قلب
G̈LB
Bir şeyi vechinden çevirmek, dışını içine, altını üstüne döndürmek, dönüp duran ve idrak eden öz
Bir şeyi vechinden çevirmek, dışını içine, altını üstüne döndürmek, dönüp duran ve idrak eden öz
Kökün bütün çekim ve türevlerinin Kuran’daki toplam görünümü.
Ayetlerde filtrelenebilir temel türev form ailesi.
Bir şeyin tek bir hal, yön veya pozisyonda çakılıp kalmayarak radikal bir biçimde diğer yüzüne çevrilmesi, vechinden çevrilip sırtının karnına döndürülmesi. Bu sürekli tersyüz olma eyleminin, takallübün, aynı zamanda varlığın en içteki, dış kabuktan ve durağanlıktan bağımsız, sürekli veri işleyen saf ve hareketli özünü temsil etmesi. Kalp dönüp durduğu için kalptir. Hurmanın özü ve her şeyin halisi bu kökle anılır. Kuran'da kalp akleden, kavrayan, kazanan ve kasteden merkezdir. Kalbin dönüşü bir yöne bağlandığında mutmain, selim ve münib olur. Dönüşü durduğunda mühürlenir, kilitlenir ve katılaşır. Dönüşü saptığında kayar ve hastalanır. Kalbin değeri dönüşünün yönündedir.
çevirmek, vechinden çevirmek, tersyüz etmek, evirip çevirmek, dönmek, dönüp durmak, dönüp dolaşmak, dönüş, dönüş yeri, dönen, kalp, öz, hurmanın özü, kuyu
to turn, to turn from its face, to turn inside out, to turn over and over, to return, to keep turning, to move about, return, place of return, the one returning, heart, core, palm heart, well
Kök bir şeyi vechinden çevirmektir. Bir şeyin sırtını karnına, dışını içine döndürmek bu kökle söylenir. Elbiseyi ters çevirmek, pişen ekmeği öbür yüzüne döndürmek, toprağı çevirmek ve bir işi evirip çevirmek bu köktendir. Dönen şeyin kendisine de bu kökten ad verilir. Kalbe dönüp durduğu için kalp denir. Hurmanın özü ve her şeyin halisi de kalptir. Kuran'da kalp akleden ve kavrayan merkezdir, vahyin indiği yerdir. Kişi döner ve neyle döndüğüyle anılır.
1. Vechinden çevirmek
Kökte kalbin ilk tanımı bir şeyi vechinden çevirmektir. Bir şeyin sırtını karnına döndürmek, elbiseyi tersine çevirmek bu kökle söylenir. Dışı pişen ekmek içi de pişsin diye çevrilir. Toprağı ekim için çeviren demire bu kökten ad verilir. Bir kişiyi istediği yönden çevirmek de bu köktendir. İşleri evirip çevirmek onları araştırmak ve sonlarına bakmaktır. Tevbe suresinin 48. ayetinde fitne arayanlar işleri evirip çevirir, hak gelir ve Allah'ın emri açığa çıkar. Kehf suresinin 42. ayetinde bahçesi çöken kişi harcadıklarına karşı avuçlarını evirip çevirir. QORE okumasında çevirmek bir şeyin görünmeyen yüzünü öne getirmektir.
2. Dönen öz
Kökte hurmanın kalbi onun özüdür, ortasındaki beyaz ve yumuşak kısımdır. Ağaçların kalbi içlerindeki yumuşak kısımdır. Her şeyin kalbi onun özü, halisi ve saf olanıdır. Kalbe dönüp durduğu için kalp denir. Sözlük bunu bir beyitle aktarır, kalbe ancak dönmesinden ötürü kalp denmiştir. Kökte lübb de hurmanın kalbidir, kişinin lübbü kalbine konan akıldır. QORE okumasında kalp dönen bir özdür. Öz dış kabuğun altında durur, dönen ise o özün kendisidir.
