حسب
H́SB
Sayım, hesaba katma, ölçüp değer biçme ve kefeyi dolduran yeterlilik.
Sayım, hesaba katma, ölçüp değer biçme ve kefeyi dolduran yeterlilik.
Kökün bütün çekim ve türevlerinin Kuran’daki toplam görünümü.
Ayetlerde filtrelenebilir temel türev form ailesi.
Bir şeyin miktarını, değerini ya da durumunu birim birim sayıp zihinde tartmak ve hesaba katmak. Sayım istenen ölçüye ulaştığında hesap tamamlanır, eldeki miktar kefeyi doldurur gibi ihtiyacı karşılar ve yeterlilik doğar.
saymak, hesap etmek, hesaba katmak, yetmek
to count, to reckon, to appraise, to suffice
Birimler tek tek sayılır, sayılan hesaba katılır, hesap tamamlanır ve yeterlilik doğar. Rahman suresinin 5. ayetinde güneş ve ay bir hesapla akar. İnşikak suresinin 8. ayetinde kolay bir hesapla hesap görülür. Talak suresinin 3. ayetinde Allah'a dayanana Allah yeter.
H́SB köküne ruhunu veren ana fikir kadim dünyadaki ilk sayım eylemleridir. Dilimize geçmiş olan hesap etmek aynı köktendir.
1. Sayım ve hesaba katma
Kadim dönemlerde insanlar sürüdeki hayvanları ve ticari malları tek tek sayardı. H́SB sayılanı hesaba katmaktır: bir şeyi miktar olarak belirlemek, ölçüye vurmak ve bir sonuca bağlamak. Sayılıp hesaba geçen şeye de haseb denir. Kuran'da hesap insanın yaptıklarının toplandığı yerdir. Gaşiye suresinin 26. ayetinde onların hesabı Allah'a aittir.
2. Yeterlilik ve doyum, hasb
Kökün derinliği sayılanın istenen miktara ulaşıp bir kefeyi doldurmasıdır. Arapçada birine hasbuke denildiğinde eldeki miktarın ihtiyacı tam olarak karşıladığı ve başka bir arayışa yer bırakmadığı anlatılır. Birine yeter diyene kadar vermek de bu köktendir. Kuran bu kelimeyi Allah için kullanır. Talak suresinin 3. ayetinde Allah'a dayanana Allah yeter.
3. Soy ve şeref, haseb
Araplar atalarının kahramanlıklarını ve erdemlerini tek tek sayarak övünürdü. Övünme yarışında kişi kendi eylemlerini de sayardı. Sayılmaya değer onur maddelerinin toplamına haseb denmesi kökün değer biçme ve biriktirme damarından beslenir.
4. Gökün hesabı
Kök evrenin düzenini de anlatır. Rahman suresinin 5. ayetinde güneş ve ay bir hesapla, husban ile akar. Yunus suresinin 5. ayetinde ay konakları yılların sayısını ve hesabı bilesiniz diye takdir edilir. Aynı kelime ölçüyle inen bir afet için de kullanılır: Kehf suresinin 40. ayetinde gökten bir husban gönderilir.
5. Kuran'daki karşılığı
Kuran hasibe fiilini çoğunlukla insanın yanlış hesabı için kullanır. Kıyame suresinin 36. ayetinde insan başıboş bırakılacağını mı hesap eder diye sorulur. Hesap Allah katında tamamlanır: Enbiya suresinin 47. ayetinde kıyamet gününe adalet terazileri kurulur, hardal tanesi kadar olsa onu getiririz, hesap gören olarak Biz yeteriz.
Gaşiye 88:26 · Talak 65:3 · Rahman 55:5 · Yunus 10:5 · Kehf 18:40 · Kıyame 75:36 · Enbiya 21:47
Fiil formu
Bir fiil olarak hasibe fiziksel bir sayımın ötesinde zihinsel bir hesap yürütmek, ihtimalleri değerlendirmek ve bir durumu kendi iç terazisinde tartmak demektir. Bu eylem elle tutulan sayımdan zihinsel ihtimallerin hesaplanmasına geçen bir idrak sürecidir. Hesap kanıta dayanmazsa yanlış hesaba döner.
