صدر
S̀DR
Varlığın ya da eylemin en üst ön cephesi göğüs, içine alan ve saklayan hazne, içte olanın dışarı çıkması, bir kaynağa varıp kanmış ve dolu olarak oradan çıkmak ve öne geçmek
Varlığın ya da eylemin en üst ön cephesi göğüs, içine alan ve saklayan hazne, içte olanın dışarı çıkması, bir kaynağa varıp kanmış ve dolu olarak oradan çıkmak ve öne geçmek
Kökün bütün çekim ve türevlerinin Kuran’daki toplam görünümü.
Ayetlerde filtrelenebilir temel türev form ailesi.
Bir şeyin dış dünyaya bakan ilk cephesi, en ön kısmı ve merkez haznesi, yani göğüs. İçte biriken, gizlenen ya da kaynağında tutulan bir unsurun dışarı doğru çıkması, sudur. Su kaynağına varıp kandıktan sonra içi dolmuş olarak oradan çıkması ve etrafa dağılarak sevk edilmesi. Göğüs karşıya gelen her şeyi önce karşılar, içine aldığını saklar, genişler ya da daralır. Kalp onun içindedir. Vech dışa dönük, görünen ve yönelen ön kısımdır, sadr ise karşılayan, içine alan ve saklayan ön haznedir. Kökte ilk olmak ile dolup çıkmak birlikte durur, masdar fiillerin ilki ve çıkış yeridir.
göğüs, ön kısım, en üst ön, ilk, başlangıç, baş köşe, öne geçmek, öncülük, sudan kanıp çıkmak, sudan çıkarmak, çıkmak, çıkış, çıkış yeri, masdar, göğüslük
chest, front part, upper front, first part, beginning, seat of honour, to take the lead, precedence, to leave the water having drunk, to lead out from the water, to issue, issuing, point of issue, verbal noun, breast garment
Kök bir şeyin en üst ön kısmıdır, ilkidir. Göğüs bunun için sadrdır. Karşına gelen her şeye sadr denir, bir işin, günün ve kitabın başlangıcına da. Kökün ikinci dalı sudan kanıp çıkmaktır. Suya varmak virddir, kanıp içi dolmuş olarak sudan çıkmak sadrdır. Fiillerin ondan çıktığı kelimeye masdar denir. Kuran'da sadr içine bir şey giren ve onu saklayan göğüstür. Ayetler de vesvese de göğüslere girer. Göğüs açılır ya da daralır. Kalp göğsün içindedir.
1. Göğüs ve en üst ön
Kökte sadr her şeyin en üst ön kısmıdır. Mızrağın sadrı onun en üstüdür. Okun sadrı atıldığında önde giden kısmıdır, ona bunun için sadr denir. Ayağın sadrı parmaklarla birlikte önüdür, vadinin sadrı en yüksek ve en ön yerleridir. Kişinin sadrı göğsüdür. Göğsü örten giysiye sıdar denir. Yas tutan kadın yünden bir sıdar giyerdi. Göğsünden dertli olana mesdur denir. Kökte bir söz vardır, göğsünden dertli olan öksürmeden edemez. İçinde biriken bir gün dışarı çıkar. Merhametle bir yana eğilmeyen kişi için göğsü uzak denir. QORE okumasında sadr karşılayan ve taşıyan öndür.
2. İlk ve başlangıç
Kökte bir işin sadrı onun ilkidir. Günün ve gecenin sadrı, kışın ve yazın sadrı başlangıçlarıdır. Bir kitabın sadrı onun açılışıdır. Fiillerin kendisinden çıktığı kelimeye masdar denir. Bu adlandırma şöyle açıklanır, masdarlar sözün ilkiydi, fiiller onlardan çıktı. Kökte sadr hem ilktir hem de bir işten çıkıp ayrılmaktır. Bir işe girip onu bitirmeyen için virt eder ama sadr etmez denir. Bitiren için virt etti ve sadr etti denir. QORE okumasında sadr bir hareketin hem ilk cephesi hem de tamamlanıp çıkış yeridir.
