LİSTE HAZIRLANIYOR
LİSTE HAZIRLANIYOR
التكاثر
Kök anlam sabiti hazırlanıyor.
KÖKÜ İNCELE ↗Çoğaltma yarışı sizi oyaladı.
Sure bir tespitle açılır, çoğaltma yarışı sizi oyaladı. Bu oyalanma kabirleri ziyaret edinceye kadar sürecektir. Oyalamak anlamındaki elha fiili LHV kökünden gelir ve insanı bir şeyle meşgul edip daha önemli olandan alıkoymayı anlatır. Tekasür, çokluk anlamındaki KS̄R kökünden gelir. Kelimenin kalıbı karşılıklı ilişki bildirir yani anlamı şu yöne doğru evrilir, başkalarına karşı çoğaltma yarışı. Ziyaret kelimesi ise ZVR kökünden gelir ve bir yere uğramayı anlatır. Kabir burada bir uğrak olarak anılır.
Bu tespit nüzulde hemen önce gelen Kevser suresine bağlanır. Kevser'de Rab Resule çokluğun en ileri halini vermişti. Tekasür'de insanlar aynı kökten gelen bir yarışla oyalanır. Bolluk birinde Rabbin verdiği nimetler ve bu nimetlerin en merkezi olanı vahiydir, ötekinde ise insanların birbirine karşı koşturduğu bir mal biriktirme yarışıdır. Kuran bu yarışın neyle yapıldığını Hadid suresinin 20. ayetinde aynı kelimeyle söyler, mallarda ve evlatlarda çoğaltma yarışı. Adiyat suresi de mala karşı yoğun sevgiyi, kabirleri ve bilmeyi aynı sırayla anmıştı. Asr suresi ise insanın bir eksilmenin içinde olduğunu bildirmişti, çoğalmak için yarışan insan gerçekte eksilmektedir.
QORE okumasında tekasür, insanın merkezini anlamdan rakamlara kaydıran bir bilinç yarılmasıdır. İnsan olgun olmak ile sahip olmak arasında salınır. Kaç evim var, ne kadar altınım var, kaç dönüm arazim var gibi sorular, ben neyim, nereden geldim ve nereye gidiyorum sorularının açtığı boşluğu örten perdelere dönüşür. Sayılar insana sahte bir güvenlik kalesi kurar. Bu okumada çıkış yolu da Kurandadır. Malı paylaşılan bir değere yani infaka dönüştürmek, dolaşıma sokmak, muhtaca ve yetime sahip çıkmak.
Sure ardından uyarıyı iki kez tekrarlar, yakında bileceksiniz, sonra yine yakında bileceksiniz. Ardından bir şart cümlesi kurar ve cevabını açık bırakır, kesin bilgiyle bilseydiniz. Sonra bilgi görmeye dönüşür, alevli ateşi göreceksiniz, sonra onu gözünüzle, kesin bir görmeyle göreceksiniz. Sure böylece bilgiden görmeye uzanan bir merdiven kurar, önce bilmek, sonra kesin bilgi, sonra gözle kesinlik. Kesinlik anlamındaki yakin YG̈N kökünden gelir ve iki kez geçer, bilgiyle birlikte ilme'l-yakin, gözle birlikte ayne'l-yakin. Müddessir suresinde de kitap verilenlerin kesin bilgiye ulaşması aynı kökle anlatılmıştı.
Sure bir soruyla kapanır, o gün nimetten sorulacaksınız. Biriktirilen çokluk böylece bir hesap konusuna dönüşür. Nimet anlamındaki naim NAM kökünden gelir. Duha suresinin son ayetinde Resule Rabbinin nimetini anlatması buyrulmuştu. Tekasür'de aynı nimet, çoğaltma yarışına kapılan insana bir soru olarak döner. Bu sorunun sorulduğu gün Kuranın din günü dediği gündür. İnfitar suresinin 17 ile 19. ayetleri din gününü sorar ve o gün işin tamamen Allaha ait olduğunu bildirir. Din kelimesinin kökü DYN, borç, karşılık ve ödeme anlamlarını taşır. Bakara suresinin 282. ayetinde yazılması buyrulan borç, yani deyn de bu köktendir. Fatiha suresinin 4. ayeti Rabbi din gününün maliki olarak anar. Müddessir suresinin 46. ayetinde suçlular din gününü yalanladıklarını itiraf eder. Kökün borç ve ödeme anlamı düşünüldüğünde nimetten sorulmak bir borcun hesabının görülmesine benzer. Çoğaltma yarışıyla biriktirilen her şey o gün ödenmesi gereken bir hesaba ve borca dönüşecektir ve biriktirme yarışına girip Rablerini unutanlar bu hesabı veremeyecektir.