3. Dönmek ve dönüş yeri
Kökte dönmek, çevrilen bir şeyin kendi üzerine dönmesidir. Çevirdim, o da döndü denir. Kuran'da dönmek çoğu kez bir yöne ve bir halle birlikte gelir. Al-i İmran suresinin 174. ayetinde Allah'tan bir nimet ve fazlla dönerler. A'raf suresinin 119. ayetinde sihirbazlar küçülmüş olarak döner. İnşikak suresinin 9. ayetinde kitabı sağından verilen ehline sevinçle döner. A'raf suresinin 125. ayetinde aynı sihirbazlar biz Rabbimize dönenleriz der. Ankebut suresinin 21. ayetinde ona döndürülürsünüz denir, döndürülmek ayrı bir kalıpla gelir. Şuara suresinin 227. ayetinde zulmedenler nasıl bir dönüşle döneceklerini bilecektir. QORE okumasında her dönüşün bir yönü ve bir hali vardır.
4. Dönüp durmak
Kökte dönüp durmak bir halden bir hale geçmektir. Nur suresinin 37. ayetinde kalplerin ve gözlerin dönüp duracağı bir gün vardır. 44. ayette Allah geceyi ve gündüzü evirip çevirir. Kehf suresinin 18. ayetinde mağaradakiler uyurken sağa ve sola çevrilir. Al-i İmran suresinin 196. ayetinde inkar edenlerin beldelerde dönüp dolaşması aldatmasın denir. Şuara suresinin 219. ayetinde Allah resulün secde edenler içindeki dönüp durmasını görür. Bakara suresinin 144. ayetinde resulün vechinin gökte dönüp durmasını görür. QORE okumasında dönüp durmak bir arayıştır. Sonu ya bir yöne varır ya da yakalanmaktır.
5. Akleden kalp
Kuran akletmeyi ve kavramayı kalbe verir. Hac suresinin 46. ayetinde yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı ki akledecekleri kalpleri olsun denir. Gözler kör olmaz, göğüslerdeki kalpler kör olur. A'raf suresinin 179. ayetinde onların kalpleri vardır, onunla fıkhetmezler. Kaf suresinin 37. ayetinde zikir kalbi olan içindir. Bakara suresinin 225. ayetinde Allah kalplerin kazandığından sorumlu tutar. Bakara suresinin 97. ayetinde ve Şuara suresinin 194. ayetinde vahiy kalbe iner. QORE okumasında kalp dönen ve bu dönüşle kavrayan merkezdir. Durduğunda kavrayışı da durur.
6. Topuklar ve vech üzerinde dönmek
Kuran bazı dönüşleri bir geri dönüş olarak anlatır. Al-i İmran suresinin 144. ayetinde resul ölür ya da öldürülürse topuklarınız üzerine mi döneceksiniz diye sorulur. Bakara suresinin 143. ayetinde kıble resule uyanı topukları üzerine dönenden ayırır. Hac suresinin 11. ayetinde bir kenar üzerinde kulluk eden fitne dokununca vechi üzerine döner. Ahzab suresinin 66. ayetinde vechler ateşte çevrilir. QORE okumasında dönüşün iyisi Rabbe dönmektir, kötüsü topuk ve vech üzerine geri dönmektir. Kök iki dönüşü de taşır, ayrım yöndedir.
7. Kalbin halleri
Kuran kalbe pek çok hal verir. Kalp mutmain olur, selim olur, münib olur, ürperir, yumuşar ve Allah'a boyun eğer. Kalp mühürlenir, kilitlenir, örtülür, paslanır ve katılaşır. Kalp kayar, hastalanır, kuşkuya düşer ve dağılır. Kalbe bağ vurulur, sekine indirilir, iman yazılır ve kalpler birbirine bağlanır. Bu hallerin her biri kendi kökündendir. QORE okumasında hepsi tek bir dönüşün halleridir, yöne bağlanan, duran, sapan ve sarsılan dönüş. Harita köke özel bölümde verilir.
Soyut okuma katmanları
QORE okumasında kök şu katmanlarda okunur. Çevirmek, görünmeyen yüzü öne getirmek. Öz, kabuğun altında dönen hayat. Dönmek, kişinin yönü ve haliyle birlikte dönüşü. Dönüp durmak, bir yön arayan hareket. Akıl, dönüşle kavrayan kalp. Vahiy, kalbe inen söz. Sınav, dönüşün kıbleye mi topuğa mı vardığı. Topluluk, kalplerin aynı yöne dönmesi. Kıble, dönüşün karar kıldığı yön.