3. Sudan kanıp çıkmak
Kökte sadr virdin karşıtıdır. Vird suya gitmek ve suya varmaktır, sadr sudan kanıp içi dolmuş olarak çıkmaktır. Su yolu suya götüren de sudan çıkaran da olur. Bir işe giren ve onu bitirip dolu olarak çıkan için de aynı çift kullanılır. Kasas suresinin 23. ayetinde Musa Medyen suyuna varır. Orada sulayan bir insan topluluğu ve onların berisinde sürüyü geri tutan iki kadın bulur. Kadınlar çobanlar çıkarıncaya kadar sulamayız der. Varmak ve çıkmak aynı ayettedir. Hacıların hac bitince Mekke'den çıkıp dağıldığı güne de bu kökten ad verilir. Hud suresinin 98. ayetinde Firavun kavminin önüne geçer ve onları ateşe vird ettirir, vardırılan yer ne kötü bir varıştır. QORE okumasında her vird bir sudur ile tamamlanır, giren dolarak çıkar. Ateşe vird ettirilenler için bir sudur anılmaz.
4. Masdar
Kökte masdar sudurun yeridir, çıkılan yerdir. Fiillerin aslına bunun için masdar denir, fiiller ondan çıkar. Gitmek gitmekten, işitmek işitmekten çıkar. QORE okumasında masdar kelimenin göğsüdür. Fiil onun içinde doludur ve ondan çıkar. Kökün iki dalı burada birleşir, içine alan ve dolu olarak çıkılan yer aynı şeydir.
5. Öne geçmek ve baş köşe
Kökte göğsü dikerek oturmak tasaddurdur. Bir kişiyi meclisin sadrına oturtmak onu baş köşeye geçirmektir, o da baş köşeye geçer. Atlar yarışırken göğsüyle öne geçen at mesdardır, önde gelendir. Kökte bir kavmin önde gelenlerine de bu kökten ad verilir, sonraki kullanımda kavmin reisine de. Kuran bu kökü öncülük anlamında kullanmaz. QORE okumasında öne geçmek göğsün kendisidir. Önde olan, karşıya ilk çıkandır.
6. Saklayan hazne
Kuran'da sadr içine bir şey konan ve saklayan bir haznedir. Al-i İmran suresinin 29. ayetinde göğüslerinizde olanı gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Neml suresinin 74. ayetinde ve Kasas suresinin 69. ayetinde Rabbin göğüslerin örttüğünü ve açığa vurduklarını bilir. Al-i İmran suresinin 118. ayetinde buğz ağızlarından taşmıştır, göğüslerinin gizlediği daha büyüktür. Mümin suresinin 19. ayetinde Allah gözlerin hainliğini ve göğüslerin gizlediğini bilir. Hud suresinin 5. ayetinde ondan gizlenmek için göğüslerini bükerler. Kuran Allah'ı pek çok yerde göğüslerin zatını bilen olarak anar. Adiyat suresinin 10. ayetinde göğüslerde olan ortaya çıkarılır. QORE okumasında göz ve ağız dışa açılır, göğüs içte saklar. Saklanan bir gün çıkar.
7. Açılan ve daralan göğüs
Kuran'da göğüs açılır ya da daralır. Taha suresinin 25. ayetinde Musa Rabbine seslenir, Rabbim göğsümü benim için aç der. Şuara suresinin 13. ayetinde göğsüm daralır, dilim açılmaz der. İnşirah suresinin 1. ayetinde senin için göğsünü açmadık mı diye sorulur. En'am suresinin 125. ayetinde Allah hidayet etmek istediğinin göğsünü İslam'a açar. Saptırmak istediğinin göğsünü dar ve sıkışık kılar, sanki göğe yükseliyordur. Hicr suresinin 97. ayetinde ve Hud suresinin 12. ayetinde resulün göğsü söyledikleriyle daralır. A'raf suresinin 2. ayetinde kitap için göğsünde bir darlık olmasın denir. Nisa suresinin 90. ayetinde göğüsleri savaşmaktan daralmış olarak gelenler anılır. QORE okumasında göğüs gelene yer açan yerdir. Açılan göğüs alır, daralan göğüs söz bulamaz.
