LİSTE HAZIRLANIYOR
LİSTE HAZIRLANIYOR
البروج
Kök anlam sabiti hazırlanıyor.
KÖKÜ İNCELE ↗Gündelik dilde burç kelimesi zodyak işaretlerine daralmıştır. Kuran'da buruc göğün yüksekte görünen kuleleri ve konaklarıdır. Kelimenin astrolojideki kullanımı Kuran'ın kullanımının dışında durur.
Bilakis o şanı yüce bir Kurandır, korunmuş bir levhadadır.
Sure ve kalıbıyla açılır ve dikkati burçları olan göğe çeker. Burç anlamındaki buruc BRC kökünden gelir. Kök yüksekte duran ve uzaktan görünen bir yapıyı anlatır. Nisa suresinin 78. ayetinde insanların içine sığındığı sağlam kuleler de bu kelimeyle anılır. Ahzab suresinin 33. ayetinde kökten gelen teberrüc ise süsü açığa çıkarıp göstermeyi anlatır. Hicr suresinin 16. ayeti göğe burçlar konduğunu ve göğün bakanlar için süslendiğini söyler. Furkan suresinin 61. ayeti de burçları gökteki kandil ve aydınlatan ay ile birlikte anar.
Sure ardından vaat edilen güne dikkat çeker. Vaat anlamındaki mev'ud VAD kökünden gelir. Sonra tanıklık eden ile tanıklık edilen anılır. Tanıklık anlamındaki şahid ŞHD kökünden gelir. Kök bir şeyin yanında bulunup onu görmeyi ve gördüğünü bildirmeyi anlatır. Sure bu kökü üç kez kullanır. Üçüncü ayette şahit ve şahit olunan anılır. Yedinci ayette zalimler yaptıklarını seyreden şahitlerdir. Dokuzuncu ayette ise her şeye şahit olan Allah'tır.
Hendek sahipleri tükenip gitmiştir. Bu cümle Abese suresinin 17. ayetindeki gutile kalıbıyla kurulur. Fiil edilgendir ve faili anılmaz. Kalıp bir gücün kırılmasını hayret içinde haber verir. Hendek anlamındaki uhdud ḤDD kökünden gelir. Kök yere uzunlamasına açılmış bir yarığı anlatır ve kelime Kuran'da yalnız burada geçer. Hendeğin içinde yakıtı olan bir ateş vardır. Yakıt anlamındaki vekud VG̈D kökünden gelir. Bakara suresinin 24. ayetinde de ateşin yakıtı aynı kelimeyle anılır. Hendek sahipleri ateşin başında oturur ve müminlere yaptıklarını seyreder.
Zalimlerin müminlere öfkesinin tek sebebi onların Allah'a iman etmeleridir. Bu Allah azizdir ve övgüye layıktır. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Öfke anlamındaki nekamu NG̈M kökünden gelir ve içte biriken hoşnutsuzluğu anlatır. Sure ardından müminleri fitneye uğratanları anar. Fitne anlamındaki fetenu FTN kökünden gelir. Kök altını ateşte eritip saflığını sınamayı anlatır. Zariyat suresinin 13. ayetinde ateş üzerinde sınanmak da aynı kökle anılır. Kalem suresinin 6. ayetinde ise kimin sınanmış olduğu sorulur. Hendekteki ateş böylece kökün kendi görüntüsüyle buluşur. Fitneye uğratıp bu işte direnenler için yakıcı bir azap vardır. İman edip salih amel işleyenler için ise ırmaklar akan bahçeler ve büyük bir kurtuluş vardır. Kurtuluş anlamındaki fevz FVZ kökünden gelir. Bu kök faiz kelimesi ile sık karıştırılır. Faiz osmanlıca bir kelimedir ve Kuran'da geçmez. Kuran'daki fevz فوز şeklinde yazılır, Osmanlıca'daki faiz ise faide kelimesinin dad harfi ile yazılmış şeklidir: فائض
Sure sonra Rabbin işlerini sıralar. Rabbin yakalayışı şiddetlidir. Yakalayış anlamındaki batş BṬŞ kökünden gelir ve bir güçle kavramayı anlatır. Rab yaratmayı başlatır ve geri döndürür. Başlatmak BDE, geri döndürmek ise AVD kökünden gelir. Rum suresinin 27. ayeti ve Yunus suresinin 4. ayeti aynı iki fiili yan yana kullanır. Rab bağışlayandır ve sevendir. Sevgi anlamındaki vedud VDD kökünden gelir. Rab şanı yüce arşın sahibidir ve dilediğini yapar. Yücelik anlamındaki mecid MCD kökünden gelir. Kök bolluğu ve genişliği anlatır.
Sure ardından orduların haberini sorar. Bu ordular Firavun ve Semud'dur. Fecr suresi de bu iki gücü yan yana anmıştı. Semud nüzul sırasında hemen önce gelen Şems suresinde anlatılmıştı. Gerçeği örtenler ise yalanlama içindedir. Allah onları arkalarından kuşatır. Kuşatmak anlamındaki muhit H́VṬ kökünden gelir ve bir şeyi her yanından sarmayı anlatır.
Sure şanı yüce bir Kuranla kapanır. Kuran'ı niteleyen mecid, on beşinci ayette arşı niteleyen kelimeyle aynıdır. Kuran korunmuş bir levhadadır. Levha anlamındaki levh LVH́ kökünden gelir. Korunmuş anlamındaki mahfuz ise H́FẒ kökünden gelir. Hicr suresinin 9. ayeti zikri indirenin ve onu koruyanın Allah olduğunu söyler. Aynı surenin 17. ayeti göğün de korunduğunu söyler. Buruc burçlu gökle açılır ve korunmuş levhayla kapanır. İki uçta da korunan bir düzen vardır.
QORE okumasında sure dikey bir karşıtlık kurar. Aşağıda zalimlerin yere kazdığı bir yarık vardır. Yukarıda ise göğün yükselen burçları durur. Yarığın içindeki ateş insanları sınar ve yakar. Göğün burçları ise bakanlar için süslenmiş ve korunmuş bir düzeni gösterir. Hendek sahipleri ateşin başında oturup yaptıklarını seyreder. Allah ise göklerin ve yerin mülkünün sahibi olarak her şeye tanıktır ve onları arkalarından kuşatır. Seyredenler de seyredilenler de O'nun tanıklığının içindedir. Sure bu karşıtlıkla bir mesaj verir. Zalimin ateşi yerde bir yarıkta yanar ve gelip geçicidir. Göğün düzeni ve vahyin levhası ise korunur. Nüzul sırasında bu sure Kadir ve Şems'in ardından gelir. Kadir'de vahiy fecrin doğuşuna kadar selamla inmişti. Şems'te vahyin aydınlığı tam olarak ortaya çıkmıştı. Buruc ise bu aydınlığın korunmuş bir düzen içinde durduğunu gösterir. Furkan suresinin 61. ayeti burçları, kandili ve ayı aynı cümlede anar. Kozmik dizide güneşin ardından göğün korunmuş burçları gelir.