رسل
RSL
Salıvermek ve ardı ardına göndermek
Salıvermek ve ardı ardına göndermek
Kökün bütün çekim ve türevlerinin Kuran’daki toplam görünümü.
Ayetlerde filtrelenebilir temel türev form ailesi.
Tutulan bir şeyin, zorlamadan ve aceleden uzak, doğal ve yumuşak bir ritimle, bir bağın çözülmesi gibi serbest bırakılması. Salıverilen, birbirini izleyen halkalar halinde, ritmini koruyarak hedefine doğru dalga dalga akar ve yönlendirilir. Halkaların arasında aralar vardır, akış bu aralarla sürer. Salıvermenin karşısında tutmak durur.
salıvermek, göndermek, yöneltmek, resul, risale, ardı ardına gelen sürü, ağır ve yumuşak akış
to release, to send, to direct, messenger, message, herds coming in succession, an easy unhurried flow
Tutulan bir şey salıverilir, salıverilen yola çıkar ve ardı ardına hedefine akar. Fatır suresinin 2. ayetinde Allah'ın tuttuğunu O'ndan sonra salıveren yoktur. Müminun suresinin 44. ayetinde resuller art arda gönderilir. Maide suresinin 67. ayetinde Resul'e indirileni tebliğ et denir, risalet tebliğle yerine gelir.
RSL köküne ruhunu veren ana fikir, tutulanın salıverilmesi ve salıverilenin ağır ağır, ardı ardına yola çıkmasıdır. Kökün aslı acele etmeden harekete geçmektir. Bu asıldan bir yanda yumuşaklık ve ağırbaşlılık, öbür yanda gönderilmek ve resul doğar.
1. Süt ve ağır ol
Risl süttür. Çok olan ve ardı ardına sağılan süte risl denir. Sütü bol olan topluluğa da mürsel denir. Aynı kökten rasl yumuşaklıktır. Eklemleri yumuşak, yürüyüşü kolay deveye resle denir. Bir işe girişene ala rislike denir, ağır ol, işi kendi hızında yap. Konuşmada ve okumada teressül, sözü acele etmeden, tane tane ve birbiri ardınca söylemektir. Kökte tutulan bir şey sükunetle bırakılır.
2. Ardı ardına suya inen sürüler
Rasal sürüdür, ersal sürü ardınca gelen sürüdür. Deveci kalabalık deve sürüsünü suya sürü sürü ve birbiri ardınca indirir. Hepsi birden inen sürü havuzda sıkışır, sırasıyla inen her sürü suyunu alır. İnsanlar bir yere ersalen girdiğinde bölük bölük ve birbiri ardınca girer. Resul'e bu ardışıklıktan ad verildiği de söylenir. Resul, kendisini gönderenin haberlerini birbiri ardınca ileten kişidir.
3. Salınan saç ve salıverilen kuş
Rasl saç düz ve salınan saçtır, kendi ağırlığıyla aşağı akar. İstirsal bir şeyin salınıp akmasıdır, insana karşı istirsal ise ona güvenmek, onunla yatışmak ve ona açılmaktır. Bu kullanımın aslında sükun ve kararlılık yatar. Ersele'ş-şey'e bir şeyi salıvermek ve bırakmaktır. Elindeki kuşu salıveren, ona yolunu açar.
Fiil formu
Ersele yursilu salıvermek, yöneltmek ve göndermektir. İrsal insan için de, sevilen ve sevilmeyen şeyler için de kullanılır. Kimi zaman irsal boyun eğdirilmiş bir gücü salıvermektir. Rüzgar ve yağmur böyle salıverilir. Kimi zaman irade sahibi birini göndermektir. Resuller ve koruyucu melekler böyle gönderilir. Kimi zaman da bir şeyi kendi haline bırakmaktır. Kuran'da kökün fiilleri bu IV. kalıptandır.
İsim formu
Resul gönderilendir. Kelime hem taşınan söz hem de sözü taşıyan için kullanılır. Bir görüşe göre resul risale sahibidir. Risale ve risalet gönderilen söz, mesaj ve görevdir. Mürsel gönderilmiş olan, mürsil gönderendir. Resul kelimesi tekil ve çoğul için birlikte kullanılabilir.
