ارض
ERḌ
Alçakta olan, ağırlığı taşıyan zemin
Alçakta olan, ağırlığı taşıyan zemin
Kökün bütün çekim ve türevlerinin Kuran’daki toplam görünümü.
Ayetlerde filtrelenebilir temel türev form ailesi.
Bir şeyin havada asılı kalmayıp kendi ağırlığıyla en alt noktaya inmesi ve orada karar kılması, bu alt katmanın, yani zeminin, üzerine basan her şeyi itirazsız taşıması, teslimiyet göstermesi ve en nihayetinde üzerinde taşıdığı her yapıyı, bedeni veya medeniyeti yutarak, kemirerek kendine katması. Alçakta olan her şey arzdır. Arz göreceli bir alt katmandır, her kat kendinden yukarıdakine göre arzdır. Kim bana boyun eğerse ben onun için arz olurum sözü, arzın altına serilen ve taşıyan zemin olduğunu gösterir. Arz yumuşak ve sakin olduğunda bitkisi gür, verimli olur. Dirileri üzerinde, ölüleri içinde toplar.
arz, yer, zemin, yeryüzü, alçakta olan her şey, toprak, taşıyan zemin, verimli yer
earth, ground, land, whatever lies low, soil, the bearing ground, fertile ground
Ağırlık aşağıya iner, aşağıda olan arz olur. Arz zemin olarak serilir ve üzerine basanı taşır, sonunda taşıdığını kendine toplar. Tevbe suresinin 38. ayetinde yere ağırlaşıp çökenler anılır. Mülk suresinin 15. ayetinde arz zelul kılınır. Mürselat suresinin 25. ayetinde arz dirileri ve ölüleri toplayan kılınır.
ERḌ köküne ruhunu veren ana fikir alçaklıktır: alçakta olan her şey arzdır. Kök aşağıda kalan zemini, ona yönelen ağırlığı ve o zeminin taşıdığı, büyüttüğü ve sonunda kendine kattığı her şeyi kapsar.
1. Alçakta olan
Alçakta olan her şeye arz denir. Hayvanın arzı ayaklarının alt kısmıdır, yere değen yanıdır: ayakları sağlam deveye arzı sağlam deve denir. İnsanın arzı dizlerinden aşağısıdır. Nalının arzı yere değen tabanıdır. Te'arrud yere doğru ağırlaşmaktır, bir yerde kalıp yerleşmektir. Bulut için müste'rıd denir: bulut yayılır, yerleşir ve demir atar.
2. Verimli ve yumuşak zemin
Arzun erida verimli, temiz ve kerim arzdır, bitkiye yatkındır, üzerinde oturmak yumuşak ve hoştur. Yerin çok otlu ve verimli olmasına da bu kökle hayret edilir: ne de verimli bu yer. Raculun erid hayra yatkın ve alçakgönüllü kişidir. İrad yere serilen büyük sergidir, adını yere yakın olmasından alır. Bana itaat edene arz olurum sözü alçakgönüllülüğü anlatır. Biri eğilip yalvardığında te'arrada denir. Arzdan daha boyun eğmiş, arzdan daha güvenilir ve arzdan daha çok toplayan sözleri de söylenir. Kökte arz taşıyan, büyüten ve boyun eğen zemindir.
3. Kemiren kurt ve titreme
Arada tahtayı içten içe yiyen kurttur, karıncaya benzeyen beyaz bir kurttur. Tahtaya bu kurt düştüğünde tahta me'ruda olur, yenmiş ve çürümüştür. Aynı kökten ard titreme ve sarsıntıdır, başı saran baş dönmesidir. Arz üzerindekini taşır, içten kemirir ve sarsar.
Fiil formu
Kuran'da kök yalnız arz ismiyle gelir. Eradati'l-ard yerin verimli olmasıdır. Te'arrada yere ağırlaşmak, bir yerde kalmaktır. İste'rada bulutun yayılıp yerleşmesidir.
İsim formu
Arz dişil bir cins ismidir: insanların üzerinde durduğu yerdir. Kuran'da hep tekil gelir. Arada kemiren kurt, erid verimli ve alçakgönüllü olan, irad yere serilen sergidir.
Kuran içi 3 farklı türev form analizi
1. Dabbetu'l-ard · arzın dabbesi
Sebe suresinin 14. ayetinde Süleyman'ın ölümünü onlara ancak minse'esini yiyen arzın dabbesi gösterir. Dabbe arz üzerinde ağır ağır kımıldayan her şeydir ve Kuran'da insanı da kapsar: Enfal suresinin 22. ayetinde Allah katında dabbelerin en kötüsü akletmeyen sağır ve dilsizlerdir. Minse'e sürüyü sürüp yürüten büyük asadır, kökü erteleme ve süre uzatma anlamını taşır. Ayet arzın bu dabbesinin kimliğini açık bırakır.