İsim formu
Hisab, yapılan ölçümlerin, eylemlerin ve değerlerin net bir cetvelde toplanıp nihai bakiyenin ortaya çıkarılmasıdır. Evrendeki her zerrenin ve her eylemin bir cetvele işlendiğini ifade eder.
Kuran içi 3 farklı türev form analizi
1. Hasbuna · bize yeter
Al-i İmran suresinin 173. ayetinde Allah bize yeter ve O ne güzel vekildir bağlamında geçer. Varlık terazisinde bütün güçler, tehditler ve ihtimaller hesaba katıldığında Allah'ın egemenliği öteki bütün hesapları geride bırakır, terazinin kefesini tek başına doldurur ve sayımı bitirir. O, hesaba katıldığı an başka bir şeye sayma ihtiyacını ortadan kaldıran nihai değerdir.
2. Yahsebu · hesap eder
Yanılgı dolu zihinsel tartıdır. Hümeze suresinin 3. ayetinde malının kendisini ebedi kılacağını hesap eden kişi anlatılır. İnsanın kısa vadeli ve madde odaklı hesaplarıyla hakikati yanlış tartmasıdır. Kehf suresinin 104. ayetinde dünya hayatında çabaları boşa gidenler iyi iş yaptıklarını hesap eder.
3. Hisaben yesira · kolay hesap
İnşikak suresinin 8. ayetinde kitabı sağından verilenin hesabı kolay bir hesapla görülür. Dünyadayken eylemleri belli bir hesapla üst üste konur ve kefeyi doldurur. Ahirette yorucu bir sorguya çekilmeden kefelerin kolayca dengeye oturduğu net ve şeffaf bir sonuca ulaşılır. Talak suresinin 8. ayeti karşı ucu verir: çetin bir hesap.
İnsan da hesap eder, çoğu zaman yanlış hesaplar. Ankebut suresinin 2. ayetinde insanlar iman ettik demekle sınanmadan bırakılacaklarını mı hesap eder? Müminun suresinin 115. ayetinde sizi boşuna yarattığımızı mı hesap ettiniz? Nur suresinin 15. ayetinde onu önemsiz hesap ediyordunuz, oysa Allah katında büyüktür.
Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi hesap ettiniz?
Zıt anlamlılar Kuran içi kullanımdan çıkarılacak ve bütün kökler tamamlandığında açılacak.
Bu kökün Kuran'daki anlam komşuluğu, aynı ayette en sık birlikte geçtiği köklerdir. Güç = ilişkinin tesadüfü aşma katı.
Fenikece / ḤŠB: saymak, hesaba katmak, değer biçmek.
İbranice / ḤAŠAB: düşünmek, tasarlamak, zihinde tartmak, bir şeyi bir şey olarak saymak. Düşünce maḥăšābâ.
Süryanice / ḤŠAB: saymak, zihinsel hesap yürütmek.
Aramice / ḤŠAB: ölçmek, tartmak ve hesaba geçirmek.
Geez / ḤASABA: saymak, hesaplamak.
Karşılaştırma notu, Akkadca / HAŠABU: düşünmek, hesaplamak, plan yapmak. Akkadcada kaydı doğrulanmalı.
Hasibe fiili insanın zihninde kurduğu hesaptır. İnsan eldeki verileri sayar, tartar ve bir sonuca bağlar. Sonuç yanlış çıkabilir, eylem yine hesaptır. Kehf suresinin 104. ayetinde çabaları boşa gidenler iyi iş yaptıklarını hesap eder. Zan ise veriye dayanmayan sanıdır ve ayrı bir köktür. Yunus suresinin 36. ayetinde zan haktan bir şey sağlamaz. Kuran hesabı düzeltir, sanıyı hakla karşılaştırır.