Fiil formu
Kaleb ve yaklibu, bir şeyi vechinden çevirmektir. Ankebut suresinin 21. ayetinde edilgen biçimiyle ona döndürülürsünüz denir. II. babda kallebe, evirip çevirmektir. Nur suresinin 44. ayetinde Allah geceyi ve gündüzü evirip çevirir, Tevbe suresinin 48. ayetinde işler evrilip çevrilir. V. babda tekallebe, dönüp durmaktır. Nur suresinin 37. ayetinde kalpler ve gözler dönüp durur. VII. babda inkalebe, çevrilen şeyin kendi üzerine dönmesidir. Bu bab nesne almaz, dönüş öznenin kendi fiilidir. A'raf suresinin 125. ayetinde biz Rabbimize dönenleriz denir.
İsim formu
Kalb ve kulub, dönen öz ve kalp. Tekallüb, dönüp durma ve dönüp dolaşma. Münkalib, dönen. Münkaleb, dönüş ve dönüş yeri. Mütekalleb, dönüp durma yeri. Kalib, kuyu. Miklab, toprağı çeviren demir.
1. İnna ila rabbina munkalibun · biz Rabbimize dönenleriz
A'raf suresinin 124. ayetinde Firavun sihirbazları ellerini ve ayaklarını çaprazlama kesmek ve hepsini asmakla tehdit eder. 125. ayette sihirbazlar biz Rabbimize dönenleriz der. Şuara suresinin 50. ayetinde aynı söz zararı yok diye başlar. Zuhruf suresinin 14. ayetinde aynı söz binek üzerinde söylenir. Kelime VII. babın etken adıdır. Bu bab nesne almaz, çevrilen şeyin kendi üzerine dönmesini bildirir. Bu yüzden kelime dönen kişiyi anlatır, döndürülen birini anlatmaz. Aynı babın öbür adı Kuran'da dönüş ve dönüş yeri olarak geçer, Şuara suresinin 227. ayetinde ve Kehf suresinin 36. ayetinde böyledir. Döndürülmek anlatılırken Kuran başka kalıplar kullanır. Ankebut suresinin 21. ayetinde ona döndürülürsünüz denir. Kehf suresinin 36. ayetinde döndürülmek redd kökünün edilgeniyle gelir. Al-i İmran suresinin 149. ayetinde döndüren başkasıdır ve redd ile anılır, dönen kişinin dönüşü ise bu kökle gelir. Cümle bir isim cümlesidir ve zaman bildirmez, bir kimlik bildirir. QORE okumasında sihirbazlar biraz önce küçülmüş olarak dönmüştü. Şimdi tehdit karşısında Rabbe dönenler olarak dururlar. Dönüş onların kendi yönelişidir.
2. Tekallube vechike fi's-sema · gökte dönüp duran vech
Bakara suresinin 144. ayetinde Allah resulün vechinin gökte dönüp durmasını görür. Seni hoşnut olacağın bir kıbleye döndüreceğim, vechini Mescid-i Haram tarafına çevir denir. 143. ayette kıble resule uyanı topukları üzerine dönenden ayırt etmek için kılınır. Kalbin kökü iki ayette iki kez geçer, kıble her ikisinin yanındadır. Vech gökte döner ve bir yön arar, kıble o arayışa verilir. Topukları üzerine dönen ise yönünü geri çevirir. Şuara suresinin 219. ayetinde resulün secde edenler içindeki dönüp durması görülür. QORE okumasında dönüp durmak bir eksiklik sayılmaz, bir arayıştır. Kıble arayan dönüşe verilen karardır.
3. Lehum kulubun la yefkahune biha · akleden ve kavrayan kalp
A'raf suresinin 179. ayetinde onların kalpleri vardır, onunla fıkhetmezler. Gözleri vardır, onunla görmezler. Kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar en'am gibidir, hatta daha sapkındır, onlar gafillerdir. Hac suresinin 46. ayetinde yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı ki akledecekleri kalpleri olsun denir. Gözler kör olmaz, göğüslerdeki kalpler kör olur. Muhammed suresinin 24. ayetinde Kuran'ı tedebbür etmezler mi, yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var diye sorulur. Kuran akletmeyi, fıkhı ve tedebbürü kalbe verir. QORE okumasında kalbin kavrayışı dönüşünden doğar. Bir şeyi öbür yüzüne çeviren onu anlar. Dönüşü kilitlenen kalp körleşir.