2. Ahlade ile'l-ard · arza saplanıp kalmak
Araf suresinin 176. ayetinde Allah dileseydi onu ayetlerle yükseltirdi, o ise arza saplanıp kaldı ve hevasına uydu. Yükseltilmek ile arza saplanmak aynı ayette karşı karşıyadır. Tevbe suresinin 38. ayetinde yere doğru ağırlaşmak dünya hayatına razı olmakla yan yana gelir.
3. Gayra'l-ard · başka bir arz
İbrahim suresinin 48. ayetinde arzın başka bir arza, semavatın da başka semavata dönüştürüleceği gün anılır. Zilzal suresinde arz sarsılır, ağırlıklarını çıkarır ve haberlerini anlatır. İnşikak suresinde arz uzatılır, içindekini atar ve boşalır. Taşıyan zemin son gün taşıdığını ortaya koyar.
İbrahim 14:48 · Zilzal 99:1–4 · İnşikak 84:3–4
ERḌ kökü alçakta olan zemindir. Ağırlık ona iner, o da üzerindekini taşır, büyütür ve sonunda kendine toplar. Arz aynı zamanda insanın saplanıp kalabileceği yerdir: ayetlerle yükselmek mümkündür, arza ağırlaşmak da.
Dileseydik onu ayetlerle yükseltirdik, o ise arza saplanıp kaldı ve hevasına uydu.
Zıt anlamlılar Kuran içi kullanımdan çıkarılacak ve bütün kökler tamamlandığında açılacak.
Bu kökün Kuran'daki anlam komşuluğu, aynı ayette en sık birlikte geçtiği köklerdir. Güç = ilişkinin tesadüfü aşma katı.
Nüzulde kökün ilk geçişi Müzzemmil suresinin 14. ayetidir: arz ve dağlar sarsılır, dağlar akıp dağılan bir kum yığını olur. Kökte ard titreme ve sarsıntı anlamını da taşır, insanı saran titremeye de ard denir. Kök Kuran'a titreyen bir arzla girer.
Alçakta olan her şeye arz denir. Rum suresinin 2. ve 3. ayetlerinde Rumlar arzın en yakın ve en alçak yerinde yenilir. Edna kelimesi dünya kelimesiyle aynı DNV kökündendir: yakın ve alçak olmak. Tevbe suresinin 38. ayetinde yere doğru ağırlaşanlara dünya hayatına mı razı oldunuz denir. Saffat suresinin 6. ayetinde ise dünya seması, en yakın sema anılır. Dünya yakın ve alçak olanın adıdır, arz alçakta olan zeminin adıdır. İki kök aynı aşağı yöne bakar.
Mülk suresinin 15. ayetinde arzı size zelul kılan O'dur, onun omuzlarında yürüyün ve rızkından yiyin denir. Zelul boyun eğdirilmiş, üzerinde rahatça yürünendir. Furkan suresinin 63. ayetinde Rahman'ın kulları arzın üzerinde alçakgönüllülükle yürür. İsra suresinin 37. ayetinde arzda böbürlenerek yürüme denir, sen arzı delemezsin. Kökte erid alçakgönüllü kişidir, bana itaat edene arz olurum sözü de alçakgönüllülüğü anlatır. Arz alçaltılmış zemindir, üzerinde yürüyenden de alçakgönüllülük ister.
Tevbe suresinin 38. ayetinde yola çıkın denildiğinde yere doğru ağırlaşanlar anılır. Kökte te'arrud da yere doğru ağırlaşmaktır. Araf suresinin 176. ayetinde ayetlerle yükseltilebilecek kişi arza saplanıp kalır. Zilzal suresinin 2. ayetinde arz ağırlıklarını çıkarır. Ağırlık arza iner, arz da son gün içindeki ağırlıkları dışarı verir.
Bu bir düşünce deneyidir ve metnin diliyle sınırlıdır. Kuran arz ile sema arasındaki düzeni tutmak, yükseltmek ve tavan kurmak fiilleriyle anlatır. Hac suresinin 65. ayetinde Allah semayı, izni olmadıkça arzın üzerine düşmekten tutar. Fatır suresinin 41. ayetinde Allah semavatı ve arzı zail olmaktan tutar. Ra'd suresinin 2. ayetinde semavat görünür direkler olmadan yükseltilir. Enbiya suresinin 32. ayetinde sema korunmuş bir tavandır, Bakara suresinin 22. ayetinde bir binadır. Ağırlık yukarıdan aşağıya doğru bir düzen içinde anlatılır: üstte tutulan bir tavan, altta serilen bir döşek. Hac suresinin 65. ayetinde düşme eğilimi semaya verilir: sema arzın üzerine düşmekten tutulur. Rum suresinin 25. ayetinde sema ve arz O'nun emriyle ayakta durur. Bu dil, ağırlığı arzın çekişi yerine yukarıdakinin aşağıya bastırması olarak da okumaya açıktır. Arzı saran hava gerçekten de her yüzeye yukarıdan bastırır.