Kuran içi 3 farklı türev form analizi
1. Rusulena tetra · resullerimizi art arda
Müminun suresinin 44. ayetinde Allah resullerini art arda gönderir. Her ümmete resulü geldiğinde onu yalanlarlar. Tetra ardı ardına gelmektir, ardışık halkaların arasında birer ara vardır. Maide suresinin 19. ayetinde Resul, resullerden bir fetre üzerine gelir. Hadid suresinin 27. ayetinde Allah resullerini öncekilerin izleri üzerinden ardınca gönderir. Resuller bir kervan gibi birbirinin izinden yürür, her halka kendi vaktinde gelir.
Müminun 23:44 · Maide 5:19 · Hadid 57:27
2. Vel-murselati urfa · ardı ardına salıverilenler
Mürselat suresi ardı ardına salıverilenlere dikkat çekerek açılır. Mürselat gönderilmiş olanlardır. Urf kelimesi hem birbiri ardınca gelişi hem de bilinen iyiliği taşır. Sure gönderilenleri işleriyle tanıtır. Fırtına gibi eserler, yayarlar, ayırırlar ve zikri bırakırlar. Bu zikir mazeret ya da uyarı içindir. 11. ayette resullere vakit belirlenir. Gönderilenlerle açılan dizi resullerle sürer.
Mürselat 77:1–6 · Mürselat 77:11
3. Yursilis-semae · göğü salıverir
Nuh suresinin 11. ayetinde Nuh kavmine Rabbinizden bağışlanma dileyin der, O göğü üzerinize bol yağmurla salıverir. Yağmur bulutun içinde tutulur ve salıverildiğinde kendi ağırlığıyla yere iner. Enam suresinin 6. ayetinde de gök bol yağmurla salıverilir. Ardından ırmaklar akar ve o kavimler günahları yüzünden helak edilir. Salıverilen rahmettir, onunla ne yapıldığı ise insanın elindedir.
RSL kökü tutulanın salıverilmesi ve salıverilenin ağır ağır, ardı ardına hedefine akmasıdır. Rüzgar, yağmur, melek ve resul bu salıverişle yola çıkar. Resul risaleyi taşır ve resuller birbirinin izinden, kendi vakitlerinde gelir.
Zümer suresinin 42. ayetinde Allah ölümüne hükmettiği nefsi tutar, ötekini belirli bir süreye kadar salıverir.
Meryem suresinin 83. ayetinde şeytanlar gerçeği örtenlerin üzerine salıverilir ve onları kışkırtır.
Zıt anlamlılar Kuran içi kullanımdan çıkarılacak ve bütün kökler tamamlandığında açılacak.
Bu kökün Kuran'daki anlam komşuluğu, aynı ayette en sık birlikte geçtiği köklerdir. Güç = ilişkinin tesadüfü aşma katı.
Nüzulde kökün ilk geçişi Müzzemmil suresinin 15. ayetidir. Allah Firavun'a bir resul gönderdiği gibi size de üzerinize şahit bir resul gönderdi. Kök Kuran'a iki resulü yan yana koyarak girer. Müzzemmil suresinin 16. ayetinde Firavun resule karşı gelir ve ağır bir tutuşla yakalanır.
Fatır suresinin 2. ayetinde Allah'ın açtığı rahmeti tutan, O'nun tuttuğunu salıveren yoktur. Zümer suresinin 42. ayetinde Allah nefsleri ölümleri sırasında ve uykularında alır, ölümüne hükmettiğini tutar, ötekini belirli bir süreye kadar salıverir. İrsalin karşısında imsak durur. Uyku her gece tutulup salıverilmektir.
Araf suresinin 57. ayetinde rüzgarlar rahmetin önünde müjdeci olarak salıverilir. Zariyat suresinin 41. ayetinde Ad kavminin üzerine kısır rüzgar salıverilir. Meryem suresinin 83. ayetinde şeytanlar gerçeği örtenlerin üzerine salıverilir. İrsal sevilen ve sevilmeyen her şey için kullanılır. Kimi zaman bir gücü yola çıkarmak, kimi zaman da onu kendi haline bırakmaktır.
Şuara suresinin 16. ve 17. ayetlerinde Musa ile Harun Firavun'a gider. Biz alemlerin Rabbinin resulüyüz, İsrailoğullarını bizimle birlikte salıver. Taha suresinin 47. ayetinde aynı istek tekrarlanır. Kökün iki anlamı bu sahnede yüz yüze gelir. Gönderilen resul, tutulan bir kavmin salıverilmesini ister.