4. Bi-kalbin selim · selim bir kalple gelmek
Şuara suresinin 87. ile 89. ayetleri arasında İbrahim Rabbine seslenir. Beni diriltilecekleri gün utandırma der. O gün mal da oğullar da fayda vermez, ancak Allah'a selim bir kalple gelen fayda bulur. Saffat suresinin 84. ayetinde İbrahim Rabbine selim bir kalple gelir. Bakara suresinin 260. ayetinde İbrahim inanmadın mı sorusuna evet ama kalbim mutmain olsun diye der. Ahzab suresinin 4. ayetinde Allah bir adamın içinde iki kalp kılmaz. Kaf suresinin 33. ayetinde Rahman'dan gayb ile haşyet duyan münib bir kalple gelir. QORE okumasında selim kalp yönü bütün kalan kalptir. Tek kalp tek yöne döner. İbrahim'in kalbi selim, vechi hanif, duası kabul edilmiştir.
5. Eyye munkalebin yenkalibun · nasıl bir dönüşle dönecekler
Şuara suresinin 227. ayetinde iman eden, salih amel işleyen, Allah'ı çok zikreden ve zulme uğradıktan sonra yardım görenler ayrılır. Zulmedenler ise nasıl bir dönüşle döneceklerini bilecektir. Fiil etkendir, dönen zulmedenlerin kendisidir. Münkaleb burada dönüşün kendisini anlatır. Aynı surenin 219. ayetinde resulün secde edenler içindeki dönüp durması anılır. Sure iki dönüşle kapanır, secde edenler içinde dönüp duran resul ve kendi dönüşüne varacak zalimler. Kehf suresinin 36. ayetinde bahçe sahibi Rabbime döndürülürsem ondan daha hayırlı bir dönüş yeri bulurum der, 42. ayette avuçlarını evirip çevirir. QORE okumasında her dönüş kendi sonuna varır. Zulmün dönüşü de kendi yerine döner.
Kalbin adı dönüşünden gelir. Kuran ise kalbe mutmain ve selim hallerini de verir. Dönmek kalbin doğasıdır, değeri yönündedir.
Kişi kendi dönüşünü yapar, Rabbe dönenleriz der. Allah kalpleri ve fuadları çevirir, kişi ile kalbi arasına girer. Saff 5'te onlar kayınca Allah kalplerini kaydırır. İlk yön kişinindir, sonuç Allah'tandır.
Aynı iç merkez üç adla anılır. Kalp dönen öz, fuad tutuşan ve gören hal, sadr kalbin kabıdır. Al-i İmran 154'te sadr sınanır, kalp arıtılır.
Kuran akletmeyi kalbe verir, Hac 46. Göz kör olmaz, kalp kör olur.
Rabbe dönmek de, topuk üzerine dönmek de aynı fiille söylenir. Kök iyi ya da kötü olmaz, yön belirler.
Zıt anlamlılar Kuran içi kullanımdan çıkarılacak ve bütün kökler tamamlandığında açılacak.
Bu kökün Kuran'daki anlam komşuluğu, aynı ayette en sık birlikte geçtiği köklerdir. Güç = ilişkinin tesadüfü aşma katı.
Akadca · QALĀPU · Soymak, kabuğunu çıkarmak.
Süryanice · QLAP ܩܠܦ · Soymak. QLĀPĀ · Kabuk.
İbranice · QLP קלף · Soymak, kabuk. QLB קלב biçimi de kayıtlıdır.
Kök Sami dillerinde soymak ve kabuğu çevirmek anlamıyla görünür. Arapça bu çevirme fiilini dönüp duran öze ad yapar ve kalbi bu kökle anar.
A'raf suresinin 125. ayetinde ve Şuara suresinin 50. ayetinde sihirbazlar kesilme ve asılma tehdidi karşısında biz Rabbimize dönenleriz der. Kelime kökün dönüşü öznenin kendi üzerine aldığı kalıptandır ve dönen kişiyi bildiren bir addır. Bu kalıp nesne almaz, döndürülen birini bildiren bir ad kurmaz. Aynı kalıbın öteki adı Kuran'da dönüş ve dönüş yeri olarak geçer, Şuara suresinin 227. ayetinde ve Kehf suresinin 36. ayetinde böyledir. Döndürülmek anlatılırken başka bir kalıp kullanılır. Ankebut suresinin 21. ayetinde ona döndürülürsünüz denir. Kehf suresinin 36. ayetinde döndürülmek ayrı bir kökle anlatılır. Zuhruf suresinin 14. ayetinde aynı söz binek üzerinde tekrar edilir. QORE okumasında dönenleriz bir kimlik bildirir, tehdit anında bile dönüş kişinin kendi yönelişidir.