İbranicede ḥāšab düşünmek, tasarlamak ve bir şeyi bir şey olarak saymaktır, maḥăšābâ düşüncedir. Arapçada kök saymayı ve hesaba katmayı korur. Kuran iki yönü hasibe fiilinde buluşturur: düşünce bir hesap olarak kurulur.
Eski Arap şiirinde bir genç kız suya inen güvercin sürüsüne bakar ve sayısını bir anda hesap eder. Sürüyü sonra tek tek sayarlar ve onun hesapladığı gibi bulurlar: tam doksan dokuz. Kızın kendi güverciniyle sayı yüze tamamlanır. Şair bu çabuk hesaba hisbe der. Kökün şiirdeki ilk yüzü budur: göz verileri toplar, zihin sayar, sayım doğrulanır.
Eski Arap şiirinde hasb doyumun ölçüsüdür: zenginlik olarak tokluk ve kanmak sana yeter. Kuran aynı kelimeyi en büyük yeterliliğe taşır: Allah bize yeter.
Kuran yanlış hesabı soru kalıbıyla açar: hesap mı etti? Ankebut suresinin 2. ayetinde iman ettik demekle bırakılacaklarını, Müminun suresinin 115. ayetinde boşuna yaratıldıklarını, Kıyame suresinin 36. ayetinde başıboş bırakılacağını, Hümeze suresinin 3. ayetinde malının kendisini ebedi kılacağını, Beled suresinin 5. ayetinde kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini hesap eden insan anılır.
Hasb yetmektir. Al-i İmran suresinin 173. ayetinde Allah bize yeter, Talak suresinin 3. ayetinde Allah'a dayanana Allah yeter. Kuran aynı kelimeyi ters yönde de kullanır: Bakara suresinin 206. ayetinde ve Mücadele suresinin 8. ayetinde cehennem onlara yeter.
Hesabı görenin hesapsız vermesi de vardır. Bakara suresinin 212. ayetinde Allah dilediğine hesapsız rızık verir. Zümer suresinin 10. ayetinde sabredenlerin karşılığı hesapsız ödenir. Talak suresinin 3. ayetinde rızık insanın hesaba katmadığı yerden gelir, Zümer suresinin 47. ayetinde ise hesaba katmadıkları şey karşılarına çıkar.
Enbiya suresinin 47. ayetinde kıyamet gününe adalet terazileri kurulur, kimseye hiçbir haksızlık edilmez, hardal tanesi kadar olsa getirilir ve hesap gören olarak Biz yeteriz denir. İsra suresinin 14. ayetinde insana kitabını oku denir, bugün kendi hesabını görmek için sen yetersin.
Saymaktan dallar çıkar. Hisab hesap ve hesap günüdür. Muhasebe iki tarafın verilerini karşılıklı tartmaktır. Haseb sayılan şeydir, oradan sayılan onura ve ölçüye geçer: bi haseb, ölçüsünce ve göre demektir. Hasb yetmektir, oradan fe hasb, yalnız ve o kadar anlamına geçer. İhtisab bir şeyi hesaba katmaktır. Sonra yaptığı iyiliği Allah katında hesaba geçirmek olur, oradan da toplumu gözeten hisbe ve muhtesip doğar. Husban gökün hesabıdır, gökten ölçüyle inen yıldırım ve doluya da ad olur. Bugünkü Arapçada hesap makinesi ve bilgisayar hasubdur.
İsra suresinin 13. ve 14. ayetlerinde her insanın amel kaydı boynuna bağlanır ve kıyamet günü önüne açık bir kitap olarak çıkarılır: kitabını oku, bugün kendi hesabını görmek için sen yetersin. İnşikak suresinin 7. ve 8. ayetlerinde kitabı sağından verilen kolay bir hesapla hesaba çekilir. Talak suresinin 8. ayetinde Rablerinin emrinden yüz çeviren beldeler çetin bir hesapla hesaba çekilir. Hesap kitapla birlikte gelir, insan kendi kaydını okur.
Bu kök üzerine düşüncen var mı?
Okuma notlarını paylaş, sorularını sor ve tartışmaya katıl.