LİSTE HAZIRLANIYOR
LİSTE HAZIRLANIYOR
التين
Kök anlam sabiti hazırlanıyor.
KÖKÜ İNCELE ↗İnsanı en güzel kıvamda yarattık.
Sure ve kalıbıyla açılır ve dikkati dört işarete çeker. Bunlar incir, zeytin, tur-i sinin ve emin beldedir. Zeytin anlamındaki zeytun ZYT kökünden gelir. Kökten gelen zeyt zeytinden çıkan yağdır. Nur suresinin 35. ayetinde ışık, yağı kendiliğinden parlayacak kadar berrak olan bir zeytin ağacından yakılır. Abese suresinde de zeytin insanın sofrasına konan ürünler arasında anılmıştı.
Tur kelimesi geleneksel anlatıda hemen özel isimmiş gibi kabul edilir fakat ṬVR kökünden gelir. İnsanoğlunun dili inşa ettiği ilk dönemlerde bu kök zamanın veya mekanın kesitlerini ifade etmek için kullanılmıştır. Akıp giden yekpare bir zaman veya durum yoktur, duraklar, eşikler, geçiş noktaları ve evreler vardır. ṬVR kökü işte bu kesintili sürekliliği ve sınırları çizilmiş varoluş dilimlerini tanımlar. Tavr bir şeyin içinde bulunduğu hal ve ulaştığı sınırdır. Sözlükler kökte iki şey arasındaki sınırı ve bir şeyin uygun ölçüsünü de kaydeder. Haddini aşmak da bu kökle anlatılır. Nuh suresinin 14. ayeti insanların aşama aşama yaratıldığını aynı kökten etvar kelimesiyle anlatır. Kuran tur kelimesini kullandığı ayetlerin hiçbirinde onun ne olduğunu tanımlamaz. Geçmiş bazı kavimler kelimeyi dağ olarak kaydeder. Semitik dillerde aynı ses dizilimi dağ sırtını, sırayı ve diziyi anlatır. Bu anlamların ortak çekirdeği bir çizgidir. Dağ sırtı da iki yanı birbirinden ayıran bir sınır çizgisidir. Dağ anlamı böylece sınır anlamıyla çelişmez, onu taşır.
Kuran aynı sahneyi iki ayrı kelimeyle anlatır. Bakara suresinin 63 ve 93. ayetlerinde misak alınır ve tur onların üstüne kaldırılır. Nisa suresinin 154. ayeti tur'un misaklarıyla birlikte kaldırıldığını söyler. Araf suresinin 171. ayeti ise aynı sahneyi dağ anlamındaki cebel kelimesiyle anlatır. Orada dağ yerinden sökülür ve bir gölgelik gibi üstlerinde durur. İki anlatım aynı cümleyle devam eder, size verdiğimizi kuvvetle tutun ve içindekini hatırlayın ki korunasınız. Tur'un geçtiği ayetlerde hep misak, vaat ve seslenme vardır. Cebel'in geçtiği ayetlerde ise sökmek, gölge olmak, düşmek ve toz olmak gibi fiziksel fiiller vardır. QORE okumasında Tur akitle çizilen sınırın, cebel ise kütlenin kelimesidir. Tur'un üstlerine kaldırılması misakla belirlenen sınırın başlarının üstüne dikilmesidir. Araf'taki dağ imgesi bu sınırın taşıdığı ağırlığı gösterir.
Kasas suresinin 29. ayetinde Musa belirlenen süreyi tamamlar ve tur'un yanında bir ateş görür. Sahne bir sürenin bitişiyle açılır. Ateş tur'un yanındadır, Musa'ya oradan seslenilir ve o bir resul olarak döner. Taha suresinin 80. ayetinde tur'un sağ yanı bir buluşma yeri olarak vaat edilir. QORE okumasında tur bir evrenin bitip ötekinin başladığı eşiktir. Taha suresinin 12. ayetinde aynı sahnenin vadisi tuva adıyla anılır. Tuva dürülmüş ve katlanmış olanı anlatan ṬVY kökünden gelir ve ṬVR ile ilk iki harfini paylaşır. Nüzul sırasında hemen önce gelen Buruc korunmuş bir levhayla kapanmıştı. Tin ise misakın ve buluşmanın yeri olan tur'u anarak açılır.