Şuara suresinin 227. ayetinde zulmedenler nasıl bir dönüşle döneceklerini bilecektir. Kehf suresinin 36. ayetinde bahçe sahibi Rabbime döndürülürsem ondan daha hayırlı bir dönüş yeri bulurum der. Muhammed suresinin 19. ayetinde Allah dönüp durduğunuz yeri ve kalacağınız yeri bilir. Dönüşün bir yeri vardır, dönüp durmanın da bir yeri vardır.
İnşikak suresinin 9. ayetinde kitabı sağından verilen ehline sevinçle döner. Mutaffifin suresinin 31. ayetinde suçlular ehline döndüklerinde keyiflenerek dönerler. Yusuf suresinin 62. ayetinde Yusuf kardeşlerinin sermayesini yüklerine koydurur, ehline döndüklerinde tanırlar umuduyla. Fetih suresinin 12. ayetinde resulün ve mü'minlerin ehline hiç dönmeyeceğini sanırlar ve bu kalplerinde süslenir. Dönüşün sonunda ehil vardır. Kalp dönüşü süsleyebilir de.
A'raf suresinin 119. ayetinde sihirbazlar yenilir ve küçülmüş olarak döner. Aynı sihirbazlar 125. ayette biz Rabbimize dönenleriz der. Al-i İmran suresinin 174. ayetinde Allah'tan bir nimet ve fazlla dönerler, onlara bir kötülük dokunmaz. 127. ayette inkar edenler umudu boşa çıkmış olarak döner. Maide suresinin 21. ayetinde arkanıza dönmeyin, hüsrana uğramış olarak dönersiniz denir. Kişi neyle döndüğüyle anılır.
Al-i İmran suresinin 144. ayetinde ondan önce resuller gelip geçmiştir. O ölür ya da öldürülürse topuklarınız üzerine mi döneceksiniz diye sorulur. Topukları üzerine dönen Allah'a hiçbir zarar veremez. 149. ayette inkar edenlere itaat ederseniz sizi topuklarınız üzerine döndürürler ve hüsrana uğramış olarak dönersiniz. Döndürmek redd fiiliyle, dönmek bu kökle gelir. Bakara suresinin 143. ayetinde kıble resule uyanı topukları üzerine dönenden ayırır.
Hac suresinin 11. ayetinde insanlardan biri Allah'a bir kenar üzerinde kulluk eder. Ona bir hayır dokunursa onunla mutmain olur, bir fitne dokunursa vechi üzerine döner. Dünyayı da ahireti de kaybeder, apaçık kayıp budur. QORE okumasında kenarda duran kalp yönünü kurmamıştır, ilk sarsıntıda vechiyle birlikte döner.
Ahzab suresinin 66. ayetinde vechlerinin ateşte çevrildiği gün keşke Allah'a itaat etseydik, resule itaat etseydik derler. Vech kıblede bir yöne çevrilir, ateşte ise evrilip çevrilir. QORE okumasında yönünü kurmayan vech o gün çevrilir.
Bakara suresinin 144. ayetinde Allah resulün vechinin gökte dönüp durmasını görür ve onu hoşnut olacağı bir kıbleye döndürür. Dönüp durma bu kökle, kıble kıblenin köküyle anılır. 143. ayette kıble resule uyanı topukları üzerine dönenden ayırır. QORE okumasında dönüp duran vech bir yön arar, kıble o arayışın karar kıldığı yerdir.
Nur suresinin 37. ayetinde ticaretin ve alışverişin Allah'ın zikrinden, salatın ikamesinden ve zekatın verilmesinden alıkoymadığı adamlar kalplerin ve gözlerin dönüp duracağı bir günden korkar. En'am suresinin 110. ayetinde onun ilk sefer iman etmedikleri gibi fuadları ve gözleri çevrilir. Kalp ve göz birlikte döner.