8. Göğse girenler ve çıkarılanlar
Kuran göğüslere giren ve oradan çıkarılan şeyleri sayar. Ankebut suresinin 49. ayetinde Kuran, kendilerine ilim verilenlerin göğüslerinde apaçık ayetlerdir. Nas suresinin 5. ayetinde vesveseci insanların göğüslerine vesvese verir. Yunus suresinin 57. ayetinde Rabbinizden göğüslerde olana bir şifa gelir. Tevbe suresinin 14. ayetinde Allah mü'min bir kavmin göğüslerine şifa verir. A'raf suresinin 43. ayetinde ve Hicr suresinin 47. ayetinde Allah göğüslerindeki kini söküp alır. Mümin suresinin 56. ayetinde göğüslerinde ulaşamayacakları bir büyüklenme vardır. Haşr suresinin 9. ayetinde göğüslerinde bir ihtiyaç duymazlar. Haşr suresinin 13. ayetinde göğüslerindeki korku Allah'tan çok size karşıdır. QORE okumasında göğüs bir hazinedir, içine ayet de vesvese de girer. Göğsü dolduran onu açar ya da daraltır.
Kuran insanın önünü ve içini dört adla anar. Vech dışa dönük ön kısımdır. Yönelir, teslim edilir, ağarır ve kararır, işaret onun üzerinde görünür. Sadr karşılayan ve saklayan ön haznedir. İçine bir şey girer, saklanır, açılır ve daralır. Kalp sadrın içindedir. Hac suresinin 46. ayetinde kalpler göğüslerdedir. Kalp döner, akleder ve mühürlenir. Fuad kalbin tutuşan ve gören halidir, boşalır ve sabitlenir. Al-i İmran suresinin 154. ayetinde göğüslerdeki sınanır, kalplerdeki arıtılır. Kuran vech ile sadrı aynı ayette anmaz. QORE okumasında vech yönü, sadr hazneyi, kalp dönüşü, fuad yanışı taşır.
Soyut okuma katmanları
QORE okumasında kök şu katmanlarda okunur. Ön, karşıya ilk çıkan cephe. İlk, bir işin, günün ve sözün başlangıcı. Sudur, varılan sudan kanıp dolu olarak çıkmak. Masdar, fiilin göğsü ve çıkış yeri. Hazne, içine girenin saklandığı yer. Genişlik, gelene yer açan göğüs. Darlık, sözü kilitleyen göğüs. Şifa, göğüste olana gelen ilaç. Ortaya çıkış, saklananın bir gün dışarı çıkması.
Fiil formu
Sadara ve yasduru, sudan kanıp çıkmak, bir yerden çıkıp ayrılmaktır. Zilzal suresinin 6. ayetinde insanlar dağınık olarak çıkar. IV. babda asdara ve yusdiru, sudan çıkarmak, kanmış sürüyü sudan çıkarıp götürmektir. Kasas suresinin 23. ayetinde çobanlar çıkarıncaya kadar denir. V. babda tasaddara, göğsü dikerek oturmak, baş köşeye ve öne geçmektir. Kuran'da yalnız birinci ve dördüncü bab geçer.
İsim formu
Sadr ve sudur, göğüs, en üst ön ve ilk. Sadar, sudan çıkış. Masdar, çıkış yeri, fiillerin aslı. Sıdar ve sudre, göğsü örten giysi. Mesdur, göğsünden dertli olan. Tasdir, hayvanın göğsüne geçen kolan.
1. Hatta yusdira'r-ria' · çobanlar çıkarıncaya kadar
Kasas suresinin 23. ayetinde Musa Medyen suyuna varır. Orada sulayan bir insan topluluğu, onların berisinde sürüyü geri tutan iki kadın bulur. Derdiniz ne der. Çobanlar çıkarıncaya kadar sulamayız, babamız çok yaşlıdır derler. Ayet kökün iki kutbunu yan yana kurar. Musa suya varır, çobanlar kanmış sürüyü sudan çıkarır. Varmak vird köküyle, çıkarmak bu kökle anılır. İki kadın sudan uzak durur, ancak çobanlar sudan çıkınca suya yaklaşabilir. Aynı Musa Taha suresinin 25. ayetinde göğsümü aç diye seslenir, Şuara suresinin 13. ayetinde göğsüm daralır der. QORE okumasında Musa kökün iki dalında da durur. Su başında varanların ve kanıp çıkanların arasındadır, göğsünde ise vahyin ağırlığını taşır.