Müminun suresinin 44. ayetinde resuller tetra, art arda gönderilir. Tetra birbiri ardınca gelmektir ve her iki halka arasında bir ara bulunur. Maide suresinin 19. ayetinde Resul, resullerden bir fetre üzerine gelir. Hadid suresinin 27. ayetinde resuller öncekilerin izleri üzerinden gönderilir. Deveci sürüleri suya sırasıyla indirir, her sürü suyunu alır. Resuller de kendi vakitlerinde, birbirinin izinden gelir.
Şuara suresinin 16. ayetinde Musa ile Harun iki kişi oldukları halde biz alemlerin Rabbinin resulüyüz der ve kelime tekil gelir. Taha suresinin 47. ayetinde aynı söz ikil ile gelir. Resul kelimesi iki anlam taşır, gönderilen kişi ve gönderilen söz. Taha suresinin 47. ayetinde gönderilen kişi anlamındadır, bu yüzden ikil olur. Şuara suresinin 16. ayetinde gönderilen söz, yani risale anlamındadır ve masdar gibi her sayıda tek biçimde kalır. Musa ile Harun tek bir risale olarak konuşur.
Nisa suresinin 64. ayetinde her resul Allah'ın izniyle itaat edilmek için gönderilir. 80. ayette Resul'e itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Resul kendisi de vahye uyar. Enam suresinin 50. ve Ahkaf suresinin 9. ayetlerinde ben yalnız bana vahyedilene uyarım der. Nur suresinin 54. ayetinde Resul'ün üzerine düşen apaçık tebliğdir. Resul risaleyi taşır, ona itaat taşıdığı risaleye itaattir.
Bakara suresinin 285. ayetinde müminler Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resullerine iman eder ve resullerinden hiçbiri arasında ayrım yapmayız der. Nisa suresinin 150. ve 152. ayetleri Allah ile resulleri arasını ayırmak isteyenleri ve hiçbiri arasında ayrım yapmayanları karşı karşıya koyar. Bakara suresinin 253. ayetinde bu resullerin bir kısmına ötekilerden fazla verildiği söylenir. Kimiyle Allah konuşmuştur, kimine açık kanıtlar verilmiştir. Ayrım yapmamak bütün resullere birlikte iman etmektir.
Mürselat suresinin 5. ve 6. ayetlerinde salıverilenler zikri bırakır, mazeret ya da uyarı için. Nisa suresinin 165. ayetinde resuller müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilir, resullerden sonra insanların Allah'a karşı bir gerekçesi kalmasın diye. İsra suresinin 15. ayetinde bir resul gönderilmeden azap edilmez. Risalet mazereti kapatır ve uyarıyı ulaştırır. Mürselat suresinin 11. ayetinde resullere vakit belirlenir.
Araf suresinin 57. ayetinde ve Furkan suresinin 48. ayetinde rüzgarlar rahmetin önünde müjdeci olarak salıverilir. Rum suresinin 46. ayetinde rüzgarlar müjdeciler olarak gönderilir, rahmetten tattırmak için. Enbiya suresinin 107. ayetinde Resul alemlere rahmet olarak gönderilir. Rüzgar ile resul aynı fiille ve aynı rahmetle anılır.
Hac suresinin 75. ayetinde Allah meleklerden ve insanlardan resuller seçer. Fatır suresinin 1. ayetinde Allah melekleri kanatlı resuller kılar. Tekvir suresinin 19. ayetinde Kuran kerim bir resulün sözüdür. Resul adı göreve verilir, görevi taşıyan melek de olabilir insan da.
Hac suresinin 75. ayetinde Allah meleklerden ve insanlardan resuller seçer. Al-i İmran suresinin 179. ayetinde Allah resullerinden dilediğini seçip yanına çeker. Enam suresinin 124. ayetinde Allah risaletini nereye koyacağını en iyi bilendir. Seçim üç ifadeyle anılır. İstafa en arı olanı ayırmak, ictiba seçip kendine çekmek, risaleti bir yere koymak. Seçilen resul ardından kaldırılır ve salıverilir.