Nur suresinin 44. ayetinde Allah geceyi ve gündüzü evirip çevirir, bunda basiret sahipleri için bir ibret vardır. Aynı surenin 37. ayetinde kalpler ve gözler dönüp durur. Bir surede dönen zaman ile dönen kalp yan yanadır.
Kehf suresinin 18. ayetinde mağaradakileri uyanık sanırsın, oysa uyumaktadırlar. Allah onları sağa ve sola çevirir. 14. ayette Allah onların kalplerine bağ vurur, kalkıp Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir derler. Kalpleri bağlananların bedenleri çevrilir.
Kehf suresinin 42. ayetinde ürünü kuşatılan bahçe sahibi harcadıklarına karşı avuçlarını evirip çevirir. Bahçe çardakları üzerine çökmüştür. Keşke Rabbime kimseyi ortak koşmasaydım der. 36. ayette Rabbime döndürülürsem daha hayırlı bir dönüş yeri bulurum demişti. Evirip çevrilen avuç boş kalan bir dönüştür.
Tevbe suresinin 48. ayetinde daha önce fitne ararlar ve senin için işleri evirip çevirirler, ta ki hak gelir ve Allah'ın emri açığa çıkar. Kökte işleri evirip çevirmek onları araştırmak ve sonlarına bakmaktır. Ayette bu çaba hakkın gelişiyle biter.
Al-i İmran suresinin 196. ayetinde ve Mümin suresinin 4. ayetinde inkar edenlerin beldelerde dönüp dolaşması seni aldatmasın denir. Nahl suresinin 46. ayetinde Allah onları dönüp dolaşmaları içinde yakalar ve onlar aciz bırakamaz. Dönüp dolaşmak bir güç görüntüsüdür, sonu yakalanmaktır.
Şuara suresinin 218. ve 219. ayetlerinde Allah resulü kalktığında görür ve secde edenler içindeki dönüp durmasını görür. Aynı surenin 227. ayetinde zulmedenler nasıl bir dönüşle döneceklerini bilecektir. Sure iki dönüşü yan yana koyarak kapanır.
Mülk suresinin 3. ve 4. ayetlerinde Rahman'ın halkında bir uyumsuzluk göremezsin, bakışını tekrar tekrar döndür denir. Bakış sana bitkin ve yorgun olarak döner. Göz arar, bir çatlak bulamaz ve döner.
Hac suresinin 46. ayetinde yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı ki akledecekleri kalpleri olsun denir. Gözler kör olmaz, göğüslerdeki kalpler kör olur. A'raf suresinin 179. ayetinde onların kalpleri vardır, onunla fıkhetmezler. Kuran akletmeyi ve kavramayı kalbe verir.
Kaf suresinin 37. ayetinde bunda kalbi olan ya da şahit olarak kulak veren için bir zikir vardır. QORE okumasında kalbi olmak bir organa sahip olmakla bitmez, dönüşü işleyen bir kalbe sahip olmaktır.
Muhammed suresinin 24. ayetinde Kuran'ı tedebbür etmezler mi, yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var diye sorulur. Tedebbür bir şeyin arkasına, sonuna bakmaktır. Kilit kapıyı kapatır. QORE okumasında kilitli kalp çevrilemez, sözün arkasına bakamaz.
Bakara suresinin 97. ayetinde Cebrail onu Allah'ın izniyle kalbine indirir, önündekini doğrulayan, hüda ve müjde olarak. Şuara suresinin 193. ve 194. ayetlerinde güvenilir ruh onu uyaranlardan olasın diye kalbine indirir. Vahyin indiği yer kalptir.
Enfal suresinin 24. ayetinde Allah'a ve resule, sizi hayat verecek olana çağırdığında icabet edin denir. Allah kişi ile kalbi arasına girer ve siz ona toplanacaksınız. QORE okumasında kalbe kişiden daha yakın olan Allah'tır, dönüşün son sözü O'nundur.
Ahzab suresinin 4. ayetinde Allah bir adamın içinde iki kalp kılmaz. Aynı ayette zıhar ettiğiniz eşleriniz anneleriniz, evlatlıklarınız oğullarınız kılınmaz. Bunlar ağızlarınızla söylediğiniz sözdür, Allah hakkı söyler ve yola iletir. QORE okumasında tek kalp tek yöne döner.