2. Yevmeizin yasduru'n-nasu eştata · o gün insanlar dağınık olarak çıkar
Zilzal suresinin 6. ayetinde o gün insanlar amelleri kendilerine gösterilsin diye dağınık olarak çıkar. Kökte sudur, varılan yerden içi dolmuş olarak çıkıp ayrılmaktır. Surenin 2. ayetinde yer ağırlıklarını dışarı çıkarır, 4. ayetinde haberlerini anlatır. Hemen ardından Adiyat suresinin 9. ve 10. ayetlerinde kabirlerde olan altüst edilir ve göğüslerde olan ortaya çıkarılır. Ardışık iki surede kökün iki dalı birlikte görünür. İnsanlar dağınık olarak çıkar, göğüslerdeki dışarı çıkarılır. QORE okumasında o gün bir sudur günüdür. Her biri yüklendiğiyle çıkar ve kendi ameline varır. Göğüste saklanan da o gün çıkar.
3. Rabbişrah li sadri · Rabbim göğsümü aç
Taha suresinin 25. ayetinde Musa Firavun'a gönderilince Rabbine seslenir, Rabbim göğsümü benim için aç der. Ardından işimi kolaylaştır, dilimden düğümü çöz der. Şuara suresinin 12. ve 13. ayetlerinde beni yalanlamalarından korkarım, göğsüm daralır, dilim açılmaz der. İnşirah suresinin 1. ayetinde resule senin için göğsünü açmadık mı diye sorulur. En'am suresinin 125. ayetinde hidayet edilenin göğsü İslam'a açılır, saptırılanın göğsü dar ve sıkışık olur, sanki göğe yükseliyordur. Zümer suresinin 22. ayetinde göğsü İslam'a açılan Rabbinden bir nur üzerindedir. QORE okumasında göğsün genişliği sözün çıkışıdır. Göğüs daralınca dil bağlanır, göğüs açılınca söz çıkar. Kökün çıkış anlamı burada göğüsle buluşur.
4. Ayatun beyyinatun fi sudur · göğüslerdeki apaçık ayetler
Ankebut suresinin 49. ayetinde Kuran, kendilerine ilim verilenlerin göğüslerinde apaçık ayetlerdir. Ayetleri ancak zalimler bile bile reddeder. Yunus suresinin 57. ayetinde Allah insanlara seslenir, size Rabbinizden bir öğüt, göğüslerde olana bir şifa, mü'minlere bir hüda ve rahmet geldi. Nas suresinin 4. ve 5. ayetlerinde sinip geri çekilen vesvesecinin şerrinden sığınılır, o insanların göğüslerine vesvese verir. Bakara suresinin 97. ayetinde ve Şuara suresinin 194. ayetinde vahiy kalbe iner. QORE okumasında vahiy kalbe iner, ayet göğüste durur. Göğüs ayetin de vesvesenin de girdiği yerdir. Şifa da oraya gelir.
5. Yesnune sudurahum · göğüslerini bükerler
Hud suresinin 5. ayetinde ondan gizlenmek için göğüslerini bükerler. Giysilerine büründüklerinde bile Allah gizlediklerini ve açığa vurduklarını bilir, O göğüslerin zatını bilendir. Kökte göğsü örten giysiye sıdar denir. Ayette göğüs bükülür ve giysiyle örtülür, saklanan yine bilinir. Al-i İmran suresinin 154. ayetinde nefislerinde sana açığa vurmadıklarını gizlerler. Allah göğüslerinizde olanı sınar, kalplerinizde olanı arıtır. Zat sahip olunan ve taşınan demektir. Göğüslerin zatı göğüslerin taşıdığıdır. QORE okumasında göğüs saklar, kalp arıtılır, nefis gizler. Üçü de Allah'a açıktır.
Sadr bir işin ilkidir. Aynı kökte sadr etmek bir işi bitirip çıkmaktır, virt eder ama sadr etmez denir. Kök hem başlangıcı hem çıkışı taşır, masdar ikisini birleştirir.