Ba'as fiili resulle birlikte geçtiğinde çoğunlukla fi edatıyla kurulur. Allah resulü onların içinde kaldırır. Bakara suresinin 129., Al-i İmran suresinin 164., Nahl suresinin 36., Kasas suresinin 59. ve Cuma suresinin 2. ayetlerinde böyledir. İrsal ise çoğunlukla ila edatıyla bir kavme doğru gönderir. Ba'as çökmüş deveyi kaldırmak, uyuyanı uyandırmak, bir şeyi tutan engeli giderip onu harekete geçirmektir. İrsal tutulanı salıvermektir. İki fiil tutanın kalkmasında buluşur. Yasin suresinin 52. ayetinde ölüler yattıkları yerden kaldırılır ve aynı ayette gönderilenlerin doğru söylediği anılır.
Bakara suresinin 129. ayetinde İbrahim ile İsmail dua eder. Rabbimiz, onların içinde kendilerinden bir resul kaldır, onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Bakara suresinin 151. ayetinde cevap irsal fiiliyle gelir. Allah içinizde sizden bir resul gönderdi, o size Allah'ın ayetlerini okur, sizi arındırır, size kitabı, hikmeti ve bilmediklerinizi öğretir. Al-i İmran suresinin 164. ayeti ve Cuma suresinin 2. ayeti aynı işleri ba'as fiiliyle sayar. Duada arındırma sonda gelir, cevaplarda öğretimden önce gelir.
Yusuf suresinin 109. ayetinde Allah Resul'den önce de yalnız şehir halkından, kendilerine vahyettiği ricali gönderdi. Aynı cümle Nahl suresinin 43. ve Enbiya suresinin 7. ayetlerinde tekrar eder, ikisinde de bilmiyorsanız zikir ehline sorun denir. Rical racülün çoğuludur. Kökün aslı ayaktır. Racül kendi ayakları üzerinde duran, yürüyüşü güçlü, sağlam ve dayanıklı kişidir. Rical işi üstlenen ve toplumda ağırlığı olan kişilerdir. Resul bu kişiler arasından seçilir. İsra suresinin 94. ayetinde insanları imandan alıkoyan söz şudur. Allah bir beşeri mi resul olarak kaldırdı? Ahzab suresinin 40. ayetinde Muhammed sizin ricalinizden hiçbirinin ebi değildir, o Allah'ın resulüdür. Eb bir şeyin var olmasının, düzene girmesinin ya da ortaya çıkmasının sebebi olan kişidir, insana bilgi veren öğretmen de eb diye anılır. Resul ricalin arasından gelir ve görevinin adıyla anılır, Allah'ın resulü.
Tevbe suresinin 128. ayetinde size nefslerinizden bir resul geldi denir. Sıkıntıya düşmeniz ona ağır gelir, size düşkündür, müminlere şefkatli ve merhametlidir. Resul gönderildiği topluluğun kendi nefsinden gelir. Al-i İmran suresinin 164. ayetinde Allah müminlere, içlerinde kendi nefslerinden bir resul kaldırarak lütufta bulunur. Bakara suresinin 151., Müminun suresinin 32. ve Cuma suresinin 2. ayetlerinde resul onlardan ya da sizden biridir. Araf suresinin 35. ayetinde Ademoğullarına, size içinizden resuller geldiğinde denir. Enam suresinin 130. ayetinde cin ve insan topluluğuna, size içinizden resuller gelmedi mi diye sorulur. İbrahim suresinin 4. ayetinde her resul kavminin diliyle gönderilir. Nefsinden gelen resul, onların diliyle konuşur ve sıkıntısını taşır.
Müminun suresinin 44. ayetinde her ümmet kendi resulünü yalanlar. Yasin suresinin 30. ayetinde onlara gelen her resulle alay ederler. Bakara suresinin 87. ayetinde resullerin bir kısmı yalanlanır, bir kısmı öldürülür. İbrahim suresinin 13. ayetinde gerçeği örtenler resullerine sizi yurdumuzdan çıkaracağız der. Araf suresinin 157. ayetinde ise Resul'e iman edenler ona destek olur, yardım eder ve onunla indirilen nura uyar. Al-i İmran suresinin 81. ayetinde nebilerden, gelecek resule iman etme ve ona yardım etme sözü alınır. Resul iki yönlü karşılanır. Kimi onu yurdundan çıkarmak ister, kimi onu destekler.