Şuara suresinin 88. ve 89. ayetlerinde İbrahim'in duasında mal da oğullar da fayda vermez, ancak Allah'a selim bir kalple gelen fayda bulur. Saffat suresinin 84. ayetinde İbrahim Rabbine selim bir kalple gelir. İki ayet de İbrahim'in kıssasındadır. QORE okumasında selim kalp yönü bütün kalan kalptir.
Kaf suresinin 31. ile 33. ayetleri arasında cennet takva sahiplerine yaklaştırılır. Bu her çok dönen ve koruyan içindir, Rahman'dan gayb ile haşyet duyan ve münib bir kalple gelen içindir. Münib dönüp gelendir. Kalbin dönüşü burada Allah'a dönen bir dönüştür.
Ra'd suresinin 28. ayetinde iman edenlerin kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olur, bilin ki kalpler Allah'ın zikriyle mutmain olur. Bakara suresinin 260. ayetinde İbrahim inanmadın mı sorusuna evet ama kalbim mutmain olsun diye der. Nahl suresinin 106. ayetinde zorlananın kalbi imanla mutmaindir. QORE okumasında mutmain kalp dönüşünü zikirde karar kıldırmış kalptir.
Bakara suresinin 225. ayetinde Allah sizi yeminlerinizdeki boş sözden sorumlu tutmaz, kalplerinizin kazandığından sorumlu tutar. Ahzab suresinin 5. ayetinde hata ettiğinizde üzerinize bir günah yoktur, kalplerinizin kastettiği vardır. Mutaffifin suresinin 14. ayetinde kazandıkları kalplerinin üzerine pas olur. Kalp kazanır ve kasteder, kazancı da üzerinde birikir.
Al-i İmran suresinin 167. ayetinde ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylerler. Maide suresinin 41. ayetinde ağızlarıyla iman ettik derler, kalpleri iman etmez. Fetih suresinin 11. ayetinde dilleriyle kalplerinde olmayanı söylerler. Bakara suresinin 204. ayetinde biri sözüyle hoşa gider ve kalbindekine Allah'ı şahit tutar. 283. ayette şahitliği gizleyenin kalbi günahkardır. Söz ağızdadır, ölçü kalptedir.
Kalbin bir adı da fuaddır. Fuadın kökü ekmeği ve eti ateşte pişirmektir, kalbe tutuşup yandığı için fuad denir. Kasas suresinin 10. ayetinde Musa'nın annesinin fuadı boş kalır, Allah kalbine bağ vurmasaydı onu açığa vuracaktı. Fuad boşalır, kalp bağlanır. Hümeze suresinin 6. ve 7. ayetlerinde Allah'ın tutuşturulmuş ateşi fuadların üzerine çıkar. Necm suresinin 11. ayetinde fuad gördüğünü yalanlamaz. Hud suresinin 120. ayetinde ve Furkan suresinin 32. ayetinde fuad resullerin haberleriyle ve Kuran'la sabitlenir. İbrahim suresinin 43. ayetinde fuadları boşluktur. 37. ayette İbrahim beytin yanına yerleştirdiği zürriyeti için insanlardan onlara meyleden fuadlar ister. İsra suresinin 36. ayetinde kulak, göz ve fuad sorumludur. En'am suresinin 110. ayetinde fuadlar ve gözler çevrilir. QORE okumasında kalp dönen özdür, fuad onun tutuşan ve gören halidir. Kalp çevrilir, fuad sabitlenir ya da boşalır.
Sadr bir şeyin en üstü ve ön kısmıdır, karşına gelen her şeye sadr denir. Sudan kanıp dolu olarak çıkmak da bu köktendir, Zilzal suresinin 6. ayetinde insanlar o gün dağınık olarak çıkar. Hac suresinin 46. ayetinde kalpler göğüslerdedir. Al-i İmran suresinin 154. ayetinde Allah göğüslerinizdekini sınar, kalplerinizdekini arıtır. Zümer suresinin 22. ayetinde Allah'ın göğsünü İslam'a açtığı kişi Rabbinden bir nur üzerindedir, kalpleri Allah'ın zikrine karşı katılaşmış olanlara veyl vardır. Nahl suresinin 106. ayetinde zorlananın kalbi imanla mutmaindir, göğsünü küfre açan ise gazaba uğrar. En'am suresinin 125. ayetinde Allah hidayet dilediğinin göğsünü İslam'a açar, saptırdığınınkini dar ve sıkışık kılar. QORE okumasında göğüs kalbin kabıdır, açılır ya da daralır. Kalp onun içinde döner. Sınanan göğüs, arıtılan kalptir.