Kökün iki dalı tek bir hareketi anlatır. Göğüs karşıya gelen öndür ve gelene içinde yer açar. Sudur varılan yerden içi dolmuş olarak çıkmaktır. Biri içine almak, öbürü dolu olarak çıkmaktır.
Göğüs saklar, Allah göğüslerin zatını bilir. Adiyat 10'da göğüslerde olan ortaya çıkarılır.
Kalp göğsün içindedir. Al-i İmran 154'te göğüs sınanır, kalp arıtılır. Zümer 22 ve Nahl 106'da göğüs açılır, kalp katılaşır ya da mutmain olur.
Kökte öne geçmek vardır, reislik sonraki bir kullanımdır. Kuran kökü öncülük anlamında kullanmaz. Türkçedeki "baş" anlamı bu yoldan gelir.
Zıt anlamlılar Kuran içi kullanımdan çıkarılacak ve bütün kökler tamamlandığında açılacak.
Bu kökün Kuran'daki anlam komşuluğu, aynı ayette en sık birlikte geçtiği köklerdir. Güç = ilişkinin tesadüfü aşma katı.
Kök Arapçada göğsü, en üst ön kısmı ve sudan kanıp çıkmayı birlikte taşır.
Kasas suresinin 23. ayetinde Musa Medyen suyuna varır, kadınlar çobanlar çıkarıncaya kadar sulamayız der. Varmak vird köküyle, çıkarmak bu kökle anılır. Kökte vird suya gitmek, sadr kanıp dolu olarak çıkmaktır. İki kutup aynı ayettedir.
Zilzal suresinin 6. ayetinde o gün insanlar amelleri kendilerine gösterilsin diye dağınık olarak çıkar. Adiyat suresinin 9. ve 10. ayetlerinde kabirlerde olan altüst edilir, göğüslerde olan ortaya çıkarılır. Ardışık iki surede kökün iki dalı görünür, insanlar çıkar, göğüslerdeki çıkarılır.
Şuara suresinin 12. ve 13. ayetlerinde Musa beni yalanlamalarından korkarım, göğsüm daralır, dilim açılmaz, Harun'a gönder der. Taha suresinin 25. ayetinde Rabbim göğsümü benim için aç diye seslenir. Kasas suresinin 23. ayetinde su başında varanlarla kanıp çıkanlar arasındadır. Kök Musa'nın üç sahnesinde geçer.
İnşirah suresinin 1. ayetinde resule senin için göğsünü açmadık mı diye sorulur. Taha suresinin 25. ayetinde Musa aynı açılmayı ister. Zümer suresinin 22. ayetinde göğsü İslam'a açılan Rabbinden bir nur üzerindedir. Göğsün açılması bir hidayet ve bir nurdur.
Hicr suresinin 97. ayetinde Allah söyledikleriyle resulün göğsünün daraldığını bilir. 98. ayette Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol denir. Hud suresinin 12. ayetinde ona bir hazine indirilseydi ya da beraberinde bir melek gelseydi demeleri karşısında göğsü daralır. Daralan göğse tesbih ve secde verilir.
En'am suresinin 125. ayetinde Allah hidayet etmek istediğinin göğsünü İslam'a açar. Saptırmak istediğinin göğsünü dar ve sıkışık kılar, sanki göğe yükseliyordur. A'raf suresinin 2. ayetinde sana indirilen kitap için göğsünde bir darlık olmasın denir. Daralan göğüs yükseldikçe sıkışır.
Nisa suresinin 90. ayetinde aranızda bir antlaşma bulunan bir kavme sığınanlar ya da göğüsleri sizinle ya da kavimleriyle savaşmaktan daralmış olarak gelenler ayrılır. Size barış bırakırlarsa Allah onlara karşı size bir yol kılmaz. Göğüs savaşa da daralır.
Ankebut suresinin 49. ayetinde Kuran, kendilerine ilim verilenlerin göğüslerinde apaçık ayetlerdir. Ayetleri ancak zalimler bile bile reddeder. Bakara suresinin 97. ayetinde vahiy kalbe iner. QORE okumasında vahiy kalbe iner, ayet göğüste durur.
