrahim'in işidir. QORE okumasında tell teslimin bedendeki karşılığıdır.
Saffat suresinin 105. ayetinde İbrahim'e ru'yayı tasdik ettin denir. Zebh gerçekleşmemiştir. Ru'ya teslim anında tasdik edilmiş sayılır. QORE okumasında ru'yanın gerçekleşmesi kesimde kalmaz, teslimde tamamlanır. Muhsinler böyle karşılık bulur.
Saffat suresinin 107. ayetinde Allah onu büyük bir zibhle fidyeler. Zibh kesilip ayrılacak olan şeydir. Fidye bir bedel verip birini bağdan salıvermektir. Ayet zibhin ne olduğunu söylemez. Metin bir hayvan adı vermez, yalnız büyüklüğünü söyler.
Kökün Kuran'daki kullanımları iki gruba ayrılır. Firavun oğulları kesip ayırır, İsrailoğulları ineği keser. Bunlar gerçekleşir. Süleyman'ın tehdidi ve İbrahim'in ru'yası gerçekleşmez. Kökün en ağır anı, bir babanın gulamını kesip ayırması, metinde bir görü olarak kalır ve fidyeyle kapanır.
QORE okumasında İbrahim'in zebhi bir ayrılıştır. Kökte zebh helak için de mecaz olarak kullanılır, kökün aslı yarmak ve ayırmaktır. Saffat suresinin 99. ayetinde İbrahim Rabbime gidiyorum der, sahne bir göçle açılır. İbrahim suresinin 37. ayetinde İbrahim zürriyetinden bazılarını Beyt'in yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdiğini söyler. Önceki kitapların anlatısında da bir annenin çocuğuyla birlikte çöle gönderildiği ve ölümün eşiğinden döndüğü anlatılır. Bu okumada İbrahim'in kesip ayırdığı şey gulamla arasındaki bağdır. Gulamı kendinden ayırır, onu Allah'a bırakır.
Kuran ẔBH́ kökünü hiçbir ayette Allah'a sunu anlamında kullanmaz. Kökün bir sunu için geçtiği tek yer Maide suresinin 3. ayetidir ve orada nusub üzerine kesilen haram kılınır. Hac suresinin 37. ayetinde onların etleri ve kanları Allah'a ulaşmaz, ona sizden takva ulaşır denir. Kevser suresinde nahr, Hac suresinde Allah'ın adını anmak, Ahkaf suresinde yakınlık aracı olarak kurban geçer. Kuran sunuyu yakınlık, takva ve Allah'ın adıyla anlatır. ẔBH́ bu dilin dışında kalır.
Saffat suresinde İbrahim'in sahnesi putlara karşı bir duruşla açılır. İbrahim babasına ve kavmine neye kulluk ediyorsunuz diye sorar, Allah'tan başka uydurma ilahlar mı istiyorsunuz der. Putlara yemiyor musunuz, konuşmuyor musunuz diye seslenir ve sağ eliyle onlara vurur. Kavmi onu ateşe atmak ister. İbrahim Rabbime gidiyorum, O beni yola iletecek der. Gulam müjdesi bu ayrılışın ardından gelir. QORE okumasında putları kıran biri putperest kültün en ağır işini tekrar etmez. Menamdaki zebhin konusu başka bir kesimdir.
Enam suresinin 137. ayetinde evladlarını öldürmek müşriklerin çoğuna ortaklarınca süslenir, onları helake sürüklemek ve dinlerini karıştırmak için. Ayet bunu onların uydurması sayar. 140. ayette evladlarını bilgisizce öldürenler hüsrana uğrar. 151. ayette ve İsra suresinin 31. ayetinde evladı öldürmek yasaklanır. Araf suresinin 28. ayetinde fahşa işleyenler Allah bize bunu emretti der, Allah fahşayı emretmez cevabı verilir. QORE okumasında Kuran'ın kendi dili bir babaya evladını öldürmeyi emreden bir Allah tanımaz. İbrahim'in görüsü bu yüzden fidyeyle kapanır.
Kuran'da fidyeyi veren her yerde insandır. İnkar edenler yeryüzünü dolduran altını fidye vermek ister, kabul edilmez. Mearic suresinin 11. ayetinde suçlu oğullarını fidye vermek ister ve geri çevrilir. Bakara suresinin 229. ayetinde bir kadın kendini evlilik bağından fidyeyle çıkarır ve buna günah yoktur denir. Saffat suresinin 107. ayetinde fidyeyi Allah verir. Kalıp her yerde aynıdır, fidyelenen nesnedir, bedel bi edatıyla gelir. Suçlu oğullarını bedel vermek ister, İbrahim'in bedelini Allah verir.
Saffat suresinin 107. ayetinde Allah onu büyük bir zibhle fidyeler. Zamirin kime döndüğü metinde açık kalır. Sahnede Allah'ın fiilleriyle gelen zamirler İbrahim'e döner. Allah onu müjdeler, ona seslenir, sonrakiler içinde onun üzerine bırakır, onun üzerine bereket kılar. Gulama dönen zamir İbrahim'in kendi fiilinde, tellehu içinde geçer. QORE okumasında iki okuma birlikte durur. Fidyelenen gulamsa kesim başka bir hatta kayar. Fidyelenen İbrahim'se bedel gulamla arasındaki bağın kesilmesidir.
Neml suresinin 21. ayetinde Süleyman hüdhüdü kesip ayırmakla tehdit eder, ya da hüdhüd apaçık bir sultan getirecektir. Saffat suresinin 102. ayetinde İbrahim gulamı kesip ayırdığını menamda görür, 107. ayette Allah onu büyük bir zibhle fidyeler. Konuşan ve kendi sözünü söyleyen bir cana yönelen zebh gerçekleşmez. İki sahnede de araya üçüncü bir şey girer ve ikisi de belirsiz bir isim ve sıfatıyla anılır. Allah hiçbir ayette kendi ağzından zebh emretmez.
Kökün aslı yarmaktır. Yarılan şey içindekini salıverir. Canlıda kan, kesede misk, küpte şarap, toprakta su böyle akar. Kök gözyaşının nefesi kesmesini, hırsın ve övgünün yıkımını da taşır. Kuran'da Firavun oğulları kesip ayırır ve bu büyük bir beladır. İbrahim'in ru'yasındaki zebh gerçekleşmez, ru'ya teslimle tasdik edilir ve büyük bir zibh fidye olur. Kuran bu kökü Allah'a sunu anlamında kullanmaz. Yakınlık G̈RB kökünün alanıdır. ẔBH́ yarar ve ayırır, G̈RB yaklaştırır.
Bu kök üzerine düşüncen var mı?
Okuma notlarını paylaş, sorularını sor ve tartışmaya katıl.