Bakara suresinin 214. ayetinde sıkıntı öyle ağırlaşır ki Resul ve onunla iman edenler Allah'ın yardımı ne zaman diye sorar. Yusuf suresinin 110. ayetinde resuller umutlarını yitirecek noktaya gelir ve yalanlandıklarını sanır, yardım o zaman gelir. Enam suresinin 34. ayetinde resuller yalanlanır ve eziyet görür, yardım gelene kadar sabrederler. Mümin suresinin 51. ayetinde Allah resullerine dünya hayatında ve tanıkların kalktığı günde yardım eder. Yunus suresinin 103. ayetinde resullerini ve iman edenleri kurtarır. Gönderilen sınanır, yardım gönderenden gelir.
Furkan suresinin 7. ayetinde bu resule ne oluyor ki yemek yiyor ve çarşılarda yürüyor denir. 20. ayette senden önce gönderilenler de yemek yer ve çarşılarda yürürdü. İbrahim suresinin 11. ayetinde resuller biz de sizin gibi birer beşeriz der. Rad suresinin 38. ayetinde resullere eşler ve çocuklar verilmiştir. İsra suresinin 95. ayetinde yeryüzünde melekler yürüseydi onlara gökten melek bir resul indirilirdi. Resul gönderildiği insanların arasından ve onların hayatını yaşayarak gelir.
Araf suresinin 6. ayetinde kendilerine resul gönderilenler de, gönderilenler de sorguya çekilir. Maide suresinin 109. ayetinde Allah resulleri toplar ve size ne cevap verildi diye sorar. Nisa suresinin 42. ayetinde o gün gerçeği örtüp Resul'e karşı gelenler yerle bir olmayı diler. Furkan suresinin 27. ayetinde zalim, keşke Resul'le birlikte bir yol tutsaydım der. Mürselat suresinin 11. ayetinde resullere vakit belirlenir. Gönderiliş bir hesapla tamamlanır. Gönderen sorar, gönderilen cevap verir.
Kuran'da resullerin gönderildiği topluluk iki ayrı adla anılır. Araf suresinin 59. ayetinde Nuh kavmine gönderilir ve ey kavmim diye seslenir. Araf suresinin 65., 73. ve 85. ayetlerinde Hud, Salih ve Şuayb da kendi kavimlerine aynı sözle seslenir. İbrahim suresinin 4. ayetinde her resul kavminin diliyle gönderilir. Yunus suresinin 47. ayetinde her ümmetin bir resulü vardır. Al-i İmran suresinin 49. ayetinde ise İsa Benî İsrail'e resul olarak gönderilir. Maide suresinin 70. ayetinde Benî İsrail'den misak alınır ve onlara resuller gönderilir. Kavim bir yerde ve bir soyda birlikte yaşayan topluluktur. Benî İsrail ise Kitap ve misakla kurulan bir yapıdır. Resullerin bir kısmı kavmine, bir kısmı bu yapıya gönderilir.
Musa iki adla da seslenir. Saf suresinin 5. ayetinde ey kavmim, benim size gönderilmiş Allah'ın resulü olduğumu bile bile bana neden eziyet ediyorsunuz der. İbrahim suresinin 5. ayetinde ona kavmini karanlıklardan nura çıkar denir. Taha suresinin 47. ayetinde Musa ile Harun Firavun'a gider ve Benî İsrail'i bizimle birlikte salıver der. Aynı istek Şuara suresinin 17. ve Araf suresinin 105. ayetlerinde tekrar eder. Bakara suresinin 87. ayetinde Musa'ya Kitap verilir, ardından resuller birbiri ardınca gelir. Musa bir topluluğu Firavun'un kavminden ayırıp salıverilmesini ister ve onu Kitabın çevresinde bir yapıya dönüştürür. Kavim resulü ile yapı resulü arasındaki geçiş Musa'da görünür.