Lübb bir şeyin halisi ve içidir. Kökte hurmanın lübbü onun kalbidir, kişinin lübbü kalbine konan akıldır. Al-i İmran suresinin 7. ayetinde kalplerinde kayma olanlar fitne arayarak benzeşenin peşine düşer. Ayet ancak lübb sahiplerinin öğüt aldığıyla kapanır. Zümer suresinin 18. ayetinde sözü dinleyip en güzeline uyanlar lübb sahipleridir. Sad suresinin 29. ayetinde kitap ayetleri tedebbür edilsin ve lübb sahipleri öğüt alsın diye indirilir. QORE okumasında kalp dönen özdür, lübb onun arınmış halidir.
Saff suresinin 5. ayetinde Musa'nın kavmi kayınca Allah kalplerini kaydırır. Al-i İmran suresinin 8. ayetinde Rabbimiz bizi hidayet ettikten sonra kalplerimizi kaydırma derler. Tegabün suresinin 11. ayetinde Allah'a iman edenin kalbine hidayet edilir. En'am suresinin 110. ayetinde fuadlar ve gözler çevrilir. QORE okumasında ilk yön kişinindir. Kayan kaydırılır, iman edenin kalbi yola iletilir.
Fetih suresinin 18. ayetinde Allah ağacın altında biat eden mü'minlerden razı olur, kalplerindekini bilir ve üzerlerine sekine indirir. Ahzab suresinin 51. ayetinde Allah kalplerinizdekini bilir. Hucurat suresinin 3. ayetinde Allah sesini resulün yanında kısanların kalplerini takva için sınamıştır. Kalbin içi Allah'a açıktır.
Al-i İmran suresinin 103. ayetinde düşmanken Allah kalplerinizin arasını birleştirir ve onun nimetiyle kardeş olursunuz. Enfal suresinin 63. ayetinde yeryüzündeki her şeyi harcasan da onların kalplerini birleştiremezdin, onları Allah birleştirdi. Haşr suresinin 14. ayetinde onları toplu sanırsın, kalpleri dağınıktır. QORE okumasında topluluk kalplerin aynı yöne dönmesiyle kurulur. Kıble de bir topluluğun vechlerini birlikte çevirdiği yerdir.
Kalp ile kıble aynı üç harften kurulur, harflerin sırası değişir. Bu ortak bir kökten türeme sayılmaz, harflerin yer değiştirmesiyle kurulan bir komşuluktur. Kalbin kökü bir şeyi vechinden çevirmektir, kıblenin kökü bir şeyi vechiyle karşılamaktır. Bakara suresinin 143. ve 144. ayetlerinde iki kök yan yanadır. Topukları üzerine dönmek ve gökte dönüp duran vech bu kökle, verilen kıble kıblenin köküyle anılır. Kıblenin kökü zamanda önceyi bildirdiğinde Kuran onu sık sık kalple aynı ayette kurar. Bakara suresinin 118. ayetinde önce gelenlerin kalpleri benzeşir, Hadid suresinin 16. ayetinde katılaşır. QORE okumasında kalp dönüşün kendisidir, kıble dönüşün karar kıldığı yöndür.
Kök bir şeyi vechinden çevirmektir. Kalp dönüp durduğu için kalptir, her şeyin özü de kalp diye anılır. Kuran akletmeyi ve kavramayı kalbe verir, vahiy kalbe iner. Kişi döner ve neyle döndüğüyle anılır. Sihirbazlar tehdit karşısında biz Rabbimize dönenleriz der. Kalbin dönüşü zikirde karar kılarsa mutmain olur, durursa kilitlenir, saparsa kayar. Tek kalp tek yöne döner, kıble o yönün adıdır.
Bu kök üzerine düşüncen var mı?
Okuma notlarını paylaş, sorularını sor ve tartışmaya katıl.