Tur-i sinin'deki sinin kelimesi sık ağaçlıklı bir yapıyı işaret eder. Ağaç yetiştirmeyen bir dağa tur denmez. Müminun suresinin 20. ayeti tur-i seyna'dan yağ veren ve yiyenlere katık olan bir ağacın çıktığını söyler. Böylece surenin ilk iki ayetindeki zeytin ile tur-i sinin yan yana gelir. Kuran'ın tarifinde bu yer ağaçlıktır ve zeytin yetiştirir. Zeytin ve incir subtropikal yani ılıman iklim bitkileridir.
QORE okumasında bugün Sina dağı olarak gösterilen yere bir şerh düşülür. Tur bir yer olarak okunduğunda Kuran'ın tarif ettiği yer ağaçlarla kaplıdır ve yağ veren zeytini yetiştirir. Bugün Sina dağı olarak gösterilen yer ise kurak, çorak ve çıplak bir dağdır. Kuran'ın tarifi Akdeniz iklimine uyar. Toroslar ve eteklerindeki Tarsus hem ses benzerliği hem iklim bakımından bu tarife daha yakın bir aday olarak öne çıkar. Bu okuma coğrafyayı kök anlamından ve ayetin kendi tarifinden yola çıkarak arar.
Güvenli belde anlamındaki el-beledu'l-emin EMN kökünden gelir. Kök güveni ve güvende olmayı anlatır. İbrahim suresinin 35. ayetinde ve Bakara suresinin 126. ayetinde İbrahim bu beldenin güvenli kılınmasını Rabbinden ister. Nüzul sırasında hemen sonra gelen Kureyş suresi de aynı kökle korkudan güvene çıkarılmayı anlatır. QORE okumasında dört işaret topraktan tur'a, tur'dan beldeye doğru ilerler. İncir ve zeytin bereketli toprağı, tur misakın ve buluşmanın eşiğini, güvenli belde ise vahyin yerleştiği toplumu gösterir. Nuh suresindeki etvar insanın aşama aşama oluşunu anlatır. Bu kelime bugün evrim diye anılan aşamalı oluşumun Kuran'daki karşılığı olarak okunabilir.
İnsan en güzel kıvamda yaratılmıştır. Kıvam anlamındaki takvim G̈VM kökünden gelir. Kök ayağa kalkmayı, dik durmayı ve bir şeyi ayakta tutmayı anlatır. Kuran bu kökü nüzul sırasında ilk kez Müddessir suresinin 2. ayetinde kullanmıştı, kalk ve uyar. Orada fiil kişinin kendisinin kalkmasını anlatır. Kehf suresinin 77. ayetinde ise yıkılmak üzere olan bir duvar aynı kökle ayağa kaldırılır ve doğrultulur. Salatı ayakta tutmak da bu kalıptandır. Takvim ise kökün üçüncü bir biçimidir. Bu biçim işi yoğunlaştırır ve adım adım, özenle yapılan bir işlemi anlatır. Fiil kavveme'dir bu fiil bir mızrağın eğriliğini giderip onu dümdüz etmek için kullanır. Aynı fiil bir şeyin değerini biçmeyi de anlatır. Değer anlamındaki kıymet de bu köktendir. Takvim böylece eğriliği gidererek doğrultmayı, ayakta durabilecek biçimde kurmayı ve değerini belirlemeyi birlikte taşır. Ayet insanın en güzel takvimin içinde yaratıldığını söyler. Takvim bir kurulum süreci olarak anlatılır. İnsan bu süreçte doğrultulur, dengelenir ve değer kazanır. İsra suresinin 9. ayetinde Kuran dosdoğru olana kılavuzdur, Rum suresinin 30. ayetinde ise din dosdoğru ve ayakta duran dindir. QORE okumasında takvim insanın bu ayakta duran düzeni taşıyabilecek biçimde ilk kurulumudur. En güzel anlamındaki ahsen güzellik anlamındaki H́SN kökünden gelir.