Hadid suresinin 26. ayetinde Nuh ve İbrahim gönderilir, nebilik ve Kitap onların soyuna konur. 27. ayette onların izinden resuller birbiri ardınca gelir, sonra Meryem oğlu İsa gönderilir. Meryem suresinin 58. ayetinde nimet verilen nebiler dört halkada sayılır. Adem'in soyundan olanlar, Nuh ile birlikte taşınanlardan olanlar, İbrahim'in ve İsrail'in soyundan olanlar. Al-i İmran suresinin 33. ve 34. ayetlerinde Allah Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini seçer, birbirinden gelen bir soy olarak. Araf suresinin 35. ayetinde ise bütün Ademoğullarına seslenilir, size içinizden resuller geldiğinde. Benî İsrail Ademoğullarının içinde yer alan dördüncü halkadır.
Tevbe suresinin 70. ayetinde İbrahim'in kavmi Nuh, Ad ve Semud kavimleriyle birlikte sayılır, hepsine resulleri beyyinelerle gelmiştir. Ankebut suresinin 16. ayetinde İbrahim kavmine seslenir. İbrahim bu yönüyle kavim resulüdür. Onun milleti ise kavmin sınırını aşar. Nahl suresinin 123. ayetinde hanif olarak İbrahim'in milletine uy denir. Al-i İmran suresinin 65. ayetinde Tevrat ve İncil ancak ondan sonra indirilmiştir. 67. ayette İbrahim Yahudi de Nasrani de değildi, hanif ve teslim olmuş biriydi. Bakara suresinin 140. ayetinde İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Esbat'ın Yahudi ya da Nasrani olduğunu söyleyenlere sorulur. Siz mi daha iyi bilirsiniz, Allah mı. İbrahim kavim resulleri ile Kitap yapısı arasındaki eşikte durur.
Yakub, İshak ve Yusuf soyun adlarıyla anılır. İbrahim ailesi, İbrahim'in soyu, kardeşler. Yusuf suresinde Yusuf'un kardeşleri ihve, yani kardeşler diye geçer. Bakara suresinin 136. ayetinde Esbat adıyla anılırlar. Araf suresinin 160. ayetinde Esbat Musa'nın kavmi içinde on iki topluluğa ayrılır. Mümin suresinin 34. ayetinde Firavun ailesinden bir mümin kavmine hatırlatır. Yusuf daha önce size beyyinelerle gelmişti, o ölünce Allah ondan sonra bir resul kaldırmayacak dediniz. Benî İsrail adı Musa ile başlar, ondan öncesi soyun adlarıyla anılır.
Saf suresinin 5. ayetinde Musa ey kavmim diye seslenir. 6. ayette İsa ey Benî İsrail diye seslenir. Aynı surede art arda iki resul iki ayrı adla konuşur. İsa kendinden önceki Tevrat'ı doğrular ve kendinden sonra gelecek, adı Ahmed olan bir resulü müjdeler. Maide suresinin 78. ayetinde Benî İsrail'den gerçeği örtenler Davud'un ve İsa'nın diliyle lanetlenir. Yapının kendi resulleri yapıyı içeriden uyarır. İsa Benî İsrail'e gönderilen resullerin sonuncusudur ve yapının dışına, kendisinden sonra gelecek resule işaret eder.
QORE okumasında Saf suresinin 6. ayetinde İsa'nın müjdelediği resul Benî İsrail yapısının dışından gelir. Maide suresinin 48. ayetinde ona indirilen Kitap kendinden önceki kitapları doğrular ve onlar üzerinde gözeticidir. Kavimlere gönderilen resullerin çizgisi ile Benî İsrail'e gönderilen resullerin çizgisi bu Kitapta buluşur. Bu okuma resul ayetlerinin dağılımından kurulan bir QORE okumasıdır.
Kuran'da RSL kökü bir salıverişi anlatır. Allah tuttuğu rahmeti, rüzgarı, yağmuru, nefsleri ve resulleri salıverir. Salıverilen ağır ağır ve ardı ardına yola çıkar. Resuller birbirinin izinden ve kendi vakitlerinde gelir, her biri kavminin diliyle konuşur. Resul taşıdığı risaleyle anılır ve onun görevi tebliğdir. Müminler resullerden hiçbiri arasında ayrım yapmaz, hepsine birlikte iman eder. Gönderilen resul tutulan bir kavmin salıverilmesini de ister. Musa Firavun'a İsrailoğullarını bizimle salıver der.
Bu kök üzerine düşüncen var mı?
Okuma notlarını paylaş, sorularını sor ve tartışmaya katıl.