LİSTE HAZIRLANIYOR
LİSTE HAZIRLANIYOR
الناس
Kök anlam sabiti hazırlanıyor.
KÖKÜ İNCELE ↗Nas'ın Rabbi'ne sığınırım.
Sure bir buyrukla açılır, söyle. Resule nasın Rabbine, nasın Melikine ve nasın İlahına sığındığını söylemesi buyrulur. Nas yani görünür insan topluluğu. Felak suresi de aynı buyruk ve aynı sığınma fiiliyle açılmıştı. Felak'ta sığınılan Rab tek bir nitelikle anılır, şerler ise dört kez sayılır. Nas'ta ise sığınılan üç nitelikle anılır ve şer tek kez sayılır. İki sure böylece birbirini tamamlar. Nas kelimesinin kökü NVS sallanmayı, kıpırdamayı ve durmadan hareket etmeyi anlatır.
Üç nitelik Fatiha suresine bağlanır. Fatiha Rabb tanımı yapmıştı. Alemlerin Rabbi, din gününün maliki ve kendisine kulluk edilen olarak anmıştı. Nas aynı üçlüyü insan topluluğuna bağlar, Rab, Melik ve İlah. Malik ve Melik aynı MLK kökünden gelir. İlah kelimesi ELH kökünden gelir ve kendisine yönelinen, kulluk edilen varlığı anlatır.
Sığınılan şer tek bir şeydir yani geri çekilip gizlenen fısıltıcının şerri. Fısıltı anlamındaki vesvas VSVS kökünden gelir. Kelime fısıltının kendi sesini taşır, tekrar eden hecesi kulağa gelen fısıltıyı yansıtmasıyla fonetik bir tamamlamaya sahiptir. Geri çekilip gizlenen anlamındaki hannas ise ḤNS kökündendir. Tekvir suresinin 15. ayetinde aynı kök geri çekilenler için kullanılmıştı. Fısıltı belirir sonra geri çekilip gizlenir. Kaf suresinin 16. ayeti insanın benliğinin ona fısıldadığını Allah'ın bildiğini ve Allah'ın insana şah damarından daha yakın olduğunu söylemektedir. Fısıltının kaynağı insanın kendi benliği de olabilir, sığınılan Rab ise o fısıltıdan daha yakındır.
Fısıltının yeri göğüslerdir ve burada nüzul sırası boyunca izlenen göğüs hattı tamamlanır. Göğüs anlamındaki sudur S̀DR kökünden gelir. İnşirah'ta Resulün göğsü genişletilmiş ve sırtını çatırdatan yükü indirilmişti. Adiyat'ta dünya malına bağlanan insanın göğsünde saklananlar ayıklanıp ortaya çıkarılmıştı. Kevser'de Resule göğüs germesi buyrulmuştu, göğsün üst kısmını anlatan nahr başka bir kökle aynı göğsü işaret ediyordu. Nas'ta ise göğüs fısıltının hedefidir. Yunus suresinin 57. ayeti Kuran'ı göğüslerde olana bir şifa olarak tanıtır ve Adiyat'taki göğüslerde olan ifadesinin aynısını kullanır. Göğüs böylece açılan, içi açığa çıkan, öne verilen, fısıltıya hedef olan ve şifa bulan bir yer olarak anlatılır. Fısıltının düştüğü göğüs ile şifanın indiği göğüs aynı göğüstür.
Sure fısıltının kaynağını iki yana açar, cinneden ve nastan. Cinne CNN kökünden gelir ve örtülü, gizli olanı anlatır. QORE okumasında cinne kökün anlattığı şekliyle okunur yani örtülü ve gizli kalan kaynaklar olarak. Nas ise açıkta duran insan topluluğudur. Fısıltı böylece hem gizli kalan hem açıkta duran kaynaktan gelebilir. Bu kök de nüzul sırası boyunca bir hat izler. Kalem suresinde Resule mecnun denmişti yani aklı örtülmüş. Aynı surede ağaçlarla örtülmüş bahçe anlamındaki cenne de bu köktendi. Tekvir suresinin 22. ayeti aynı suçlamayı tekrarlamış ve boşa çıkarmıştı. Nas'ta ise kök fısıltının gizli kaynağını anlatır. Örtü suçlaması böylece tersine döner, asıl örtülü olan Resul değil göğüslere gizliden fısıldayandır. Felak'ta şer dışarıdan gelmişti, akitler bozulmuş ve haset eyleme dönmüştü. Nas'ta ise şer artık içeri girer ve göğüste yuvalanır.
Kuran insanı en az dört ayrı kelimeyle anlatır ve her biri insanın başka bir yüzünü gösterir. İnsan kelimesi ENS kökünden gelir ve tekil, bireysel insanı anlatır. İns de aynı köktendir ve Kuran'da cinneye karşılık gelen görünen varlığı anlatır, kök görmeyi ve görünür olmayı taşır. Beşer ise BŞR kökünden gelir ve derisi görünen, bedensel ve anatomik insanı anlatır. Müddessir suresinde bu kelimenin izini sürmüştük. Nas ise görünür ve bilinir insan topluluğunu ve kalabalığını anlatır. Türkçe çeviriler dördünü de insan olarak karşılar ve bu çeviri sabiti anlamlar arasındaki nüansı siler. Nas suresi topluluğu anlatan nası seçer ve onu beş ayetin sonunda tekrarlar. Fısıltı bir kişinin göğsüne düştüğü gibi bir topluluğun göğsüne de düşer. Nasın Rabbi, Meliki ve İlahı o topluluğun göğsüne gizliden ve açıktan fısıldanan her şeye karşı sığınaktır.