LİSTE HAZIRLANIYOR
LİSTE HAZIRLANIYOR
الفيل
Kök anlam sabiti hazırlanıyor.
KÖKÜ İNCELE ↗Gelenekte fil sahipleri, fillerle yürüyen tarihi bir ordu olarak okunur. Olay belirli bir yıla ve belirli bir yapıya yönelik bir saldırıya bağlanır. Kök okuması ifadeyi hantal bir gücün sahipleri olarak açar: kütlesi büyük, hareketi ağır ve görüşü yanılan bir güç.
Rab onların planını hedefinden saptırdı.
Sure Resule bir soruyla seslenir, Rabbinin fil sahiplerine ne yaptığını gördün mü? Kuran bu soruyu gözle tanık olunmamış şeyler için de sorar. Fecr suresinin 6. ayeti aynı soruyla Ad'ı anar, İbrahim suresinin 24. ayeti bir meseli. Görmek anlamındaki tera fiili REY kökünden gelir. Kök gözle görmeyi de akılla görmeyi ve düşünmeyi de anlatır, görüş anlamındaki re'y de bu köktendir. Fil kelimesinin kökü FYL ise kütlesel büyüklüğü ve bu hantallıktan doğan zafiyeti anlatır. Aynı ses dizilimi Arapçada görüşün yanılmasını ve öngörünün zayıflığını da anlatır. Sure böylece iki görüşü karşı karşıya koyar, Resulden düşünerek görmesi istenir, fil sahipleri ise görüşü dar olan yanılanlar tarafıdır.
QORE okumasında fil sahipleri hantal bir gücün sahipleridir yani vahyin karşısında ellerindeki batıl verilerle hareket etmeye çalışanlardır. Kütleleri büyüktür, hareketleri ağırdır ve görüşleri ise yanılır. Yasin suresinin 6. ayeti vahyin gaflet içindeki bir topluluğu uyarmak için indiğini söyler. Bu topluluğun ataları da uyarıdan uzak kalmıştır. Fecr suresi aynı soruyla aynı türden güçleri saymıştı, sütunlar sahibi İrem, vadide kayaları oyan Semud, kazıklar sahibi Firavun. Fil aynı soruyla hantal gücün sahiplerini bu listeye ekler.
Bu gücün kurduğu plan hedefinden sapacaktır. Rab hantal güç sahibi anlayışı kıt olanlar zümresinin planlarını hedefinden saptırır. Görüşü yanılan bir gücün planı da yolunu yitirir. Kuran aynı ifadeyi Mümin suresinin 25. ayetinde Firavun'un çevresi için kullanır, gerçeği örtenlerin planı sonunda yolunu yitirmiştir. Aynı surenin 37. ayetinde Firavun'un planı tükenişe varır. Tükeniş orada Tebbet suresinin adını veren TBB kökünden gelir. Plan anlamındaki keyd KYD kökünden saptırmak anlamındaki tadlil ise yolunu yitirmeyi anlatan ḌLL kökünden gelir.
Rab hantal gücün üzerine bölük bölük tayr gönderir ve bunlar onlara siccilden taşlar atar. Burada metaforik bir okuma mümkündür. Göndermek anlamındaki ersele fiili RSL kökünden gelir, resul ve mürsel kelimeleri de bu köktendir. Kuran tayr kelimesini Neml suresinin 22 ve 28. ayetlerinde kesin bir haber ve bir mektup taşıyan için kullanır. Yasin suresinin 13 ile 19. ayetleri arasında bir şehre gönderilen elçiler anlatılır ve şehrin halkı onları aynı ṬYR köküyle uğursuz sayar. Ebabil ise bölük bölük ve art arda gelen anlamındadır. Mürselat suresinin ilk yedi ayeti art arda gönderilenleri anlatır, dizi dizi gelenler, fırtına gibi esenler, yayanlar, ayıranlar ve özür ya da uyarı olarak zikir bırakanlar. Siccil kayıt anlamındaki SCL kökünden gelir. Dilimize de geçmiş olan sicil bu köktendir. Enbiya suresinin 104. ayetinde yazıların dürüldüğü kayıt için kullanılır. Hud suresinin 83. ayeti siccilden taşların Rabbin katında işaretlendiğini söyler, siccil Rabbin katında tutulan bir kayıt düzenidir. Taş anlamındaki hicare ise men etmeyi ve kuşatıp sınırlamayı anlatan H́CR kökündendir. Fecr suresinde sınır sahibi anlamındaki zi hicr de bu köktendir.
QORE okumasında bölük bölük gönderilenler, art arda gelen elçiler ve taşıdıkları ayetlerdir. Siccilden taşlar Rabbin katındaki kayıttan gelen ve batılı dağıtan hakikat bilgisidir. Fecr sınır sahibine seslenmiş ve sınırı aşanları anlatmıştı. Fil'de sınırı aşan hantal güce men eden ve sınırlayan metaforik taşlar atılır. Lut'un kavmine yağdırılan siccilden taşlar da aynı okumayla elçilerin o topluluğa tebliğ ettiği ve onlara özgü ayetler olarak açılır. Hud suresinin 82. ayeti bu taşları dizi dizi diye niteler. Şuara suresinin 173. ayeti de bu yağmuru uyarılanların yağmuru diye anar. Enbiya suresinin 18. ayeti hareketin kendisini söyler, hak batılın üzerine fırlatılır onun dimağını parçalar ve batıl yok olup gider.
Sure bir benzetmeyle kapanır, Rab onları yenmiş bir asf gibi kılar. Asf ekinin yaprağı ve samanıdır. Sure böylece hantal bir kütleyle açılır ve en hafif şeyle kapanır. Hantal güç yenmiş ve savrulmuş bir sapa döner. Aynı kökten gelen asif fırtınalı demektir. Mürselat suresinde gönderilenler fırtına gibi esenler olarak anılır, aynı AS̀F kökü iki sureyi birbirine bağlar. Gönderilenlerin fırtınası hantal gücü bir saman sapı gibi savurur. İbrahim suresinin 18. ayetinde de gerçeği örtenlerin amelleri fırtınalı bir günde rüzgarın savurduğu küle benzetilir. Vahyin gerçek gücü dışarıdan güçlüymüş gibi görünen her türlü batıl yapıyı darmadağın etme yetisine sahiptir.