Sonra insan aşağıların en aşağısına döndürülür. Döndürmek anlamındaki redde RDD kökünden gelir. En aşağı anlamındaki esfel ise SFL kökündendir. Bu düşüş iki katmanda okunabilir. Nahl suresinin 70. ayeti ve Hac suresinin 5. ayeti insanın ömrün en düşük çağına döndürülmesini aynı RDD kökünden fiille anlatır. Bu okumada düşüş bedenin kıvamını yitirmesidir. Hemen ardından gelen istisna ise ikinci bir katman açar. İman edip salih amel işleyenler için kesintisiz bir karşılık vardır. Bu okumada düşüş insanın ayakta duran kıvamını yitirmesidir. İman, haniflik ve salih amel insanı ayakta tutar.
Kesintisiz karşılık anlamındaki ecrun ğayru memnun ifadesi Kalem suresinin 3. ayetinde de aynen geçmişti. Orada Resule kesintisiz bir karşılık müjdelenir. Kesintisiz anlamındaki memnun MNN kökünden gelir. Kök bir şeyi kesmeyi ve eksiltmeyi anlatır. Fussilet suresinin 8. ayeti ve İnşikak suresinin 25. ayeti de aynı terkibi kullanır.
Sure bir soruyla kapanır. Bundan sonra seni dini yalanlamaya ne iter? Din burada karşılık ve hesap anlamındadır ve DYN kökünden gelir. Kökten gelen deyn borçtur yani vadesi gelecek olan bedeldir. Fatiha suresinde din gününün sahibi olarak anılan Rab ve Maun suresinde dini yalanlayan kişi de bu kökle anılmıştı. QORE okumasında din dünya kelimesiyle birlikte okunur. Dünya alçalmak ve yakına sarkmak anlamındaki DNV kökünden gelir. Necm suresinin 8. ayetinde öğretenin alçalıp yaklaşması da bu köktendir. Dünya hemen ele geçen, yakına sarkmış olandır, din ise onun vadesi gelecek olan açık hesabıdır. Sözlükler iki kökü ayrı kaydeder, okuma iki kökün ortak D ve N çekirdeğine dayanır. Aşağıların en aşağısı ile dünyanın alçaklığı da aynı alanda buluşur. Sorudaki seni zamiri iki okumaya açıktır. Birinde muhatap insandır. Ötekinde muhatap Resuldür ve soru ona yalanlayanlara karşı ne diyeceğini sorar. Son ayette Allah kendisini hüküm verenler arasında hükmü mutlak olan olarak tanımlar. Hüküm anlamındaki hakim H́KM kökünden gelir. Kök atın ağzına gem vurup onu yönlendirmeyi ve bir şeyi sağlamlaştırmayı anlatır. Allah için kullanılan ef'al kalıbı burada mutlaklığı anlatır.
Surenin iki anahtar kelimesi de ölçü anlatır. Tur sınırı ve uygun ölçüyü, takvim ise ölçülü kuruluma dikkat çeker. Sure bu iki kelimenin üzerine bir dizi kurar. Takvim insanın ölçülü kurulumudur. Aşağıların en aşağısına döndürülmek bu ölçünün yitirilmesidir. Kesintisiz karşılık ise ölçüsünü koruyanların kesintiye uğramayan kazancıdır. Din ise vadesi gelen hesaptır. Sure dikkati önce bir eşik ve sınır olan tur'a çeker, ardından insanın evrelerini anlatır. Nuh suresindeki etvar da aynı kökle aynı işi görür.