دري
DRY
İz sürüp gizlenerek yaklaşma, gizli olanı emekle fark etme ve bildirilenle bilme.
İz sürüp gizlenerek yaklaşma, gizli olanı emekle fark etme ve bildirilenle bilme.
Kökün bütün çekim ve türevlerinin Kuran’daki toplam görünümü.
Ayetlerde filtrelenebilir temel türev form ailesi.
Gizli ya da uzakta olan bir şeye dikkatle ve incelikle yaklaşıp onu fark etmek ve bilmek. Avcının avına sokulması gibi bilgi emek, tecrübe ve takip sonucunda ele geçirilir. İnsan bazı şeyleri kendi takibiyle bilir, bazılarını ise ancak kendisine bildirildiğinde bilir.
bilmek, fark etmek, sezmek, bildirmek
to discern, to fathom, to apprehend, to realize
Avcı avına dikkatle sokulur, zihin gizli olanı fark eder ve bilgi ele geçirilir. Kuran bu bilmenin sınırını gösterir. Lokman suresinin 34. ayetinde hiçbir nefis yarın ne kazanacağını bilmez. Kadir suresinin 2. ayetinde Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren nedir diye sorulur ve cevap ardından gelir.
DRY kökünün kılcal damarlarına indiğimizde karşımıza hayatta kalmanın en eski eylemlerinden biri olan avcılık çıkar. Kök gizlenerek yaklaşmaktan ve yakından fark etmekten doğar.
1. Avcının pususu, deriyye
Kadim Arapçada avcı avını gizlenerek kollar ve ona sezdirmeden sokulur. Bu eylem dera, iddera ve tederra fiilleriyle anlatılır. Avcının arkasına saklanıp ava yaklaştığı deveye ya da ineğe deriyye denir. Av gizlenen ya da kaçan bir şeydir, onu ele geçirmek dikkat ve sabır ister. DRY bu yüzden gizlenen bir şeyin peşine düşülerek elde edilen bilgiyi anlatır.
2. Tarak ve boynuz, midra
Kökün ikinci yüzü midradır. Midra saç tellerini tek tek ayırıp düzene koyan demir taraktır, aynı kelime boynuz için de kullanılır. Eski Arap şiirinde yaban öküzü boynuzuyla avcının köpeğini delip geçer, boynuza midra denir. Tarak karışık telleri ayırır, boynuz derine işler. Zihin de karmaşık bir konuyla karşılaştığında telleri tek tek ayırır ve derine işler. Dirayet bu ayırma ve işleme gücüdür.
3. İnsanlarla geçinmek, müdara
Kökün üçüncü fiili daradır. İnsanı idare etmek ve onunla incelikle geçinmek demektir. Bu anlam av kollamaktan gelir: karşıdakinin halini sezip ona göre yaklaşmak. Türkçedeki müdara aynı köktendir.
4. Kuran'daki karşılığı
Kuran bu kökü insan bilgisinin sınırını göstermek için kullanır. Lokman suresinin 34. ayetinde hiçbir nefis yarın ne kazanacağını ve hangi yerde öleceğini bilmez. Ahkaf suresinin 9. ayetinde Resul'e bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum dedirtilir. Şura suresinin 52. ayetinde kitabın ve imanın ne olduğunu bilmiyordun denir. Bilgi bildirilince gelir: Kadir suresinin 2. ayetinde sana bildiren nedir diye sorulur ve cevap hemen ardından verilir.
Lokman 31:34 · Ahkaf 46:9 · Şura 42:52 · Kadir 97:2
Harf analizi
D / Dal: Kararlı bir baskı, bir yola giriş ve ısrarlı takip.
R / Ra: Tekrarlayan hareket, zihinsel adımların tekrarı.
Y / Ya: Sürecin sonunda ortaya çıkan netice, hedefin ele geçirilmesi ve akışın tamamlanması.
Birleşen fikir: Kararlı bir takibin, tekrarlanan hamleler ve ayırmalarla nihai gerçeği yakalaması eylemidir.
Fiil formu
Bir fiil olarak dera zihinsel efor, tecrübe ve ipuçlarını takip etme sonucunda perdelenmiş bir hakikati fark edip elinde tutmak demektir. Bir konunun iç yüzüne o konunun etrafında dolanarak ve pürüzleri ayıklayarak nüfuz etme iradesidir.
İsim formu
Dirayet hakikati kıskıvrak yakalama yeteneği, kriz anında zihni kullanarak ve ihtimalleri ayırarak çıkış yolu bulma kapasitesidir. Zihin aktif bir sorun çözme aracına dönüşür, delilleri kollar ve ayırır.
Kuran içi 3 farklı türev form analizi
1. Ma edrake · sana bildiren nedir
Zihinsel avcılığın sınırının analizidir. Kadir suresinin 2. ayetinde Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren nedir kalıbında geçer. Allah insanın kendi iz sürme ve akıl yürütme gücüyle ulaşması zor olan hakikatleri anarken bu kalıbı kullanır. Bu hakikat insanın zihinsel oklarıyla vurmakta zorlandığı bir avdır. Ona ulaşmanın yolu bildirilmektir, cevap da kalıbın hemen ardından gelir.
2. Tedri · bilirsin
Geleceğin ve gaybın izi sürülmesi güç doğasının analizidir. Lokman suresinin 34. ayetinde hiçbir nefis yarın ne kazanacağını bilmez bağlamında kullanılır. İnsan elindeki bütün tecrübe ve ipuçlarıyla geleceğin izini sürer ama gayb insan dirayetinin sınırında durur. Gayb bilgisi avcının erişiminin ötesindeki avdır.