Yunus suresinin 57. ayetinde Allah insanlara seslenir, Rabbinizden bir öğüt, göğüslerde olana bir şifa, mü'minlere bir hüda ve rahmet geldi. Tevbe suresinin 14. ayetinde Allah mü'min bir kavmin göğüslerine şifa verir, 15. ayette kalplerinin öfkesini giderir. Şifa göğse, öfkenin gitmesi kalbe yazılır.
Nas suresinin 4. ve 5. ayetlerinde sinip geri çekilen vesvesecinin şerrinden sığınılır, o insanların göğüslerine vesvese verir. Vesvese göğse verilir, ayetler de göğüslerdedir. QORE okumasında göğüs ayet ile vesvesenin yarıştığı haznedir.
A'raf suresinin 43. ayetinde Allah göğüslerinde kinden olanı söküp alır, altlarından ırmaklar akar, bizi buna hidayet eden Allah'a hamd olsun derler. Hicr suresinin 47. ayetinde göğüslerindeki kin sökülenler kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşılıklı oturur. Göğüs temizlenince cepheler karşılıklı olur.
Mümin suresinin 56. ayetinde Allah'ın ayetleri hakkında kendilerine gelmiş bir delil olmadan tartışanların göğüslerinde ulaşamayacakları bir büyüklenme vardır. İsra suresinin 51. ayetinde göğüslerinizde büyük görünen bir yaratılış olun denir. Göğüste büyüyen şey insanın gözünde de büyür.
Haşr suresinin 9. ayetinde yurda ve imana yerleşmiş olanlar kendilerine hicret edeni sever. Onlara verilenden göğüslerinde bir ihtiyaç duymazlar, darlık içinde olsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Mümin suresinin 80. ayetinde hayvanların üzerinde göğüslerinizdeki bir ihtiyaca ulaşırsınız. İhtiyaç göğüste durur.
Haşr suresinin 13. ayetinde onların göğüslerinde siz Allah'tan daha şiddetli bir korkusunuz, çünkü onlar fıkhetmeyen bir kavimdir. Korku göğse yerleşir ve neyin daha büyük olduğunu gösterir.
Neml suresinin 74. ayetinde ve Kasas suresinin 69. ayetinde Rabbin göğüslerinin örttüğünü ve açığa vurduklarını bilir. Göğüs örter, kalbin üzerine ise örtüler kılınır. Al-i İmran suresinin 29. ayetinde göğüslerinizde olanı gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir.
Al-i İmran suresinin 118. ayetinde buğz ağızlarından taşmıştır, göğüslerinin gizlediği daha büyüktür. 119. ayette yalnız kaldıklarında öfkeden parmak uçlarını ısırırlar, öfkenizle ölün denir, Allah göğüslerin zatını bilir. Ağız dışa taşırır, göğüs içte büyütür.
Mümin suresinin 19. ayetinde Allah gözlerin hainliğini ve göğüslerin gizlediğini bilir. Göz dışa bakar ve bakışıyla hıyanet eder, göğüs içte saklar. QORE okumasında dışa bakan gözdür ve vechtir, içte saklayan göğüstür.
Hud suresinin 5. ayetinde ondan gizlenmek için göğüslerini bükerler. Giysilerine büründüklerinde bile Allah gizlediklerini ve açığa vurduklarını bilir. Kökte göğsü örten giysiye sıdar denir. Göğüs bükülür, giysi örter, saklanan yine bilinir.
Kuran Allah'ı pek çok yerde göğüslerin zatını bilen olarak anar. Hadid suresinin 6. ayetinde geceyi gündüze, gündüzü geceye sokar ve göğüslerin zatını bilir. Teğabün suresinin 4. ayetinde ve Mülk suresinin 13. ayetinde gizlediğinizi ve açığa vurduğunuzu bilir. Lokman suresinin 23. ayetinde ve Zümer suresinin 7. ayetinde dönüşünüz O'nadır, yaptıklarınızı haber verir. Zat sahip olunan ve taşınan demektir, göğüslerin zatı göğüslerin taşıdığıdır.