Arz döşek kılınır, Bakara suresinin 22. ayeti. Beşik kılınır, Taha suresinin 53. ve Nebe suresinin 6. ayeti. Sergi kılınır, Nuh suresinin 19. ayeti. Yayılır, Naziat suresinin 30. ayeti. Düzlenir, Gaşiye suresinin 20. ayeti. Uzatılır, Hicr suresinin 19. ayeti. Kökte irad yere serilen büyük sergidir ve adını yere yakınlığından alır. Arz serilen ve üzerinde oturulan zemindir.
Mürselat suresinin 25. ve 26. ayetlerinde arz dirileri ve ölüleri toplayan kılınır. Kaf suresinin 4. ayetinde arzın onlardan neyi eksilttiği bilinir ve yanımızda koruyan bir kitap vardır. Taha suresinin 55. ayetinde sizi ondan yarattık, ona döndürürüz ve ondan bir kez daha çıkarırız denir. Arzdan daha çok toplayan sözü de bu niteliği anlatır. Arz diriyi üzerinde taşır, ölüyü içinde toplar.
Dabbe arz üzerinde ağır ağır kımıldayan her şeydir. Kuran'da insanı da kapsar: Enfal suresinin 22. ayetinde Allah katında dabbelerin en kötüsü akletmeyen sağır ve dilsizlerdir. Nur suresinin 45. ayetinde dabbelerin kimi karnı üstünde, kimi iki ayak üstünde, kimi dört ayak üstünde yürür. Sebe suresinin 14. ayetinde Süleyman'ın ölümünü onlara ancak minse'esini yiyen arzın dabbesi gösterir. Minse'e sürüyü sürüp yürüten büyük asadır, kökü erteleme ve süre uzatma anlamını taşır. Ayet arzın bu dabbesinin kimliğini açık bırakır.
Kökte arzun erida verimli, temiz ve kerim arzdır. Fussilet suresinin 39. ayetinde huşu içindeki arza su indirildiğinde titrer ve kabarır, onu dirilten ölüleri de diriltir. Araf suresinin 58. ayetinde temiz belde bitkisini Rabbinin izniyle çıkarır. Yunus suresinin 24. ayetinde arz süsünü takınır ve sahipleri ona güç yetirdiklerini sanır. Verim arzın kendi niteliğidir, süs ise imtihandır.
Kuran'da arz hep tekil gelir, sema çoğunlukla çoğul semavat olarak gelir. Arz bir şeyin en altını, sema en üstünü anlatır. Talak suresinin 12. ayetinde Allah yedi kat semavatı ve arzdan da onların benzerini yaratır ve emir aralarında iner. Fussilet suresinin 11. ayetinde Allah semaya ve arza isteyerek ya da istemeyerek gelin der, ikisi isteyerek geldik der. Arz tekil adıyla semavatın karşısında durur.
Ahzab suresinin 72. ayetinde emanet semavata, arza ve dağlara sunulur, onlar onu taşımaktan kaçınır, insan onu yüklenir. Hud suresinin 61. ayetinde Allah sizi arzdan inşa etti ve sizi orada imar ile görevlendirdi. Enbiya suresinin 105. ayetinde arza salih kullar varis olur. Arz taşıyan zemindir, insan ise üzerindeki emaneti taşıyandır.
Bu bir ses benzerliği düşünce deneyidir. Semitik dillerde aynı kavram İbranicede ereṣ, Aramicede ar'a, Akadcada erṣetu, Ugaritçede arṣ olarak geçer. Cermen dillerinde yer İngilizcede earth, Almancada Erde, Felemenkçede aarde, eski İskandinavcada jörð'dür ve dilbilimde Cermen ana dilindeki erþō biçimine götürülür. Eski Yunancada yere doğru anlamındaki eraze kelimesi de aynı er sesini taşır. Ses ve anlam birbirine çok yakındır. Semitik ve Hint-Avrupa dilleri ayrı ailelerdir, ortak köken önerisi karşılaştırmalı dilbilimde tartışmalıdır. Örtüşme bu yüzden işaret düzeyinde durur.
İsra suresinin 95. ayetinde arzda yatışmış olarak yürüyen melekler olsaydı onlara semadan melek bir resul indirilirdi denir: resul arzda yürüyenlerin türünden gönderilir. Rahman suresinin 33. ayetinde cin ve insan topluluğuna semavatın ve arzın bölgelerinden geçebiliyorsanız geçin denir, bir yetki olmadan geçemezsiniz. Cin suresinin 12. ayetinde cin, Allah'ı arzda aciz bırakamayacaklarını ve kaçarak da kurtulamayacaklarını söyler. Ahkaf suresinin 32. ayetinde Allah'ın davetçisine icabet etmeyenin arzda aciz bırakan olamayacağı söylenir. Sebe suresinin 14. ayetinde cin gaybı bilmediğini anlar. Cin de insan gibi arzın sınırları içinde anılır.