3. Edrakum · size bildirirdi
Bildirme ve farkındalık analizidir. Yunus suresinin 16. ayetinde Allah dileseydi onu size okumazdım ve O da onu size bildirmezdi kalıbında yer alır. Hakikat yüce bir iradenin bildirmesiyle gelir ve toplumların kavrayışına yol gösterir.
DRY kökü hakikatin çabayla ve incelikle, izi sürülerek yakalanan bir av gibi bilindiğini gösterir. Bazı hakikatler ise ancak bildirilince bilinir. Bu yorucu iz sürme süreci olan dirayet ile bir şeyin kokusunu alarak ya da izini tanıyarak ortaya çıkan tanıdıklık hissini anlatan ARF kökü arasında hassas bir kavrayış farkı vardır.
Şura suresinin 52. ayetinde sana emrimizden bir ruh vahyettik, sen kitabın ve imanın ne olduğunu bilmiyordun, onu bir nur kıldık denir. Bilgi bildirilince insan onu bilir.
Zıt anlamlılar Kuran içi kullanımdan çıkarılacak ve bütün kökler tamamlandığında açılacak.
Bu kökün Kuran'daki anlam komşuluğu, aynı ayette en sık birlikte geçtiği köklerdir. Güç = ilişkinin tesadüfü aşma katı.
DRY için doğrulanmış Semitik karşılık bu turda bulunamadı. Aşağıdaki karşılıklar savurmak ve harman etmek anlamındaki ẔRV köküne aittir, karşılaştırma için tutulur.
Akkadca / DZARU: savurmak, rüzgarda ayırmak.
Fenikece / DRY: savurarak rüzgara bırakmak.
İbranice / ZĀRÂ: rüzgarda savurmak, dağıtmak, harman etmek.
Süryanice / DRA: rüzgara karşı savurarak buğdayı samandan ayıklamak.
Aramice / DƏRĀ: savurmak, dağıtmak.
Kuran iki kalıbı ayrı kullanır. Ma edrake geçmiş zamanlıdır: sana bildiren nedir? Bu sorunun ardından her yerde bildirilen şey gelir. Kadir suresinin 3. ayetinde Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır, Tarık suresinin 3. ayetinde Tarık delip geçen yıldızdır, Mutaffifin suresinin 9. ayetinde Siccin rakamlanmış bir kitaptır. Ma yudrike şimdiki zamanlıdır: sana ne bildirir? Bu sorunun ardından yalnız belki gelir. Ahzab suresinin 63. ayetinde saatin bilgisi Allah katındadır, belki saat yakındır. Abese suresinin 3. ayetinde belki o arınacaktır. Bildirilen bilinir, bildirilmeyen açık kalır.
Ma edrake sorusu her geçişte bir adı tanıtır: Hakka, Sekar, ayrım günü, din günü, Siccin, İlliyyun, Tarık, Akabe, Kadir gecesi, Karia, Hutame. Soru adın gündelik anlamını askıya alır, ardından gelen cevap ona vahyin verdiği anlamı yükler. Akabe sarp bir yokuştur, Beled suresinin 13. ayetinde ise köle azat etmek olarak tanımlanır. Kelime bu soruyla Kuran'ın kavramına dönüşür.
Kökün Kuran'daki bütün geçişleri soru ya da olumsuzlama kalıbındadır. İnsan bu kökle bilmediğini söyler ya da ona bildirilir. Resul'e öğretilen dil de budur: bilmiyorum. Enbiya suresinin 109. ayetinde size vaat edilen yakın mı uzak mı bilmiyorum denir, aynı surenin 111. ayetinde belki bu sizin için bir sınavdır.
Casiye suresinin 32. ayetinde inkar edenler saatin ne olduğunu bilmiyoruz, yalnız bir zan ediyoruz der. Ayet DRY ile ẒNN'i yan yana koyar: bilgi takiple ya da bildirmeyle gelir, zan ise boşluğu doldurur.
Hakka suresinin 25. ve 26. ayetlerinde kitabı solundan verilen keşke kitabım bana verilmeseydi, hesabımın ne olduğunu hiç bilmeseydim der. Bilmek burada yüklenilen bir yük olur.
Eski Arap şiirinde bir şair kırk yaşının başını aştığını söyler ve sorar: şairler benden ne kollayabilir? Fiil burada av kollamaktır. Kök şiirde bilginin pusuya yatarak, sezdirmeden ele geçirildiği yüzünü taşır.
Türkçeye dirayet olarak geçen kelime işin içini kavrama gücüdür. İlim geleneğinde dirayet rivayetin karşısında durur: rivayet aktarılanı taşır, dirayet aktarılanı akılla tartıp anlar. Müdara da aynı köktendir, insanı incelikle idare etmek.
Kuran Resul'e bilginin sınırını söyletir. Ahkaf suresinin 9. ayetinde ben elçilerin ilki değilim, bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum, yalnız bana vahyedilene uyarım der. Cin suresinin 25. ayetinde size vaat edilenin yakın mı olduğunu bilmiyorum der, ardından gaybı bilenin Allah olduğu gelir. Şura suresinin 52. ayetinde kitabın ve imanın ne olduğunu bilmiyordun denir, sonra o bilgi bir nur olarak verilir. Elçi bildirilenle bilir ve bildirileni söyler.
Bu kök üzerine düşüncen var mı?
Okuma notlarını paylaş, sorularını sor ve tartışmaya katıl.