Al-i İmran suresinin 154. ayetinde gamdan sonra bir güven, bir uyku iner. Bir kesim nefislerinde sana açığa vurmadıklarını gizler. Allah göğüslerinizde olanı sınar, kalplerinizde olanı arıtır, O göğüslerin zatını bilir. Nefis gizler, göğüs sınanır, kalp arıtılır. Üç iç ad tek ayette ayrılır.
Hac suresinin 46. ayetinde gözler kör olmaz, göğüslerdeki kalpler kör olur. Kökte kalbin ancak göğüste olduğu söylenir, ayet bunu vurgulamak için anar. Kalp sadrın içindedir. QORE okumasında göğüs kalbin kabıdır.
Zümer suresinin 22. ayetinde Allah'ın göğsünü İslam'a açtığı kişi Rabbinden bir nur üzerindedir, kalpleri Allah'ın zikrine karşı katılaşmış olanlara veyl vardır. Nahl suresinin 106. ayetinde zorlananın kalbi imanla mutmaindir, göğsünü küfre açan ise gazaba uğrar. Göğüs bir şeye açılır, kalp o açılmanın içinde döner.
Kökte karşına gelen her şey sadrdır. Vech de her şeyin karşılayan önüdür. İkisi de bir ön kısmı anlatır, ayrım yöndedir. Vech dışa döner. Teslim edilir, yönelir, Al-i İmran suresinin 106. ayetinde ağarır ve kararır, Fetih suresinin 29. ayetinde secde izi onun üzerindedir. Sadr içte saklar. Mümin suresinin 19. ayetinde göğüslerin gizlediği bilinir. Günün başlangıcı da iki kökle anılır, kökte günün sadrı, Al-i İmran suresinin 72. ayetinde günün vechi. Kuran vech ile sadrı aynı ayette anmaz. QORE okumasında vech yönelişin, sadr haznenin adıdır.
Fuadın kökü ateşte pişirmektir, kalbe tutuşup yandığı için fuad denir. Fuad görür, boşalır ve sabitlenir. Sadr ise taşıyan ve saklayan haznedir, açılır ve daralır. Kuran fuad ile sadrı aynı ayette anmaz. Hac suresinin 46. ayetinde kalpler göğüslerdedir. QORE okumasında göğüs kaptır, kalp onun içinde döner, fuad o kalbin yanan halidir.
Kökte sadr göğüs, en üst ön ve bir şeyin ilkidir. Meclisin sadrı baş köşesidir. Sonraki kullanımda kavmin önde geleni de sadr diye anıldı, Türkçedeki sadrazam bu yoldan gelir. Baş organının adı ayrı bir köktür. Türkçede sadr kelimesine yüklenen baş anlamı makam yoluyla gelmiştir, kökün kendi haritasında baş organı yoktur. Kuran sadrı göğüs olarak kullanır, Hac suresinin 46. ayetinde kalpler göğüslerdedir.
Kuran mühür, damga, hastalık, kayma, örtü, pas ve kilit hallerini kalbe yazar, göğse yazmaz. Göğsün geçtiği ayetlerde de bu haller kalbe verilir. Şura suresinin 24. ayetinde Allah dilerse kalbin üzerine mühür vurur ve göğüslerin zatını bilir. Zümer suresinin 22. ayetinde göğüs açılır, kalpler katılaşır. Hac suresinin 46. ayetinde körlük göğüslerdeki kalplere yazılır. Göğse ise genişlik, darlık, sıkışıklık ve içine giren şey verilir. QORE okumasında göğüs bir kap ve bir genişliktir, hal kalbindir.
Kök bir şeyin en üst ön kısmıdır, ilkidir. Göğüs karşıya gelen her şeyi önce karşılar. Kökün ikinci dalı sudan kanıp dolu olarak çıkmaktır, masdar fiillerin ondan çıktığı asıldır. Kuran'da göğüs içine giren şeyi saklar, açılır ve daralır. Ayetler de vesvese de göğse girer, şifa oraya gelir, kin oradan sökülür. Kalp göğsün içindedir. Vech dışa döner, sadr içte saklar. Göğüslerde olan bir gün ortaya çıkar.
Bu kök üzerine düşüncen var mı?
Okuma notlarını paylaş, sorularını sor ve tartışmaya katıl.