Arz semasız anıldığında insanın işlerinin sahnesidir. Bakara suresinin 30. ayetinde Allah arzda bir halife kılacağını söyler. 11. ayette arzda bozgunculuk yapmayın denir. Al-i İmran suresinin 137. ayetinde arzda gezin ve yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın denir. Kehf suresinin 84. ayetinde Zülkarneyn'e arzda imkan verilir. Kasas suresinin 4. ayetinde Firavun arzda büyüklenir. Enbiya suresinin 105. ayetinde arza salih kullar varis olur. Sema kaynağın yeri, arz eylemin yeridir.
Sebe suresinin 2. ayetinde Allah arza gireni, ondan çıkanı, semadan ineni ve ona yükseleni bilir. Aynı söz Hadid suresinin 4. ayetinde tekrar eder. Arza giren ve arzdan çıkan, semadan inen ve semaya yükselen ile tek bir harita kurar. Arz içine girilen ve içinden çıkılan bir zemindir.
Hud suresinin 44. ayetinde ey arz suyunu yut, ey sema tut denir, su çekilir, iş bitirilir ve gemi Cudi'ye oturur. Hitap önce arza yönelir. Arz kendisine ayrıca seslenilen ve emri yerine getiren bir zemindir, suyu içine alır.
Secde suresinin 5. ayetinde Allah emri semadan arza yönetir, sonra emir bin yıl miktarında bir günde O'na yükselir. Rum suresinin 25. ayetinde sema ve arz O'nun emriyle ayakta durur, sonra sizi arzdan bir davetle çağırdığında hemen çıkarsınız. Arz emrin indiği ve uygulandığı yerdir, insan da diriliş günü arzdan çıkarılır.
Taha suresinin 55. ayetinde sizi ondan yarattık, sizi ona döndüreceğiz ve sizi bir kez daha ondan çıkaracağız denir. Bakara suresinin 36. ayetinde arzda sizin için bir süreye kadar bir karar yeri ve bir geçimlik vardır. 30. ayette halife arzda kılınır. 213. ayette insanlar tek bir ümmettir. İbrahim suresinin 48. ayetinde arz başka bir arza dönüştürülür, yeni arz da tekil anılır. Zümer suresinin 67. ayetinde arz kıyamet günü O'nun avucundadır, semavat ise dürülmüştür. Doğum, ölüm ve diriliş tek bir zeminden geçer.
QORE yorumu: arz Kuran'da hep tekil gelir, sema tekil de çoğul da gelir. Talak suresinin 12. ayetinde arzdan da semavatın benzeri yaratılır: arzın da katları vardır, ama adı tekil kalır. Arz insanın içinde durduğu zemindir, içinde durulan şey tek görünür. Sema karşıdan bakılan şeydir, katları sayılır. Zilzal suresinin 2. ayetinde arz ağırlıklarını dışarı çıkarır, arzın içi ancak dışarı çıkanla bilinir. Tekil ile çoğul arasındaki fark bakanın durduğu yeri gösterir. Bu okuma, kökün Kuran'daki dağılımından kurulan bir QORE yorumudur.
Zuhruf suresinin 82. ayetinde semavatın ve arzın Rabbi, arşın Rabbi anılır. Arz, semavat ve arş üç ayrı adla sayılır. Hadid suresinin 4. ayetinde semavat ve arz altı günde yaratılır, sonra Allah arş üzerine istiva eder ve arza gireni, ondan çıkanı bilir. Hud suresinin 7. ayetinde semavat ve arz yaratılırken O'nun arşı su üzerindeydi. Arz zemindir, semavat onun üstündeki katlardır, arş ise ayrı anılan, işin yönetildiği yerdir.
Kuran'da arz alçakta olan zemindir. Ağırlık ona iner ve o, üzerine basanı taşır. Arz döşek, beşik ve sergi kılınır, zelul olarak alçaltılmış bir zemin olarak serilir. Üzerinde alçakgönüllülükle yürünür. İnsan ayetlerle yükselebilir, arza saplanıp kalabilir de. Arz dirileri taşır, ölüleri toplar ve son gün ağırlıklarını dışarı verir. Arz ile dünya aynı aşağı yöne bakar: biri alçakta olan zemin, öteki yakın ve alçak olan hayattır.
Bu kök üzerine düşüncen var mı?
Okuma notlarını paylaş, sorularını sor ve tartışmaya katıl.